YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5074
KARAR NO : 2023/3406
KARAR TARİHİ : 27.09.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/39 E., 2015/256 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.10.2015 tarihli 2015/39 E. 2015/256 K. Sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay geri alınmasına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.09.2020 havale tarihli ve 2016/34136 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna dair süre tutum dilekçesi vererek kararı temyiz etmiş olup karar tebliğine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi sunulmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Kabulü:
“Dosyada mevcut ilgili bilirkişi raporu ile Kaza yerinin toplam genişliğinin 12 metre olduğu, kazanın meydana geldiği noktanın Siverek ilçesi istikametinden Şanlıurfa ili istikametine doğru Adliye lojmanları önü olduğu, yolun gidiş geliş olarak iki yönlü bölünmüş yol olduğu, kazanının meydana geldiği saatte gün durumunun görüşe engel olmadığı, kaza mahallinde görevli polis memurlarının çizdiği kaza tespit tutanağında fren izlerinin olmadığı, ilk çarpma noktasının kaldırım olduğu, mobese görüntülerinde de aracın Hilvan Lisesi önünde nedensiz bir şekilde sağ sola manevra yaptığı daha sonra adliye lojmanları önüne geldiğinden aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza tespit tutanağında da belirtildiği gibi önce kaldırıma sonra yol üzerinde yürüyen yayalar … …, …’a çarptığını, …plakalı … sürücüsü … ifadesinde okul dağılımını gördüğnü, beyan ettiği ve mobese görüntüsünde aracının direksiyon hakimiyetini kaza mahallinden önce de kaybettiği tespit edildiği, …plakalı … sürücüsü …’in karayolları trafik kanunun 52 maddesinde ve karayolları trafik yönetmeliğinin 101 maddesinde maddesinde belirtilen sürücüler hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırları”kuralını ihlal ettiği, mobese görüntüleri dosyada buunan ifadeler ve kaza tespit tutanağından yayalar …, …, …’un kaldırımda değil yolun en sağ şeridinde yürüdükleri anlaşılmakta ve karayolları trafik kanununa bağlı yönetmeliğin 138 maddesinde belirtilen yayalar taşıt yolu bitişiğinde veya yakınında yayay yolu, banket veya alan varsa buralardan yürümek, her iki tarafında banket bulunan ve kullanılabilir durumda olan yollarda kendi gidiş yönüne göre sol bankette yürümek zorundadırlar, kuralını ihlal ettikleri, …plakalı … sürücüsü …’in birinci derecede kusurlu olduğu, yayalar …, …, …’un ise ikinci derecede kusurlu olduklarının anlaşılmıştır.
Meydana gelen kaza sonucunda da bir kişinin hayatını kaybettiği ve birden fazla kişinin de yaralandığı anlaşılmıştır. Sanığın gerek bilirkişi raporu gerekse de olayın hemen akabinde düzenlenen olay tespit tutanağında birbiri ile uyumlu olacak şekilde asli ve birinci dereceden kusurlu olduğu, şehir merkezine girerken aracının hızını düşürmeyerek hızlı bir şekilde seyahat ettiği sırada aracın hakimiyetini kaybederek yolun kenarında bulunan maktul ve mağdurlara çarparak maktulun ölümüne ve mağdurların yaralanmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.” şeklindedir.
2.Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen ölü muayene zaptında, …’ın künt kafa ve genel beden travmasına bağlı olarak öldüğü tespit edilmiştir. Olay nedeniyle …’nın yaşamını tehlikeye sokan basit tıbbi müdahale ile giderilemez ve yüzde sabit iz oluşacak şekilde, …’un yaşamını tehlikeye sokan ve kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandıklarına dair raporları dosya içerisindedir.
3.Kaza tespit tutanağında, meskun mahalde, gündüz vakti, bölünmüş caddede, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken Hilvan Lisesi önünde zik zak çizdiği, seyrine devam ederek Hilvan adliye lojmanları önüne geldiğinde çevresinde trafiğe engel bir … bulunmamasına rağmen … sağ ön teker ve muhtelif kısımları ile önce yaya kaldırımına çarpıp daha sonra yolun sağ şeridinde yürüyen yayalara çarpması neticesinde trafik kazasının meydana geldiği, kazanın oluşumunda … sürücüsü …’in KTK’nın 2918 sayılı diğer kusurlardan 52/1B”araçların hızlarını, araca yük ve teknik özelliğine görü yol hava ve trafik duruunun gerektirdiği şartlara uydurmamak” maddesini ihlal ettiği, yayalar …, … ve…’un Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 138-a “yayalar taşıt yolu bitişiğinde veya yakınında yaya yolu, banket veya varsa buralarda yürümek, her iki tarafında banket bulunan kullanılabilir durumda olan yollarda kendi gidip yönüne göre sol bankette yürümek zorundadırlar” kuralını ihlal ettikleri tespit edilmiştir.
4.Trafik bilirkişi raporunda sanık sürücünün asli kusurlu, yayaların tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
5.Sanığın savunması ” Olay tarihinde üzerime kayıtlı olan … ile siverek’ten urfa istikametine seyir halindeydim, yanımda … bulunmaktaydı, ibrahim’e urfa devlet hastanesinde parmağına platin takılmıştı, olay günü o platini çıkarmaya urfa’ya gidiyorduk, hilvan’a geldiğimizde olayın olduğu yerde gözüm karardı, daha sonra müştekilere çarpmışım, hızım 70 civarındaydı, aracı önce yol kenarında bulunan foseptik çukuruna daha sonra çocuklara çarptığımı hatırlıyorum, fren tuttum ancak mesafe azdı, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatimi talep ederim, dedi. ” ” Beyanlarım doğrudur, hızım 70 civarındaydı kendimi kaybettim, sebebini bilmiyorum, fren tuttum,” şeklindedir.
6.Olay nedeniyle yaralanan … (Çetinkaya) ve … sanıktan şikayetçi olup davaya katılmalarına karar verilmiştir.
7.CD çözümleme tutanağı dosya içerisindedir.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemesinin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK’nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ölmesine, iki kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini yerine, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğu yönünden;
1.Dosya içeriğine göre, meskun mahalde, gündüz vakti, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile bölünmüş caddede seyir halindeyken, Hilvan lisesi önünde sağ şeride doğru yaklaşık bir buçuk metre kadar yaklaştığı, daha sonra tekrar kendi şeridine girerek adliye lojmanları önüne kadar gittiği, daha sonra ilçe emniyet müdürlüğü önünde direksiyon hakimiyetini kaybederek önce kaldırıma daha sonra yolun en sağ şeridinde yürüyen yayalara çarpması neticesinde asli kusurlu olarak bir kişinin ölmesine, bir kişinin yaşamını tehlikeye sokan basit tıbbi müdahale ile giderilemez ve yüzde sabit iz oluşacak şekilde, bir kişinin yaşamını tehlikeye sokan ve kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda mahkumiyetine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3.5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasında; belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceğinin düzenlendiği; sanığın sürücü belgesi bilgileri incelendiğinde, aynı belge numarası adı altında hem A2 sınıfı hem de B sınıfı sürücü belgesinin bulunduğu, aynı zamanda mevcut sürücü belgesi sınıflarının birbirleri yerine ikamesinin söz konusu olmadığı, dolayısıyla sanık hakkında bu madde hükümlerinin uygulanmasına karar verilirken, yargılamaya konu kazayı idaresindeki otomobil ile yaptığı ve bu nedenle sanığın somut olaya konu taksirle öldürme suçu sebebiyle A2 sınıfı sürücü belgesinin geri alınamayacağı gözetilmeden, sanığa ait sürücü belgesinin sınıfı belirtilmeden ve ilgili madde hükmünün amacına aykırı şekilde geri alınmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) nolu bölümde açıklanan nedenle Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.10.2015 tarihli 2015/39 E. 2015/256 K. sayılı kararı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında beşinci paragrafta yer alan “sürücü belgesinin” ibaresinden önce gelmek üzere “B sınıfı” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.09.2023 tarihinde karar verildi.