YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5145
KARAR NO : 2023/4159
KARAR TARİHİ : 18.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1507 E., 2023/1555 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.03.2023 tarihli ve 2022/474 Esas, 2023/93 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay 24 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 15.05.2023 tarihli ve 2023/1507 Esas, 2023/1555 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafilerinin ve katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafilerinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 11.07.2023 tarihli ve 2023/79788 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri
1. Katılanlar … ve … vekilinin temyiz sebepleri; sanığın sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, sanık tam kusurlu olduğu hâlde ölenlere de kusur yükleyen hatalı raporlara itibar edildiğine, sanığa daha fazla ceza hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmediğine ilişkindir.
2. Katılanlar …, … ve … vekilinin temyiz sebepleri; tek ve tam kusurlu olan sanığa 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince üst sınırdan ceza tayini ve suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/2) oranında artırım yapılması gerektiğinin gözetilmediğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafilerinin Temyiz Sebepleri
Sanık müdafilerinin temyiz sebepleri; sanığın lehine olan deliller toplanmaksızın eksik araştırma ve inceleme neticesinde kusuru bulunmayan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, kazanın meydana gelmesinde ölen sürücü asli kusurlu olduğu ve sanığın geçmişinin temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınamayacağı gözetilmeden sanık hakkında asgari hadden uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi, sanığın kaza anındaki hızını hatalı şekilde belirleyen raporlara itibar edilerek koşulları oluşmadığı hâlde suçun bilinçli taksirle işlendiğinin kabul edilmesi, sanık hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmaması nedenleriyle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince, 23.10.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, kaza öncesi, kaza anı ve kaza sonrası ile ilgili görüntü kayıtlarının çözümüne ilişkin 08.11.2022 tarihli bilirkişi raporu ile kolluk görevlilerince düzenlenen CD inceleme tutanakları, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Planlama ve Raylı Sistem Dairesi Başkanlığının kaza yerindeki hız limitine ilişkin 02.11.2022 tarihli yazısı, sanık sürücünün alkollü olup olmadığını tespite yönelik 23.10.2022 tarihli alkol raporu ve Adli Tıp Kurumu Antalya Grup Başkanlığının 24.11.2022 tarihli raporu, ölen sürücünün ve ölen yolcunun ölüm sebeplerinin tespitine ilişkin Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 23.10.2022 tarihli ölü muayene tutanakları, kovuşturma evresinde adlî trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan 06.01.2023 tarihli bilirkişi raporu, kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 07.02.2023 tarihli raporu başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;
Sanık sürücü …’ın, sevk ve idaresindeki Toyota marka otomobil ile 22.10.2022 tarihinde saat 23.44 sıralarında, açık havada, gece vakti, aydınlatması mevcut ve azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, platform genişliği 8,5 metre olan orta refüjle bölünmüş, iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı caddede, ön yolcu koltuğunda oturan arkadaşı tanık … ile birlikte Şehitlik Kavşağı yönünden Sampi istikametine kovuşturma evresinde adlî trafik bilirkişisi tarafından olay yerine gidilerek ve kaza noktasından yaklaşık 150 – 160 metre geride bulunan güvenlik kamera kayıtları dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre 108 kilometre/saat hızla sol şerit üzerinde seyir hâlindeyken, istikamet yönüne göre yolun solundaki orta refüj aralığından yaya geçidini kullanarak karşıdan karşıya geçiş yapmak için kaplamaya giren ve arkasında yolcu …’nın bulunduğu alkollü sürücü … yönetimindeki elektrikli skuterin sağ yan kısımlarına, otomobilin ön kısımlarıyla zeminde sağa yönelen 50 metre fren izi bırakarak, yolun ortasında yaya geçidi üzerinde çarptığı, çarpmanın akabinde elektrikli skuterde yolcu olarak bulunan …’nın aracın ön camı üzerinde yaklaşık 10 metre havaya savrulduktan sonra ilk çarpma noktasından yaklaşık 30 – 35 metre yolun sağında bulunan kaldırım üzerine ve elektrikli skuter sürücüsü …’ın yolun sağına doğru havaya savrulduktan sonra kaldırım üzerinde bulunan ağaca çarparak yere düştükleri, sanığın yönetimindeki otomobilin ise kaza yerinden 50 metre ileride yolun sağında durarak ve skuterin otomobilin 15 metre ilerisinde yol ortasında son konumunu aldıkları, 23.10.2022 tarihinde saat 00.14’te yapılan ölçüme göre sanığın alkolsüz, aynı gün 00.18 istek saatli laboratuvar tetkik sonuç raporuna göre elektrikli skuter sürücüsü …’ın 0,84 promil alkollü olduğunun belirlendiği, ayrıca, sanığın, (B), (B1), (F), (M) sınıfı sürücü belgesinin mevcut olduğunun ve aynı yıl 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na (2918 sayılı Kanun) aykırı eylemlerinden dolayı üç ayrı trafik cezası bulunduğunun tespit edildiği, trafik kazasının hemen ardından hastaneye kaldırılan elektrikli skuter sürücüsü … ve elektrikli skuterde yolcu olarak bulunan …’nın yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak, elektrikli skuter sürücüsü …’ın trafik kazası ile husulü mümkün genel beden travmasına bağlı çene ve kol kemiği kırığı ile birlikte kafa içi değişimler sonucu, elektrikli skuterde yolcu olarak bulunan …’nın trafik kazası ile husulü mümkün genel beden travmasına bağlı, pelvis ve etraf kemik kırıkları ile birlikte subaraknoid kanama, hemopnömotoraks sonucu öldükleri, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
2. Katılanlar …, …, …, … ve …; kazayla ilgili görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığını beyan etmişler, ölen …’ın babası ve annesi olan şikâyetçiler … ve … ile ölen …’nın babası, annesi ve ablası olan şikâyetçiler …, … ve …’nun duruşmanın 10.01.2023 tarihli ilk oturumunda taleplerine uygun olarak davaya katılmalarına karar verilmiştir.
3. Sanık …; sevk ve idaresindeki otomobil ile ön yolcu koltuğunda oturan arkadaşı tanık … ile birlikte 78 – 80 kilometre/saat hızla sol şerit üzerinden seyir hâlindeyken, orta refüjden ağaçların arasından ölenin kullandığı aracın bir anda kaplamaya indiğini görmesi üzerine fren basıp sağa manevra yapmasına rağmen kazanın meydana gelmesini engelleyemediğini, bir dakika içerisinde 112 Acil Çağrı Merkezini arayıp, aynı zamanda sağlıkçı olması nedeniyle yaralılara müdahale etmeye çalışsa da sonuç alamadığını, öncesinde keskin viraj olması nedeniyle 108 kilometre/saat hızla yaya geçitine girdiği yönündeki tespiti kabul etmediğini, ölenlerin yakınlarına başsağlığı dilediğini, kazadan dolayı üzgün ve pişman olduğunu; ancak kusurunun bulunmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
4. Tanık … kovuşturma evresinde alınan yeminli anlatımında; “… Olay mahalline geldiğimizde orta refüjden maktullerin indiğini ben gördüm, yaya geçitine yaklaştığımızda bunu fark ettim sanığında fark etmesiyle direksiyonu sağa kırıp fren yaptığını hissettim… Sanığın araçtan inerek maktullerin yanına doğru gittiğini gördüm ancak müdahale edip etmediğini hatırlamıyorum, öncesinde 112’yi aradığını biliyorum. Sanığın seyir halindeki hızının yaklaşık 80 km hızda olduğunu tahmin ediyorum…” şeklinde beyanda bulunmuştur.
5. Kusur durumuna ilişkin olarak;
a) 23.10.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, yaya geçidine yaklaşırken aracın hızını azaltmaması nedeniyle 2918 sayılı Kanun’un 52 nci ve ölen elektrikli skuter sürücüsünün aracını yaya yolunda kullanması nedeniyle aynı Kanun’un 66 ncı maddelerini ihlâl ettikleri,
b) Kovuşturma evresinde adlî trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan 06.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda; sanığın, otomobiller için azami hızın 50 kilometre/saat olarak belirlendiği caddede yaya geçidinin bulunduğu noktaya yaklaşırken aracının 108 kilometre/saat olarak tespit edilen hızını azaltmaması nedeniyle 2918 sayılı Kanun’un 52 nci maddesini, elektrikli skuter sürücüsünün ise elektrikli skuter ile sırtta taşınabilen kişisel eşya harici yük ve yolcu taşınması yasak olmasına rağmen kendini kontrol etme becerisinin zarar görmesini etkileyecek düzeyde alkollü de olduğu halde arkasına yolcu alıp, yayaların kullanımına açık olan yaya geçidi üzerinde bölünmüş yoldan gelen trafik akımını kontrol etmeden seyir hızı ile kaplama üzerine inerek karşıdan karşıya geçmeye çalışması nedeniyle aynı Kanun’un 66 ncı maddesini ihlâl ettikleri,
c) Kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 07.02.2023 tarihli raporunda; “… Sanık sürücü …, idaresindeki otomobil ile yerleşim yeri sınırları içerisindeki cadde sınıfına haiz ve aydınlatması bulunan olay mahalli yolda gece vakti seyir halinde iken hızını mahallin müsaade ettiği azami şartlara göre ayarlaması, kavşak da içeren olay mahalli yaya geçidine yaklaşırken mahaldeki görüş durumunu da dikkate alıp her an bu geçidi kullanmak suretiyle hareket alanına çıkabilecek yaya ya da yayaların olabileceğini öngörmesi, buna göre de mahal şartlarına göre ayarlayacağı hızını, daha da düşürerek geçiş hakkı tanıyacak ve emniyetli bir şekilde zamanında duracak seviyeye düşürmesi, seyrini dikkatli ve kontrollü sürdürerek yolun sol tarafından hareket alanına girip yaya geçidi üzerinden karşıdan karşıya geçiş yapmakta olan müteveffa idaresindeki skutera karşı çarpışmayı önlemek adına zamanında etkin fren ile uygun direksiyon tedbirine başvurması gerekirken anılan bu hususlara riayet etmeksizin mahal şartlarının oldukça üzerindeki bir hızla olay mahalli mevkiye hatalı ve tehlike tevlit eder tarzda yaklaştığı, mevcut seyir hızı elektrikli skuterı zamanında fark edip kazayı önlemek adına tedbir alma imkanını kısıtlar mahiyette olması nedeniyle diğer sürücü idaresindeki skuterı gördüğü anda tedbir almak istemiş ise de hızından dolayı bu tedbirde geç ve yetersiz kaldığı anlaşılmakla, meydana gelen olayda; dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile asli kusurlu bulunmuştur… Müteveffa sürücü …, idaresindeki elektrikli skuter ile yola gereken dikkat ve özeni göstermediği, olay mahalli bölünmüş yolda takiben geldiği yön bölümünden diğer yön bölümüne doğru idaresindeki skuterla yayalarca kullanılan geçit üzerinden nizamlara aykırı bir şekilde karşıdan karşıya geçiş yapmak istediği, yaya geçidi üzerinde sola dönüşle orta refüje gelmesinin ardından diğer yön bölümüne giriş yapmadan evvel mahaldeki görüş durumunu dikkate alıp sağ tarafından yaklaşabilecek araçların gelebileceğini öngörmesi ve diğer yön bölümüne girişini yaklaşmakta olan aracın hız ve yakınlığına ilişkin gerekli ve yeterli kontrolleri yaparak zamanında tedbir almış vaziyette emniyetli bir şekilde gerçekleştirmek yerine orta refüj üzerinden mevcut seyir hızıyla, dikkatsiz, kontrolsüz ve hatalı bir şekilde diğer yön bölümüne girdiği ve sağ tarafından süratli bir şekilde yaklaşan aracın hareket alanına girerek bu araçla çarpıştıkları, ayrıca sürücü dışında başka kişilerin taşınmasının yasaklandığı idaresindeki skuterda yolcu taşıdığı anlaşılmakla, meydana gelen olayda; dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile asli kusurlu bulunmuştur… Müteveffa yolcu …, yolcu taşınması yasak olan elektrikli skuter üzerinde kendi can güvenliğini tehlikeye atarak yolcu olarak bulunduğu anlaşılmakla birlikte bu durum kazanın oluşumunda herhangi bir etkenlik arz etmediğinden kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, fakat kazanın gelişiminde kendi ölümü üzerinde nizamlara aykırı bir şekilde yolcu olarak bulunmasından kaynaklı dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile alt düzeyde tali kusurlu bulunmuştur…” biçimindeki görüşle sanığın ve ölen elektrikli skuter sürücüsünün asli kusurlu, ölen elektrikli skuter yolcusunun ise alt düzeyde tali kusurlu oldukları,Belirtilmiştir.
6. İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 07.02.2023 tarihli raporuna itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli kusurlu olduğu, ayrıca, azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde yönetimindeki otomobili yasal hız sınırının iki katını aşacak şekilde (108 kilometre/saat hızla) süratlice süren sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, iki kişinin ölümünden dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
7. İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, “Sanığın asli kusurlu oluşu aynı zamanda ölen …’nın asli kusurlu oluşu ölen … ’nın alt düzeyde tali kusurlu olduğu yönündeki tespitler gözetilerek” biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı “Sanığın daha önce de trafik güvenliğini tehlikeye düşüren eylemlerde bulunduğuna ilişkin tespitler ve limitlerin üzerinde yaya geçidine yaklaşması sonucunda eylemin gerçekleşmiş olması dikkate alınarak” hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdîren (2/5) oranında artırım yapılarak, sonuç ceza 8 yıl 4 ay 24 gün hapis cezası olarak tayin edilmiş, sanığın sürücü belgesinin suçun bilinçli taksirle işlendiği gözetilerek 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, müdafii tarafından mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanması talep edilen sanık hakkında, “Sanığın eylemi sonucunda meydana gelen netice, neticenin ağırlığı, suçun bilinçli taksirle işlenmiş olması çok sayıda trafik ihlali yaptığının tespit edilmiş olması” biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun’un “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62 nci maddesi uygulanmamış, hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.
8. Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 23 yaşını doldurduğu ve mevcut kazadan yaklaşık 6 ay önce yönetimindeki araçla drift atmasından dolayı hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiş, İlk Derece Mahkemesince hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş sürelerin 5237 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmesine karar verilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de eleştiri konusu yapılmakla yetinilen bu hususun cezanın infazı sırasında dikkate alınmasının mümkün olduğu kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Dosyada mevcut kaza öncesi, kaza anı ve kaza sonrası ile ilgili görüntü kayıtlarının çözümüne ilişkin 08.11.2022 tarihli bilirkişi raporu ile kolluk görevlilerince düzenlenen CD inceleme tutanakları, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Planlama ve Raylı Sistem Dairesi Başkanlığının kaza yerindeki hız limitine ilişkin 02.11.2022 tarihli yazısı, olayın gerçekleşme şekli ile tarafların taksirli davranışlarını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan 06.01.2023 tarihli bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 07.02.2023 tarihli raporu birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, kazanın meydana geliş nedeni kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya etken asli kusurlu davranışların sanık ve ölen sürücü tarafından gerçekleştirildiğinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafilerinin ve katılanlar vekillerinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A-1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; sanığın, yönetimindeki otomobili azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği mahalde yasal hız sınırının çok üzerinde ve yaya geçidine yaklaşmasına rağmen 108 kilometre olan hızını düşürmeksizin süratlice sürmeye devam ettiği, bu hâli ile sürüş güvenliği ve trafik düzenini tehlikeye sokacak durumlarda etkin tedbir alma olanağının azalmasından dolayı yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde şoförlük yeteneklerine, gece olması nedeniyle trafiğin az olacağına, önceki tecrübelerinin olumsuz neticelenmemesine ve özellikle de şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, asli kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucunda iki kişinin ölümüne sebep olduğu, bununla birlikte istikamet yönüne göre yolun solundaki orta refüj aralığından yaya geçidini kullanarak karşıdan karşıya geçiş yapmak için kaplamaya giren elektrikli skuteri gördüğünde sağa direksiyon manevrası yapıp, frene basarak, çarpışmayı önlemeye çabaladığı, meydana gelen sonucu kabullenmediği ve arzulamadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın iki kişinin ölümüne neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği; sonuç olarak sanığın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafilerinin ve katılanlar … ile … vekilinin suç vasfına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Ceza Miktarına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun’un “Taksir” başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun’un “Cezanın belirlenmesi” başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki “suçun işlenmesinde kullanılan araçlar”, (f) bendindeki “failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı” ve (g) bendindeki “failin güttüğü amaç ve saik” ölçütlerine dayanılmaması gerekir.
2. Ayrıca, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.
3. Öte yandan, taksirli suçlarda, bilinçli taksir söz konusu olduğunda, 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacak olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; bu durumda, hâkim somut olayın özelliklerini de gözeterek, bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısı gibi kriterlere göre bir değerlendirme yapıp, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde artırım oranını belirlemelidir.
4. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; asli kusurlu olarak iki kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, “Sanığın asli kusurlu oluşu…” biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu; ayrıca yönetimindeki otomobili azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği mahalde yasal hız sınırının çok üzerinde ve yaya geçidine yaklaşmasına rağmen 108 kilometre olan hızını düşürmeksizin süratlice sürmeye devam eden sanığa, temel cezada üçte birden yarıya kadar artırım öngören 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (2/5) oranında artırım yapılmasının bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısına göre isabetli ve orantılılık ilkesine de uygun olduğu anlaşıldığından, sanık müdafilerinin ve katılanlar vekillerinin ceza miktarına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Takdirî İndirim Nedenlerinin Uygulanmamasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1 inci maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, “… failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri…” şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
2. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; daha önce hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen, asli kusurlu eyleminden dolayı iki kişinin ölümüne neden olan ve gerek kazadan sonra gerek yargılama sürecinde pişmanlığını samimi olarak gösterdiği herhangi bir davranışı tespit edilemeyen sanığı yargılama sırasında bizzat gözlemleyen ve olumlu kanaate ulaşmayan İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında “Sanığın eylemi sonucunda meydana gelen netice, neticenin ağırlığı, suçun bilinçli taksirle işlenmiş olması çok sayıda trafik ihlali yaptığının tespit edilmiş olması” biçimindeki gerekçelerle takdirî indirim nedeni uygulanmamasına karar verilmesinin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, sanık müdafilerinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmamasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafilerinin ve katılanlar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
2. Dairemizin istikrar kazanan kararlarında vurgulandığı üzere; sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilirken, sanığa ait sürücü belgesinin sınıfının belirtilmesi, kazaya karışan aracı sürme yetkisi veren sınıf ile sınırlı olarak sürücü belgesinin geri alınması gerekirken, sanığın, (B), (B1), (F), (M) sınıfı ehliyetinin bulunması ve yargılamaya konu trafik kazasını yönetimindeki otomobil ile yapması nedeniyle Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin “Sürücü Belgelerinin Sınıfları” başlıklı 75 inci maddesi uyarınca otomobil kullanacaklara verilen (B) sınıfı ile sınırlı olarak sanığın sürücü belgesinin geri alınması gerekirken 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasının amacına aykırı şekilde sanığa ait sürücü belgesinin sınıfı belirtilmeden geri alınmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de tespit edilen hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (E) bendinin (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle sanık müdafilerinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 15.05.2023 tarihli ve 2023/1507 Esas, 2023/1555 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği İlk Derece Mahkemesinin kararının hüküm fıkrasının sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin bölümünde yer alan “sürücü belgesinin” ibarelerinin “(B) sınıfı sürücü belgesinin” ibareleri ile değiştirilmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.10.2023 tarihinde karar verildi.