Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/1710 E. 2023/3957 K. 21.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1710
KARAR NO : 2023/3957
KARAR TARİHİ : 21.06.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/808 Esas, 2022/56 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/317 E., 2017/144 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve muarazanın giderilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.06.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı …’e ait limit ipotekli taşınmazı 22.09.2011 tarihinde satın alıp gerekli bildirimi davalıya yaptığını, davacının resmi satış tarihi olan 22.09.2011 tarihindeki 46.500,00 TL tutarındaki borcu kabul ettiğini ancak davalının taşınmazın devrinden sonra dahi devri de bildiği halde ipotek borçlusuna 250.000,00 TL tutarında daha kredi kullandırdığını, müvekkilinin 46.500,00 TL olan borç yükünü 296.500,00 TL’ye yükselttiğini, hesabın kat edildiğini, müvekkilinin 110.000,00 TL ödeme yaptığını, ekonomik yönden panik ve çaresizliğe kapılan müvekkilinin davalının önerdiği protokol ve tediye planını 02.02.2015 tarihinde cebri icra baskısı altında imzalamaya mecbur bırakıldığını, davacının kabul ettiği 22.09.2011 tarihli reel borç yükü ile ifa ettiği ve edeceği edimi arasında açık oransızlık ve aşırı yararlanma hali oluştuğunu ileri sürerek 46.500,00 TL dışında davalı bankaya borçlu bulunmadığının tespitini, 02.02.2015 tarihli protokol ve tediye planından doğan edim oransızlığının giderilmesini, ödenen fazla miktarın istirdatını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Tema Kimya San. ve Tic. A.Ş.’ye kullandırdığı krediye …’in kefil olduğunu, ayrıca taşınmazının üzerine 650.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, davacının ipotek şerhi ile birlikte taşınmazı satın aldığını, devirden sonra kredi kullandırılmayacağına dair ya da 46.500,00 TL ödendiğinde ipoteğin kaldırılacağına dair davacıya bir taahhüdün bulunmadığını, hesabın kat edilmesinden sonra borçlu ve kefiller ile 25.01.2013 tarihli protokolün düzenlendiğini, oluşturulan ödeme planı yerine getirilmeyince protokolün feshedildiğini, davacının 02.02.2015 tarihli protokolle borçluya ait koşullar içinde ödemeyi kabul ettiğini, edimler arasında orantısızlık ve aşırı yararlanma bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı kredi borçlusu arasındaki sözleşme kapsamında dava dışı şirket lehine açılmış ve açılacak her türlü krediler ile verilmiş ve verilecek teminat mektuplarından ve kontgarantilerden ve bu şirketin bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarından 650.000,00 TL’ye kadar olan kısmı için davacının sonradan edindiği taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiği, davacının bu sözleşmeden sonra edindiği taşınmazın tapu kaydına bu üst sınır ipoteğine ilişkin şerh de verildiği, davacının bu şerhi bildiği halde taşınmazı iktisap ettiği, bu itibarla taşınmaz üzerinde tesis edilen ipotek alacaklısı bankanın sonradan kullandırılan krediler için de taşınmazı paraya çevirme imkanı bulunduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşınmazı resmi olarak satın aldığı tarihte resmi ipotek borcunun 263.000,00 TL olduğunu, bu tarihten 13 ay sonra mevcut ipotek borcunun 46.500,00 TL’ye düşürüldüğünü, ardından ipotek borçlusuna 250.000,00 TL daha kredi kullandırıldığını, kullandırılan bu krediyi ipotek borcuna ekleyen davalı bankanın, 46.500,00 TL olan ipotek yükümlülüğünü usulsuz ve hukuka aykırı bir şekilde 296.500,00 TL’ye çıkardığını, bu hususta davalı bankanın ticari defter ve kayıtlarının özellikle incelenmesi gerektiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, gabin şartlarının oluştuğunu, müvekkilinin taşınmazı tapuda resmi olarak devraldığı dönemden sonra 46.500,00 TL’ye kadar düşen ipotek borcundan çok daha fazlasını davalı bankaya ödediğini, bu ödemelerin toplamda 127.000,00 TL ‘yi bulduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) ilgili hükümlerinin görmezden gelindiğini, tapu idaresinin ipotekli taşınmazın müvekkiline devredildiğini 22.09.2011 tarihli yazı ile alacaklı bankaya bildirdiğini, alacaklının müvekkiline bir yıllık süreden sonra 19.11.2012 tarihinde bildirim yaptığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava dışı önceki malike ait taşınmazı üzerinde davalı banka lehine 650.000,00 TL bedelli ipotek bulunduğu halde 22.09.2011 tarihinde satın aldığı, ipoteğin ileride doğabilecek borçlar için de teminat teşkil etmek üzere oluşturulan üst sınır ipoteği olduğu, borç miktarının ipotek limitini aşmadığı, 4721 sayılı Kanun’un 881. vd. maddeleri uyarınca belirtilen limitler dahilinde davacının sorumluluğunun devam ettiği, davacının istinaf başvurusuna dayanak olarak gösterdiği maddelerin önceki borçlunun borcundan kurtulmasına ilişkin bildirim sürelerini düzenlediği, bu itibarla davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bankanın kredi borçlusu lehine, üçüncü kişi olan müvekkili aleyhine işlem yapmasının ipotek yükünü tek taraflı arttırmasının hukuka aykırılık taşıdığını, “Üçüncü Kişilerin Aleyhine Borç İlişkisi Kurulamaması İlkesi” gereği üçüncü kişilerin herhangi bir irade açıklamasında bulunmadan başkalarınca yapılan bir sözleşme gereği borç altına sokulamayacağını, davalı bankanın ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, tanıkların dinlenmediğini, müvekkilinin ilgisi bulunmadığı bir borç yükünü üstlenmeye mecbur bırakıldığını, irade sakatlığı ile imzalanan protokolde genel işlem şartlarının bulunduğunu, bankanın eylemi ile ipotek yükünün haksız şekilde arttığını, yeni borçlardan davacının haberdar edilmediğini, kredi veren ve alanların haklarını kötüye kullandığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.4721 sayılı Kanun’un 888 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.