YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12805
KARAR NO : 2023/20843
KARAR TARİHİ : 12.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/602 E., 2022/404 K.
SUÇ : Hakaret
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hakaret suçundan sanık …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca 4 ay hapis ve 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Kütahya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.06.2010 tarihli ve 2009/935 Esas, 2010/619 Karar sayılı kararının 13.07.2010 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 21.04.2011 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbarı üzerine, hükmün açıklanması ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca 4 ay hapis ve 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Kütahya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli ve 2015/855 Esas, 2015/1073 Karar sayılı kararının Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14.09.2021 tarihli ve 2021/3873 Esas, 2021/21570 Karar sayılı ilamı ile bozulmasını müteakip basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda sanığın 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü ve 62 nci, 5271 sayılı Knaun’un 251 inci ve 283 üncü maddeleri maddeleri uyarınca 4 ay hapis ve 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 151 inci maddesi uyarınca 1 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Kütahya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2022 tarihli ve 2021/602 Esas, 2022/404 Karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 gün ve 2023/57884 sayılı Tebliğname’si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan hakaret suçlarının 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, somut olayda suç tarihinin 18.05.2009, 22.05.2009 ve 24.05.2009 olduğu ve sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 13.07.2010 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 21.04.2011 tarihinde yeniden suç işlediği, 5271 sayılı Kanun’un 231/8-son cümlesi gereğince 13.07.2010 ile 21.04.2011 tarihleri arasında dava zamanaşımı süresinin duracağı, bu itibarla suç tarihi olan 18.05.2009, 22.05.2009 ve 24.05.2009 gününden Yargıtay bozma ilâmı sonrası yapılan yargılama sonucunda kararın verildiği 12.09.2022 tarihine kadar geçen 13 yıl 3 ay 25 günlük süreden, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 13.07.2010 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlenen suçun suç tarihi olan 21.04.2011 tarihleri arasında geçen 9 ay 8 günlük durma süresi çıkarıldığında, bakiye kalan 12 yıl 6 ay 17 günlük sürede 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin tamamlandığı cihetle, dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı açısından sanık hakkında uygulanması gereken 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesi;
“(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;
a)Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b)Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c)Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d)Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e)Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik fıkra: 29.06.2005-5377 S.K./8.mad) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi hâlinde dava zamanaşımı uygulanmaz.” şeklinde,
Anılan Kanun’un 67 nci maddesi;
“(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
(2) Bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde, davazamanaşımı kesilir.
(3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” biçiminde düzenlenmiştir.
Görüleceği gibi 5237 sayılı Kanun’da bütün suçlar bakımından kesme nedenleri ortak olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında, suçla ilgili olarak şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir.
Dava zamanaşımının durması ise, Kanunda açıkça sayılan bazı hallerde soruşturma veya kamu davasının yürütülememesinden dolayı, bu halin ortaya çıkmasından, kalkması anına kadar geçen sürede zamanaşımının işlememesini ifade etmektedir. Zamanaşımını durduran nedenlerin varlığı halinde, zamanaşımı süresi en son kesen işlemden itibaren, durdurucu nedenin ortaya çıktığı ana kadar işleyecek, bu engelin kalkmasıyla duran zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Zamanaşımı süresinin hesaplanmasında ise önceden işleyen süre ile sonradan işleyen süreler birbirine eklenmek suretiyle zamanaşımı süresi belirlenecektir.
Anayasının 38 inci maddesinde dava zamanaşımının kanunilik ilkesi kapsamında olduğu benimsenmiş olup dava zamanaşımını durduran veya kesen nedenlerin kanunda açıkça gösterilmesi gerekir, bu nedenlerin yorum veya kıyas yoluyla genişletilmesi mümkün değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.03.2017 tarihli ve 2015/8-268 Esas ve 2017/124 sayılı, 17.01.2017 tarihli ve 2015/15-536 Esas ve 2017/14 sayılı, 01.03.2016 tarihli ve 2015/3-599 Esas ve 2016/99 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde yeni suç işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte yeniden işlemeye başlayacaktır.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın 18.05.2009, 22.05.2009 ve 24.05.2009 tarihinde işlediği hakaret suçu nedeniyle kovuşturmanın yapılarak hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 13.07.2010 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 21.04.2011 tarihinde suç işlemesinden dolayı ihbar üzerine hükmün 08.12.2015 tarihinde açıklandığı, hükmün sanık tarafından temyizi üzerine 08.12.2015 tarihinde bozulmasına karar verildiği, 12.09.2022 tarihinde sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile yeniden suç işlediği tarih arasındaki 9 ay 8 günlük durma süresi de eklendiğinde, suç tarihinden itibaren 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin karar tarihinden önce gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Kütahya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.09.2022 tarihli ve 2021/602 Esas, 2022/404 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Bozma nedenine göre karardaki hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Kanun ‘un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca Yargıtay tarafından düzeltilmesi gerektiğinden; sanık … hakkında, hakaret suçundan açılan kamu davalarının, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca DÜŞMESİNE, sanık hakkında açılan kamu davalarının düşmesi nedeniyle bu suçlar için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.09.2023 tarihinde karar verildi.