YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9230
KARAR NO : 2023/3400
KARAR TARİHİ : 26.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2086 E., 2019/2251 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 07.11.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının Özel Yetkili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010/640 nolu soruşturma dosyası kapsamından 24.05.2012 tarihinde gözaltına alındığını, 27.05.2012 tarihinde tutuklandığını, davacı aleyhine İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/9 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, 24.01.2014 tarihinde tahliye edildiğini, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı dosyasından verilen 22.02.2016 tarihli karar ile tüm suçlardan beraatine hükmedildiğini, kararın 21.10.2016 tarihinde kesinleştiğini ve davacının toplam 21 ay haksız yere cezaevinde kaldığını belirtmiş, bu kapsamda gelir kaybı, cezaevi masrafları ve avukata ödenen ücret bakımından 683.600,00 TL maddi ve 450.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 1.130.000,00 TL tazminatın 27.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 07.12.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki, süre, mükerrerlik, husumet ve görev yönünden itirazda bulunduklarını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, avukatlık ücretine ilişkin talebi kabul etmediklerini, tutuklama tarihinden faiz talep edilemeyeceğini ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
3. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.03.2018 tarihli ve 2016/401 Esas, 2018/138 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2018/2086 Esas, 2019/2251 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 27.11.2021 tarihli tebliğnamesi ile davalının temyiz talebinin reddini, davacının temyiz talebinin ise esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davalı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminatın fahiş olduğuna ilişkindir.
2. Davacı vekilinin temyiz istemi; avukatlık ücreti, cezaevi harcamaları ve satılmak zorunda kalınan taşınmaz ile otomobilin bedelinin maddi zarara dahil edilmesi gerektiğine ve eksik maddi ve manevi tazminata hükmedildiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde “Davacının 24/05/2012 ve 28/01/2014 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, daha sonradan yargılandığı dosyadan beraat ettiği … toplam 617 gün sanığın tutuklu kalmasına sebebiyet verildiği, davanın askeri casuslukta kumpas davası olarak anıldığı, davacının belirli bir işinin olmaması nedeniyle asgari ücret tarifnamesine göre hesaplanan 16.042 TL ve ayrıca avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 3,600 TL’den ibaret 19.642 TL maddi tazminatın davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, ayrıca 20.000 TL manevi tazminatın davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.” denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 15.553,20 TL’ye indirilmesi, manevi tazminat miktarının 25.000,00 TL’ye yükseltilmesi ve vekalet ücretinin 4.360,00 TL olarak değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas – 2016/37 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak ve devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme suçlarından 24.05.2012 – 28.01.2014 tarihleri arasında 614 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.800,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 39.642,00 TL olması ve bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 40.553,20 TL’ye yükseltilmesi suretiyle düzeltilerek esastan ret kararının verilmiş olması nedenleriyle 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
2. Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre davacının cezaevinde yaptığı masraflar ve satılmak zorunda kalınan taşınmaz ile otomobilin bedeli gerçek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu bedellerin maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3. Asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
4. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2018/2086 Esas, 2019/2251 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (B.4) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2018/2086 Esas, 2019/2251 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.09.2023 tarihinde karar verildi.