Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/677 E. 2023/4472 K. 13.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/677
KARAR NO : 2023/4472
KARAR TARİHİ : 13.07.2023

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/528 Esas, 2021/1334 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2017/366 E., 2018/453 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın asıl alacak yönünden davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, katma değer vergisi (KDV) alacağı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında spral kaynaklı çelik boru alım işi sözleşmesi yapıldığını, davacının kendisine düşen edimleri yerine getirdiğini, davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen davalının bakiye borcunu ödemediğini, sözleşmenin 7.1.2 nci maddesinde ilgili mevzuatı uyarınca hesaplanacak KDV sözleşme bedeline dahil olmadığı, davalı tarafından davacıya ödeneceğinin hüküm altına alındığını, davacının sözleşme kapsamında malzemeleri ürettikten sonra ürün faturalarını KDV’sini eklemek suretiyle davalı idareye gönderdiğini, ancak davalı ödeme zamanında kendilerinin KDV’den muaf olduğunu bu nedenle bu KDV’yi davacıya ödemeyeceklerini bildirdiğini, bu durumun sözleşmeye aykırı olduğunu, davacının sözleşme kapsamında 1.968.652,00 TL asıl alacak ve 354.357,37 TL KDV olmak üzere toplam 2.323.009,37 TL alacağı bulunduğunu, davalı tarafından değişik tarihlerde toplam 806.182,26 TL’lik kısmi ödeme yapıldığını ileri sürerek KDV dahil 1.516.826,69 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından sözleşme ediminin ifa edilmesi amacı ile davalıya 24.01.2017 tarihinde ilgili edimin ifa edilmesi maksadıyla ihtarname gönderildiğini, davalının, bildirimin yapıldığı tarih olan 04.01.2017 tarihinden itibaren her ay düzenli olarak borcunu ödediğini, 18.11.2016 tarihinde davacıya ait hak ediş raporları davacı yüklenici ile müşterek imza altına alındığını, hak ediş raporuna göre davalı tarafından davacı yükleniciye ödenecek toplam tutarın 1.968.652,00 TL olduğunu, ayrıca davacı bu tutanak ve raporları imzalarken KDV tutarına ilişkin herhangi bir ihtirazi kayıtta da bulunmadığını, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun (3065 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “Yatırım Teşvik Belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makine ve teçhizat teslimleri” KDV istisnası getirildiğini, davalı idarenin bu kapsamda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açıldıktan sonra asıl mal bedelinin davalı tarafından ödendiğine dair davacı vekilinin duruşmada beyanda bulunması nedeniyle asıl alacak bakımından taraflar arasında uyuşmazlık kalmadığı, davalının, yatırım teşvik belgesi sahibi olduğu, davaya konu malların da yatırım teşvik belgesinin 18, 20, 24 no.lu sırasında kayıtlı olan mallardan olması sebebiyle 3065 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesine göre KDV istisnası kapsamında olduğu, ancak davalının ve dolayısıyla davacı satıcının KDV istisnasından yaralanabilmesi için davalının kendi vergi dairesinden istisna belgesi alması ve bu belgeyi davacıya vermesi halinde istisnasdan yararlanabileceği, davalıya bu hususta ilgili vergi dairesinden istisna belgesi alıp almadığı ve bu belgeyi davacıya ibraz ettiklerini ispatlamaları için verilen sürede davalının bu hususta belge sunamadığı, dolayısıyla davacı satıcının KDV tutarını ödemek zorunda kalacağı, bu durumda davacı satıcının taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre talebinde haklı olduğu gerekçesiyle asıl alacağa yönelik davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, KDV alacağına yönelik davanın kabulüyle 354.351,60 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 18.11.2016 tarihinde davacıya ait hak ediş raporları davacı yüklenici ile müşterek imza altına alındığını, hak ediş raporuna göre davalı tarafından davacı yükleniciye ödenecek toplam tutarın 1.968.652,00 TL olduğu, ayrıca davacı bu tutanak ve raporları imzalarken KDV tutarına ilişkin herhangi bir ihtirazi kayıtta da bulunmadığını, 3065 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “Yatırım Teşvik Belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makine ve teçhizat teslimleri” KDV istisnası getirildiğini, davalı idarenin bu kapsamda olduğunu, davalının yatırım teşvik belgesine istinaden alınacak makine ve teçhizatlarda KDV istisnasından faydalanmak istediğimize ilişkin olarak Van Vergi Dairesine başvuru yaptığını, istisna belgesi aldığını, İlk Derece Mahkemesi kararında belirtildiğinin aksine yapılan başvurular ve alınan istisna belgesinin İlk Derece Mahkemesine süresi içerisinde sunulduğunu, dolayısıyla KDV istisnasına ilişkin prosedürün yerine getirildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı KDV istisnasından yaralanabilecek konumda olmasına rağmen, buna ilişkin ilgili vergi dairesinden alacağı istisna belgesini davacı satıcıya ibraz ettiğini ve kendi vergi dairesine bildirdiğini kanıtlayamadığı, dolayısıyla davacı satıcının KDV tutarını ödemek zorunda kalacağı, bu durumda davacı satıcının taraflar arasında imzalana sözleşmeye göre KDV dahil anlaştıkları için 354.351,60 TL’lik KDV alacağını davalı alıcıdan istemekte haklı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşmeye göre teslim edilen malın KDV tutarının davalı tarafından davacıya ödenip ödenmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 3065 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,

492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,

1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”

2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.