Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/4487 E. 2023/5069 K. 10.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4487
KARAR NO : 2023/5069
KARAR TARİHİ : 10.10.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/9 E., 2020/49 K.
KARAR : Davanın kabulüne
MAHKEMESİ : Of Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2012/124 E., 2013/3 K.

Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 143 ada 23 ve 28 parsel … 6.708,12 ve 8.949,25 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit edildikten sonra, … Köyü Tüzel Kişiliği ‘nin itirazı Kadastro Komisyonunca kabul edilerek taşınmazların çayır vasfıyla davalı Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
2. Davacılar … ve … dava dilekçelerinde; … ili … ilçesi … Mahallesi 143 ada 4, 23 ve 28 parsel … taşınmazların murisleri Memiş oğlu …’a ait olup ölümüyle kendilerine intikal ettiğini ve ayrıca 143 ada 4 ve 28 parsel … taşınmazların 14.12.1966 tarih ve 37 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında da kaldığını ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların … mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemişler, yargılama sırasında 143 ada 4 parsel … taşınmazın başka dava dosyasında dava konusu olması nedeniyle bu parsel hakkındaki davanın tefriki ile ilgili dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiş ve bilahare davacıların 143 ada 4 parsel … taşınmaza ilişkin davalarından feragat ettiklerini belirtmeleri üzerine 143 ada 23 ve 28 parsel … taşınmazlara ilişkin davaları tefrik edilerek yargılamaya yeni esas numarası üzerinden devam edilmiştir.

3. Birleşen dava dosyasının davacısı … Köyü Tüzel kişiliği temsilcisi dava dilekçesinde; … ili … ilçesi … Mahallesi 143 ada 23 ve 28 parseller ile dava dışı diğer parsellerin köy tüzel kişiliğine ait olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların Köy Tüzel Kişiliği adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 143 ada 23 ve 28 parsel … taşınmazlar hakkındaki dava yönünden tefrik kararı verilerek eldeki dosya ile birleştirildikten sonra, 143 ada 23 ve 28 parsel … taşınmazlar hakkındaki davalarından köy derneğinin 10.03.2013 tarihli kararı ile feragat ettiklerini belirtmiş ve bu kararın tasdikine ilişkin … Kaymakamlığı’nın 14.03.2013 tarihli olur yazısını dosya içerisine sunmuştur.

II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi cevabında; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.04.2013 tarih ve 2010/27 Esas, 2013/108 Karar … kararı ile, taşınmazların öncesinde arpa tarımında kullanılmakta iken son 20 – 30 yıldan bu yana çayır vasfıyla kuru ot üretiminde kullanılan yerlerden oldukları ve gerçek kişi davacılar lehine zilyetlikle edinim koşullarının gerçekleştiği, davacı köy tüzel kişiliğinin ise davasından feragat ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 143 ada 23 ve 28 parsel … taşınmazlar hakkındaki 02.09.2009 tarihli kadastro komisyon kararının iptali ile taşınmazların … mirasçıları adına miras payları oranında tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemenin 26.04.2013 tarih ve 2010/27 Esas, 2013/108 Karar … kararı, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.12.2017 tarih ve 2015/15750 Esas, 2017/8452 Karar … ilamıyla; ” ilk derece mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, dava konusu taşınmazlara komşu olan tüm taşınmazların kadastro tutanakları, varsa tespite dayanak belgeler ve kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının onaylı örneklerinin ilgili yerlerden getirtilmesi, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının revizyon görüp görmedikleri sorulup revizyon görmüşlerse revizyon gördükleri taşınmazların tespit tutanakları ile dava konusu taşınmazların tespit tarihinden 15 – 20 – 25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının getirtilip dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, teknik bilirkişi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulunun katılımıyla, taşınmazların çayır olduğu belirtildiğinden buna uygun dönemde ve iklim koşullarında yeniden keşif yapılması ve bu keşifte, öncelikle davacı yanın tutunduğu tapu kaydının yöntemince uygulanarak kapsamının 3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 20 nci maddesi gereğince varsa haritasına göre belirlenmesi, tapu kaydının haritasının bulunmaması veya uygulama kabiliyetinin olmaması durumunda ise, hudutlarının yerel bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesinin istenilmesi, bilirkişilerin gösteremediği sınırların tespiti için davacı tarafa tanık dinletme imkanının sağlanması; fen bilirkişisine, uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor düzenlettirilmesi; çekişmeli taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde usulünce zilyetlik araştırması yapılması, bu kapsamda, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın kime ait olduğunun, öncesinde kim tarafından ne kadar süre ile kullanıldığının, kimden kime ne şekilde intikal ettiğinin, zilyetliğin sürdürülüş biçiminin, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve varsa dayanaklarını oluşturan kayıtlarla denetlenmesi; fen bilirkişisinden, keşfi takibe elverişli krokili rapor alınması; ziraatçi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş ve etrafı işaretlenmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şekline ve süresini belirtir şekilde rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi ” gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla, tapu kaydı uygulaması yönünden, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının hudutlarının yerel bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesinin istenildiği, ancak okunan üç sınırın ikisinin 23 nolu parsele uyduğu, bir sınırının ise 28 nolu parsele uyduğu, bir tapu kaydının dava konusu yere ait olması için en az üç hudut itibari ile dava konusu yere uyması gerektiği bu nedenle, çekişmeli taşınmazların tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı, zilyetlik araştırması yönünden ise; mahallinde dinlenen bilirkişilerin beyanlarına göre, taşınmazların, davacıların dedeleri …’ ye, dedelerinin vefatından sonra ise çocukları … ve …’ya intikal ettiği ve bu kişilerinde vefatından sonra çocukları tarafından eski yıllarda arpa ekilerek, arpaya olan ihtiyacın bitmesi nedeniyle sonraki yıllarda (son 30 yıldır) da çayırlık olarak ot biçmek suretiyle kullanıldığı, zilyetliklerinin bu şekilde kesintisiz olarak devam ettiği, jeodezi ve fotogrametri mühendis bilirkişilerinin raporlarında, eski tarihli hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme sonucunda 143 ada 23 ve 28 nolu parseller üzerinde orman varlığının söz konusu olmadığı, dava konusu taşınmazların üzerinde zirai bir faaliyetin olduğu, buna bağlı olarak zilyetlikten söz edilebileceğinin belirtildiği, ziraat mühendisleri bilirkişilerinin raporlarında, 143 ada 23 ve 28 numaralı parsellerin uzun zaman öncesinde insan eliyle taşlardan arındırıldığı, keşif sırasında belirtilen taşınmaz sınırlarının uzun yıllar boyunca işlenmemesine rağmen daha önce tarım yapıldığının belirgin şekilde görüldüğü, arazinin eğimli olması dolayısıyla taraçalar haline getirildiği ve bu şekilde tarımsal amaçlı kullanıldığına dair emareler mevcut olduğu, dava konusu arazinin kadimden beri aynı vasıf ve nitelikte olduğu, çayır – tarla tarımı yapıldığını gösteren fiziki yapıya ve gözlemsel değerlere sahip olduğu, kadimden beri kullanılan tarım arazileri oldukları, bu haliyle taşınmazlar üzerinde davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu, birleşen dosya yönünden ise, temyiz yasa yoluna başvurulmadığından bu dosyanın kesinleştiği gerekçesiyle, birleşen dosya hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, asıl dosya yönünden ise davanın kabulü ile 143 ada 23 ve 28 parsel numaralı taşınmazlar hakkındaki 02.09.2009 tarihli kadastro komisyon kararının iptaline, taşınmazların kadastro tutanağındaki vasıf ve yüzölçümü ile hüküm yerinde gösterilen kişiler adına paylı olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay tarafından incelenmesinin uygun görüldüğünü belirterek, resen belirlenecek sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 … Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 … Kadastro Kanunu’ nun (3402 … Kanun) 14, 17 ve 20 nci maddeleri,

3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; davacılar, kadastro komisyon tutanağındaki tespitlerin aksine, dava konusu taşınmazlar üzerinde lehlerine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu iddiasıyla dava açmış olup, davacılar ile davalı Hazine arasındaki eldeki davada, ispat yükü davacı tarafa aittir. Başka bir deyişle, çekişmeli taşınmazlar üzerinde malik sıfatıyla, nizasız ve aralıksız, 20 yılı aşkın zilyetliklerinin bulunduğunu, davacı tarafın ispat etmesi gerekmektedir. Bozma ilamından sonra alınan üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu raporunda, taşınmazlar üzerinde uzun yıllardır kültür bitkisi tarımı olarak her hangi bir tarımsal üretimin yapılmadığı, taşınmazların doğal bitki örtüsü olarak mera statüsündeki arazilerin devamı niteliğinde olduğu, yedinci sınıf arazi vasfında olup eğimin % 25 – 30 arasında değişen oranda olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre, taşınmazların kuzeyinde mera vasıflı 212 ada 115 parsel … taşınmazın bulunduğu anlaşılmakta olup, ziraatçi bilirkişi kurulu raporuna ekli fotoğraflardan da, söz konusu mera parseli ile çekişmeli taşınmazlar arasında ayırıcı bir unsurun bulunmadığı görülmektedir.
Bu durum karşısında, davacı tarafça, çekişmeli taşınmazlar üzerinde, lehlerine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunun ispat edildiğinden söz edilemez.
2. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazlar üzerinde, davacı taraf lehine, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluştuğunun ispatlanamadığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.