Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/2416 E. 2023/4670 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2416
KARAR NO : 2023/4670
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1831 E., 2021/2411 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I.HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 24.02.2020 gün ve 2020/9275 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası 53 üncü maddesi 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.06.2021 tarihli ve 2020/105 Esas, 2021/204 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca neticeten 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddenin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca neticeten 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 23.11.2021 tarihli ve 2021/1831 Esas, 2021/2411 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 9-2023/20543 sayılı 12.02.2022 tarihli bozma görüşlü Tebliğnamesi ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Mudafiinin Temyız İstemi
Sanığın mağdureye yönelik olarak atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediğine dair dosya kapsamında mağdurenin aşamalardaki soyut ve çelişkili beyanları haricinde sanığın cezalandırılmasını gerektirir yeterli delil bulunmadığına; mağdureyle sanığın sevgili olduklarına ve yaptıkları her eylemin on beş yaşını doldurmuş mağdurenin rızasıyla gercekleştiğine, sanığın hile, tehdit yada cebir kullanarak mağdureye karşı herhangi bır suç işlemediğine ve bu bakımdan unsurları itibarıyla oluşmayan müsnet suçlardan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanığın beraatine karar verilmesi ve sanık hakkında cinsel eylem olarak reşit olmayanla cinsel ilişki sucundan yargılama yapılması gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna; sanığın kendi teslim ettiği telefonunda ve sanıkla mağdurenin sosyal medya hesapları üzerinde inceleme yapılması gerekirken bu konuda herhangi bir işlem yapılmamasının ve sanık hakkında atılı suçlardan temel cezaların yetersiz gerekçeye istinaden teşditli olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında atılı suçlardan alt sınırdan uzaklaşılarak takdiri indirim nedenleri uygulanmadan ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince dava konusu olayın; “Sanığın mağdureyi kendisinde bulunan mağdureye ait müstehcen fotoğrafları tamamen silmek üzere İstanbul’a çağırdığı, mağdurenin 15.02.2020 tarihinde İstanbul’a geldiği, mağdure ile sanığın buluştuktan sonra birlikte ormanlık bir alana inşaat bir yapıya gittikleri, sanığın burada mağdureye dokunmaya başladığı, sanığın kendisinde bulunan müstehcen görüntüleri yayma tehdidi ile mağdurenin iradesini sakatladığı, mağdurenin korkması sebebiyle cinsel ilişkiye girdiği,” şeklinde gerçekleştiği kabulü yapılmış,
Yine İlk Derece Mahkemesince; “Sanığın inkara ve kendini suçtan kurtarmaya yönelik hayatın olağan akışına aykırı beyanlarına itibar edilmemiş olup, mağdurenin Çocuk İzleme Merkezınde ve mahkeme huzurunda vermiş olduğu kendi içinde tutarlı, samimi ve istikrarlı beyanları, yerleşik Yargıtay ve İstinaf içtihatları doğrultusunda mağdurun beyanına itibar etmek gerektiği, mağdurun iftira atmasını gerektirir taraflar arasında dosyaya yansıyan somut bir husumetin olmadığı olup yine Adli Tıp Kurumunun yapmış olduğu muayene ve tespitler, adli görüşmecinin raporunda belirtildiği üzere mağdurun beyanlarına itibar edilmiş olup; olay günü sanığın rızası dışında vajinal yoldan organ sokmak suretiyle mağdura karşı cinsel istismarda bulunduğu, yine mağdureye ait çıplak fotoğrafları elinde bulundurduğu, bunları silmesi için mağdureyi İstanbul’a çağırdığı, gelmesi şartıyla fotoğrafları sileceğini söyleyip, mağdure bu tehdit altında ve hileli hareketlerin etkisiyle İstanbul’a geldiğinde mağdureyi ormanlık alana götürmek suretiyle de kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçunu işlediği sabit görülmüştür.” şeklindeki gerekçesine binaen sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yukarıda “HUKUKİ SÜREÇ ” başlığı altında (2) numaralı bölümde belirtildiği şekilde hükümler kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV.GEREKÇE
A. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Katılan Bakanlık vekilinin hükümlerde teşdit uygulanması ve takdiri indirime başvurulmaması, sanık müdafiin suçun oluşmadığına yönelik ve dile getirdiği diğer temyiz sebeplerinin incelenmesinde; olayın intikal şekli, mağdurenin aşamalardaki beyanları, müşteki ifadeleri, sanık savunması, taraflar arasındaki sosyal medya mesajlaşmaları ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi nazara alındığında; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, İlk Derece Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; sanık hakkında müsnet suçtan dolayı temel ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında maddesinde yer alan “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki kanuni düzenleme nazara alınarak dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece dosya ile uyumlu alt hadden ayrılmayı gerektirir bir neden belirtilmeden kanun maddesinde yer alan bazı ibarelerin tekrarı şeklindeki yetersiz gerekçeyle 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi uyarınca teşdit uygulanması nedeniyle söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V.KARAR
A. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 23.11.2021 tarihli ve 2021/1831 Esas, 2021/2411 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 23.11.2021 tarihli ve 2021/1831 Esas, 2021/2411 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğnameye farklı gerekçe ile uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20.Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.07.2023 tarihinde karar verildi.