Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/2912 E. 2023/5481 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2912
KARAR NO : 2023/5481
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2373 E., 2020/517 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/49 E., 2019/78 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı, ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkete ait işyerinde 06.08.2013 tarihinde iş kazası geçirdiğinden bahisle 137.481,28 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; olayın 06.08.2013 tarihinde meydana geldiğini bu sebeple taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının davalı şirket nezdinde çalıştığını, diğer davalı …’in işveren sıfatına sahip olmadığını, bunun hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, işveren şirketin bütün iş güvenlği tedbirlerini aldığını, işgüvenliği malzemelerini verdiğini, davacıya tüm işçilik alacaklarının ödendiğini, devamsızlık sebebi ile iş akdinin feshedildiğini, davacının paketleme işçisi olduğunu çalışma alanının dışında sohbet için kaza mahalline geldiğini bağdaş kurup oturmaması gereken bir yere oturduğunu, istif bölgesine bu kadar yaklaşmasının doğru olmadığını, müvekkilinin kusurunun olmadığını, davacının herhangi bir maddi kaybının olmadığını, manevi tazminat yönünden de yeterli gerekçe bulunmadığndan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranının %19,00 olduğu, kazanın meydana gelişinde davalı işveren şirketin %100 oranında kusurlu olduğu, bu kusurun içinde kalmak kaydıyla davalı gerçek kişinin %10 kusurlu olduğundan bahisle davacı lehine 137.471,28 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, karar tarihi itibariyle 2019 yılı asgari ücret tutarının belli olması nedeniyle maddi tazminat hesabının 2019 yılı asgari ücreti dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini, davacı için belirlenen 20.000,00 TL manevi tazminatın düşük olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; usule ilişkin itirazlarının dikkate alınmaksızın karar verildiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalı … yönünden davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın meydana geldiği istif alanının davacının çalışma alanı olmadığını, dinlenme maksadıyla olsa dahi orada bulunmasının kusurlu olduğunun en açık ispatı olduğunu, davacı ve diğer çalışanların iş güvenliği konusunda eğitildiğini, devrilme gibi muhtemel sonuçtan kaçınmak için çalışanların istif bölgesine yaklaşmamaları için talimat verildiğini, davalı işverenin kusursuz olduğunu, davacının kaza nedeniyle maddi bir kaybı bulunmadığını istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından bahisle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, işveren sıfatı olmayan davalılardan …’na şahsi olarak husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi’nce davalı gerçek kişiye işveren vekili olarak sorumluluk yükletilmesinin açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirketin tüm önlemleri aldığını, buna rağmen hiç öngörülmeyecek bir kaza hâsıl olduğunu, istif alanının davacının çalışma alanı olmadığını, kusurun oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, davacının herhangi bir malul halinin bulunmadığını, yaşanan olay akabinde işyerinde çalışmasına devam ettiğini, SGK belgelerine göre de davacının iş göremezliğinin %19,00 olarak tespit edildiğini, bu oranda malullüğün söz konusu olamayacağını, davacının iş kazası sebebiyle maddi bir kaybı olmadığını, çalışılmayan dönemde maaş ödemelerinin tam ücret üzerinden devam ettiğini, dolayısıyla, bir zarar meydana gelmiş ise bile, dava açılmadan önce tüm bunların davacıya ödenerek, mağdur kalınmasının önüne geçildiğini, ayrıca davacının kurumdan geçici iş göremezlik ödeneği aldığını, yasa gereği geçici iş göremezlik ödeneğinin alınması durumunda bu rakamın aylık ücretten mahsup edilmesi gerektiğini, özetle davacının maddi kaybının bulunmadığını, dava dilekçesinde maddi zararın varlığından söz edilirken maddi tazminatın dayanağının ne olduğundan söz edilmemiştir ve dosyada bu kayba ilişkin herhangi bir belge de bulunmadığını, davacının maaş alacakları yönünden bir kaybı olmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesi’nin 137.471,28 TL bedelinde açıkça fahiş tutarda maddi tazminata karar vermesinin yasaya aykırı olduğunu, belirtildiği üzere diğer davalı şirket tarafından çalışmadığı dönemde dahi maaş ödemelerinin tam ücret üzerinden ödenmeye devam ettiğini, davacı mağdur bırakılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
a.Davalı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde Hünkar Gıda Makina San. ve Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352’nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davalı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde Hünkar Gıda Makina San. ve Tic. A.Ş. vekiline 14.07.2020 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 24.02.2022 tarihinde verilmiştir.

Açıklanan nedenlerle davalı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde Hünkar Gıda Makina San. ve Tic. A.Ş. vekilinin temyiz isteminin süreden reddine karar verilmiştir.

b.Davalı … vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ncı maddesi, 297 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanun’un 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanun’un 8 inci ve 31 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre, davalı … vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından davacının iş kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranının %19,00 olduğu, kazanın meydana gelişinde davalı işveren şirketin %100 oranında kusurlu olduğu, bu kusurun içinde kalmak kaydıyla davalı gerçek kişinin ise %10 oranında kusurlu olduğu, davacı tarafın hüküm altına alınacak tazminatlara olay tarihinden yasal faiz uygulanması talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi’ne manevi tazminatın olay tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş olmasına karşın, maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği, davacının maddi tazminat talebi 137.481,28 TL olduğu ve İlk Derece Mahkemesi’nce davacı lehine 137.471,28 TL maddi tazminat ödenmesine karar verildiği halde gerekçede davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar verildiğinin belirtildiği, gerekçeli karar başlığında davalı şirketin ticaret unvanının hatalı gösterildiği anlaşılmaktadır.

Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 28 inci maddesinde de bu husus belirtilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294 üncü maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; “(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır.” şeklinde açıklanmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinde de, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği “(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır.

Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.

Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.

Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, … 2011, s.472).

Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

Kanun’un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Öte yandan, HMK 26. (HUMK. nun 74) maddesi gereğince hakim, kural olarak iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup talepten fazlasına hüküm veremez.

Somut olayda davacının faiz başlangıç tarihi konusundaki talebinin aşılarak hüküm altına alınan maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi yerinde olmadığı gibi, davacının maddi tazminat istemi kısmen kabul edilmiş olmasına karşın gerekçede maddi tazminatın kabulüne karar verildiğinin belirtilmesi de isabetsizdir. Yine davalı şirketin ticaret unvanının gerekçeli karar başlığında hatalı gösterilmesi de doğru olmamıştır.

Ne var ki bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,

1.Davalı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde Hünkar Gıda Makina San. ve Tic. A.Ş. vekilinin temyiz isteminin süreden reddine,

2…. vekilinin temyizi itirazları yönünden;
A.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

B.İlk Derece Mahkemesi kararının;
a.Karar başlığında yer alan ” 2-Hünkar Mak. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.” rakam ve sözcüklerinin silinerek yerine geçmek üzere “2-Hünkar Gıda Makina San. ve Tic. A.Ş.” rakam ve sözcüklerinin yazılması,

b.Gerekçesinin 2 nci sayfasının sondan önceki paragrafında yer alan “Maddi tazminat talebi kabul edilmiştir.” sözcüklerinin silinerek yerine geçmek üzere “Maddi tazminat talebi kısmen kabul edilmiştir.” sözcüklerinin yazılması,

c.Hüküm fıkrasının maddi tazminata ilişkin 1 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere “1-137.471,28 TL maddi tazminatın (davalı …’nun sorumluluğu kaza tarihi olan 06.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle sınırlı olmak üzere) kaza tarihi olan 06.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılması suretiyle ilk derece mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.