Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/5174 E. 2023/4899 K. 12.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5174
KARAR NO : 2023/4899
KARAR TARİHİ : 12.09.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/727 Esas, 2022/910 Karar
HÜKÜM : Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacı aleyhine 15.01.2015 tarihli bloke çeke dayalı ilamsız icra takibi yaptığını, davacının davalıdan İstanbul Bahçelievler’de bulunan bir daireyi KDV dahil 398.700,00 TL’ye satın aldığını, bedelinin 12.01.2015 tarihli … Barter A.Ş.’ye ait barter çekiyle ödendiğini, davalı ile ikinci bir gayrimenkulün devri konusunda da anlaşılmasına rağmen bu gayrimenkulün devrinin sağlanmadığını ve ikinci gayrimenkulün devir bedeli için verilen icra takibine konu bloke çekin konusuz hale geldiğini ancak davalının bu çeki iade etmediğini, davacının ihtiyati haciz baskısı altında 400.000,00 TL’yi ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek icra takibinin iptaline, müvekkilinin takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenen bedelin istirdatına ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, haksız kazanç sağlama peşinde olduğunu, müvekkiline ait … ‘deki 21 numaralı dairenin 15.01.2015 tarihli 400.000,00 TL bedelli bloke çekin müvekkiline teslimi ile bloke çekin tahsil garantisi de dikkate alınarak davacıya devredildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2017 tarihli ve 2015/209 E., 2017/128 K. sayılı kararıyla; davalının davaya konu blokeli çekin düzenlenmesine dayanak olan hukuki ilişkiye dayanarak davacıya karşı takip ve dava açabileceğini, davalının davacıdan alacaklı olduğuna ilişkin belge sunmadığı gibi çekin davacıya devrettiği taşınmazın bedeli olduğunu savunmuş ise de bu taşınmazın bedelinin barter çeki ile ödendiğinin anlaşıldığı, davalı tarafından davacıya devredilen Bahçelievler’deki 21 numaralı daire bedeli için davalıya …Barter A.Ş.’ye ait barter çekin verildiğinin …Barter A.Ş.’nin cevabi yazısıyla anlaşıldığı, davalının 2 nci bir taşınmazı da davacıya devrettiğini savunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasına ödenen toplam 467.121,32 TL’nin davalıdan istirdatına, 400.000,00 TL asıl alacak üzerinden %40 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.07. 2020 tarihli ve 2017/3031 E., 2020/1301 K. sayılı kararıyla; sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne ve davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 14.02.2022 tarih, 2020/6947 E., ve 2022/1096 K. sayılı kararıyla; “menfi tesbit davalarının bazı türlerinde, kural olarak ispat yükü davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir kambiyo senedinin karşılıksız (bedelsiz) kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tesbit davasında ispat külfetinin, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya ait olduğu, esasen çekin ödeme aracı niteliğinde olması, keza genellikle konut satışları nedeniyle kullanılmakta olan bloke çekin, taşınmazın devrine bağlı olarak satıcıya teslimi gerekmesi, somut olayda, bloke çekin satıcı davalıya teslim edilmiş olması nedeniyle ispat yükü bakımından aksinin düşünülmesinin mümkün olmadığı, bu durumda, davacı borçlunun taraflar arasında iki adet taşınmazın devri konusunda anlaşma yapıldığı, dava ve takip konusu çekin gerçekleşmeyen taşınmaz satışına ilişkin düzenlendiği yolundaki iddiasını yazılı şekilde ispatlaması gerekmekte olup bu yoldaki iddiasını ispata elverişli bir delil sunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken ispat yükü bakımından yerinde olmayan değerlendirmeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, ispat külfeti davacı borçlu da olup davacının davaya konu iddialarını yazılı delille ispatlanması gerektiği ancak bu mahiyette delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrar ederek müvekkilinin gerek tarafların kayıtları gerekse de resmi tapu senediyle ispat külfetini yerine getirdiğini buna rağmen davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.