YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4785
KARAR NO : 2023/4488
KARAR TARİHİ : 13.07.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/1968 E., 2022/865 K.
HÜKÜM : Davaların kabulü
Taraflar arasındaki şirket pay defterine kayıt davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalılar vekili ve asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleşen (Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1461 E. sayılı dosyası) davalarda, müvekkillerinin davalı şirketin senede bağlanmamış hisselerinin % 50’sine tekabül eden kısmını davalılardan …, … ve …’ten devralarak davalı şirkete ortak olduklarını ancak pay devrinin şirket pay defterine işlenmediğini ileri sürerek müvekkillerine yapılan hisse devirlerinin şirket pay defterine kayıt edilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili, birleşen davada (Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/402 E. sayılı dosyası), davalı şirketin 02.04.2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının şirketin % 50 oranında ortağı olan müvekkillerine hiçbir çağrı yapılmadan, gündem ve toplantı tarihi müvekkillerine tebliğ edilmeksizin yapıldığını ileri sürerek davalı şirketin 02.04.2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar … ve … vekili cevap dilekçesinde; … ve … tarafından imzalanan 01.04.2011 tarihli sözleşmenin 1 inci maddesiyle, sözleşmenin geçerliliğinin resmi şekle tabi tutulduğunu, bu şart yerine getirilmediği için sözleşmenin geçersiz olduğunu, kaldı ki davacı …’nun sözleşme gereği olan edimlerini yerine getirmediğini, davalı şirket hisselerin senede bağlanmamış olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını zira şirket yönetim kurulu tarafından alınan 03.07.2002 tarihli kararla, nama yazılı olan şirket hisseleri için nama yazılı ilmühaber çıkarılmasına karar verildiğini ve nama yazılı ilmühaberlerin de çıkarıldığını, nama yazılı ilmühaberelerin ancak ciro teslim ile devredilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalılar ve fer’i müdahiller cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir.
3.Asli müdahiller … ve … vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduğunu, davacıların usulüne uygun şekilde şirket hissesi devralmadıklarını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 11.04.2018 tarihli ve 2014/1209 E.-2018/544 K. sayılı kararıyla limited şirket olan davalı şirketin 04.07.2002 tarihinde tür değiştirerek anonim şirkete dönüştüğü, ilan edilen ana sözleşmenin 6 ncı maddesiyle, şirketin hisselerinin hamiline yazılı olacağının düzenlendiği, akabinde, 23.08.2002 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararla, şirket hisselerinin nama yazılı hale dönüştürülmesine karar verildiği, payların mülkiyetinin geçişi bakımından yönetim kurulu kararıyla çıkarılan nama yazılı ilmühaberelerin geçerli olup olmadığının bir önemi bulunmadığı zira, anonim şirketler tarafından çıkarılan kıymetli evrak niteliğini haiz hisse senetleri ve ilmühaberlerin devrinde kıymetli evrak hukukuna ilişkin kuralların uygulama alanı bulacağı, buna göre, ciro ve zilyetliğin devrinin emre yazılı senetlerin devri yollarından sadece birisi olduğu, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminde geçerli olan bölünme teorisi gereğince payın mülkiyetinin, alacağın temlikiyle, ciroyla ve zilyetliğin devri ile gerçekleşeceği, ancak ortak sıfatının kazanılmasının pay defterine kayıt ile söz konusu olacağı, pay defterine kaydın mülkiyetin geçişi ile bir ilgisi bulunmadığı, dolayısıyla ilmühaberlerin geçerli olduğu varsayımından hareket edilse dahi bunların devrinin sadece ciro ve zilyetliğin devri ile mümkün olabileceği iddiasının yerinde olmadığı, nitekim, dosyaya sunulan ve geçerliliği tartışmalı olan ilmühaberlerde de payların yazılı bir alacağın temliki sözleşmesiyle devredildiğinin görüldüğü, payların mülkiyetinin davalılara geçip geçmediği hususunda ise incelenmesi gereken 2 belge bulunduğu, bunlardan ilkinin … ve … tarafından yapılmış 01.04.2011 tarihli ortaklık sözleşmesi olduğu, anılan sözleşmenin davalı şirketin pay sahipliği ve yönetimine ilişkin karşılıklı edim ve taahhütleri içeren bir çerçeve sözleşmesi niteliğinde olup, hisse devri sözleşmesi niteliğinde olmadığı, davalılarca, anılan sözleşmeyle noter tasdikinin geçerlilik şekli olarak öngörüldüğü, noter tasdiki olmadığı için sözleşmenin geçersiz olduğu savunulmuşsa da, anılan sözleşmenin bir hisse devri sözleşmesi değil, yapılması planlanan hisse devir sözleşmelerinin nasıl yapılacağı konusunda bir çerçeve sözleşme niteliğinde olduğu ve tarafların, sözleşmenin kendisini değil sözleşme neticesinde yapılacak pay devirlerinin geçerliliğini resmi şekle tabi tuttukları, bu nedenle anılan sözleşmenin geçersiz olduğundan söz edilemeyeceği gibi bu sözleşmeye dayalı olarak davacıların payları devraldığından söz edilemeyeceği zira sözleşmenin sadece … ve … tarafından imzalandığı, somut olayda payları devralan ve devreden kişiler sadece bu iki kişi olmadığı, incelenmesi gereken 2 nci belgenin ise, davalı şirket paylarının devri başlığını taşıyan 04.11.2011 tarihli yönetim kurulu kararı olduğu, bu belgeyle, payı devretmek ve devralmak isteyenlerin iradelerinin açıkça ortaya konulduğu,pay devreden ve devralan tüm kişilerin bu belgeyi imzaladığı, bu belgenin payların geçişini sağlayan alacağın temliki niteliğinde bir sözleşme olduğu, davacıların bu belgeyle payların mülkiyetini kazandıkları, her ne kadar daha önce yapılan hisse devir sözleşmesiyle payları devri resmi şekil şartına tabi tutulmuşsa da, bu sözleşmenin sadece … ve … tarafından imzalandığı, pay devreden ve devralan diğer şahısların bu ağırlaştırılmış şekle uyma konusunda bir taahhütlerinin bulunmadığı, kaldi ki, sözleşme imzalandıktan, payları mülkiyeti bu şekilde davacılara geçtikten ve sözleşme ilan edildikten sonra davalılarca resmi şekil şartı savunmasının ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, davalılar ve asli müdahillerin, davalı … ve …tarafından davacılara 01.04.2011 tarihinde devredilen hisselerin daha öncesinde zaten asli müdahillere devredilmiş olduğu savunulmuşsa da, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/63 E. sayılı dosyasında verilen kararla, …’nin davacılarca devredilen payları geri alabilmek için sahte hazirun cetveli hazırlamak suçundan mahkum edildiği ve kararın kesinleştiği de gözetildiğinde…’a yapılan hisse devirlerin muvazalı olmakla geçersiz olduğu, davacılara yapılan hisse devir sözleşmeleri sonucunda davalı şirketin nihai ortaklık yapısının, … 800 pay, … 820 pay, … 180 pay, … 100 pay ve… 100 pay şeklinde oluştuğu, davalı şirketin 02.04.2013 tarihli genel kurulunun gerçek pay defterine göre yapılmış bir genel kurul olmadığı, bu nedenle söz konusu genel kurulda anılan kararların yoklukla malul olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen 2014/1461 E. sayılı davaların kabulü ile davacı …’nun 820 pay, davacı …’nun 180 pay olarak davalı şirket pay defterine kaydına, birleşen 2014/402 E. sayılı davanın kabulü ile davalı şirketin 02.04.2013 tarihli genel kurulunun ve genel kurulda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalılar … ve … vekili, asli müdahiller vekili ve fer’i müdahiller tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 16.12.2019 tarih, 2018/5069 E. ve 2019/8173 K.sayılı kararıyla dava devam ederken asli müdahale talebinde bulunan Aysen ve … ise, davacıların 01.04.2011 tarihinde devraldıklarını iddia ettikleri bir kısım hisselerin kendilerince daha önceden 28.03.2011 ve 31.03.2011 tarihinde devralındığını ileri sürerek asli müdahale davası açtıkları, asli müdahillerin, asli müdahale davası için gerekli dava ve yargılama harçlarını yatırmadıklarının anlaşıldığı, Mahkemece, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 31 inci maddelerine göre işlem yapılarak, asli müdahale davasına ilişkin harçların tamamlatılmaması doğru görülmediği gibi asıl davadan ayrı ve bağımsız bir dava niteliğinde olan asli müdahale davasına ilişkin olarak olumlu olumsuz bir karar verilmemesinin de doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün resen bozulmasına karar verilmiş, bozma sebep ve şekline göre, davalılar … ve …, asli müdahiller Aysen ve … ve feri müdahillerin uyuşmazlığın esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararıyla davalı şirketin 02.04.2013 tarihli genel kurul ve genel kurulda alınan kararların gerçek pay defteri ve paydaşlar tarafından yapılan bir genel kurul olmayıp, genel kurulun ve genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen 2014/1461 E. sayılı davanın kabulü ile, davacı …’nun 820 pay, davacı …’nun 180 pay olarak davalı şirket pay defterine kaydına, asli müdahiller … ve … mirasçılarının davalarının reddine, birleşen Mahkemenin 2014/402 E. sayılı dosyasına konu 02.04.2013 tarihli genel kurulun ve genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar … ve … vekili ve asli müdahiller vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl ve birleşen 2014/1461 E. sayılı davasında davalılar … vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında gerçek bir pay devri işleminin söz konusu olmadığını, enerji şirketlerinde pay devirlerinde alınması zorunlu olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (EPDK) izinlerinin alınmadığını, davacı tarafından davalıya ödeme yapılmadığını, şirketin elektrik üreticisi olmasından dolayı ana sözleşmesinde hisse devrine ilişkin hususların kanuna uygun olarak dikte edildiğini, şirket ana sözleşmesi ve EPDK kurallarına göre yapılan resmi düzenlemede hisse devri için öncelikle nama yazılı hisse senedi yerine geçici ilmuhaber şartının yer aldığını, şirketin çıplak payı ile EPDK’dan üretim lisansı almasının hukuken mümkün olmadığını, başka türlü üretim yapma ve lisans almasının mümkün olmadığını, davacı … ile davalı … tarafından düzenlenen ortaklık sözleşmesinde sözleşmenin noter onaylı olmasının kararlaştırılmasına rağmen bu onayın bulunmadığını, 01.04.2011 tarihindeki çağrısız yapılmış olan genel kurulun yok hükmünde olduğunu dolayısıyla alınan kararların da yok hükmünde olduğunu, alınan kararların altında yer alan imzaların da şirket hissedarları olan davalıların eli ürünü olmadığının tespit edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda maddi hata bulunduğunu zira raporda devir belgesi olarak nitelendirilen belgenin EPDK’nın hisse devirlerinde izin alınması gerektiği için düzenlenen belgeler olduğunu ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Asli müdahiller vekili temyiz dilekçesinde özetle; 01.04.2011 tarihli ortaklık sözleşmesinin yapılmasındaki amacın EPDK’ya bilgi vermek amacıyla düzenlendiğini, gerçek bir pay devri niteliğinde olmadığını, davacıların bu belgeyi iyi niyet kurallarına aykırı olarak kullandıklarını, taslak metin halinde olan belgenin noter tasdiki bulunmadığını, müvekkillerinin karşılıklı ikrar ve teyitli imzalı geçici ilmuhaber ve karşılıklı ıslak imzalı dilekçeleri ile 04.07.2007 tarihli şirketin ortaklar pay defterine kayıtlarının yok sayılamayacağını, davacıların 28.03.2011 tarihinde pay iktisap ettiklerini ispat etmeleri gerektiğini, Ağır Ceza Mahkemesi’nin HAGB kararının Mahkeme gerekçesine dayanak yapılmasının hatalı olduğunu, şirket genel kurul toplantısına katılıp paydaşlık hakkını kullanmaya yetkili kişilerin pay defterine kayıtlı paydaşlar olduğunu, müvekkillerinin geçici ilmuhaberle zilyetliği gerçekleştiğini ve ortaklar pay defterine kaydedildiklerini, ancak müvekkili Aysel Özgören’in vefatından sonra mirasçılarının EPDK’ya bildirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hisse devri işleminin davalı şirket pay defterine kaydına karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 47 nci maddesi (4628 sayılı Yönetmelik)
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asli müdahiller vekilinin tüm, davalılar … ve … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dava, davalı anonim şirket hisselerinin bir kısmının, davacılar tarafından davalı ortaklardan devralındığı ancak bu hususun şirket pay defterine kaydedilmediği iddiası ile hisse devri işleminin davalı şirket pay defterine kaydına karar verilmesi istemine ilişkindir. Dava konusu hisse devri sözleşmesinin yapıldığı 01.04.2011 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 04.08.2002 tarihli ve 24836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 47 nci maddesinde (Değişik fıkra : RG-11.08.2011-28022) lisans sahibi bir tüzel kişinin sermayesinin yüzde on (halka açık şirketlerde yüzde beş) veya daha fazlasını temsil eden payların doğrudan veya dolaylı olarak bir gerçek veya tüzel kişi tarafından edinilmesi ile bir ortağa ait payların tüzel kişilik sermayesinin yüzde onunu aşması sonucunu veren pay edinimleri ve/veya bir ortağa ait payların yukarıdaki oranların altına düşmesi veya yukarıda belirlenen pay edinimlerinden bağımsız olarak tüzel kişinin ortaklık yapısında kontrolün değişmesi sonucunu veren pay devirlerinin her defasında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun onayına tabi olduğu hususu düzenlenmiş olup, bu hüküm emredici niteliktedir.
Dosya kapsamında pay devri işleminin Kurul onayından geçtiğine dair bir belge bulunmamakla birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu hususa ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmamış, bu hususta Mahkemece hüküm gerekçesinde de olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme de bulunulmamıştır. Buna göre Mahkemece, içerisinde Enerji Piyasası uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden, davacı şirket ana sözleşmesi, taraflar arasında yapılan hisse devri sözleşmesi, anılan Kanun hükmü de değerlendirilmek suretiyle devredilen payların niteliğinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu onay işlemine tabi olup olmadığı, onay işleminin pay devri işleminin geçerliliğini etkileyip etkilemediği ve sonuçları da tespit edilmek suretiyle yeniden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asli müdahiller vekilinin tüm, davalılar … ve … vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 17.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve somut olay bakımından anonim şirketin nama yazılı, ancak pay senedi çıkarılmamış çıplak payların devrini engelleyen TTK’nın 490 ve devam eden maddelerinde öngörülen nedenlerin bulunmamasına, ana sözleşmenin 6 ncı maddesinin ikincil mevzuat olan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 8 inci maddesi ile yönetmeliğin 47 nci maddesindeki düzenleme ile paralel olmasına, anılan düzenlemelerinin 4628 sayılı Kanun’da yaptırımının para cezası ve lisans iptali olarak öngörülmüş bulunmasına, bu nedenle eldeki dava açısından pay devrinin geçerliliğine etkisinin bulunmamasına göre anonim şirketin temel yapısıyla ilgili olan, pay devrinin serbestliği ilkesine ve Dairemizin emsal nitelik 2012/12977 Esas ve 2013/6624 sayılı ilamı ile nihayetinde 2016/3689 Esas 2017/4396 Karar sayılı karar düzeltme isteminin reddine ilişkin kararımızdaki ilkelere uygun kararın onanması gerekirken, yazılı gerekçe ile somut olayda uygulama yeri bulunmayan ikincil mevzuatı esas alan bozma nedenine katılmıyorum.