YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6448
KARAR NO : 2023/5253
KARAR TARİHİ : 18.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/190 E., 2023/289 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İnebolu Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.01.2023 tarihli ve 2022/143 Esas, 2023/10 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 15.03.2023 tarihli ve 2023/190 Esas, 2023/289 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii temyiz isteminde özetle; dosyada sanık hakkında cezalandırmaya yetecek somut delil bulunmadığını, sanığın gelini olan tanık Damla ile aralarında husumet bulunduğunu, beyanlarının hesaplaşmaya dayalı ve çelişkili olduğunu, olayın gerçekleştiği iddia edilen mağdur çocuk …’ın kovuşturma aşamasında dinlenmediğini, incelemenin duruşmalı yapılarak kararın bozulmasını ve sanığın tahliye edilmesini talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; ”…sanığın aşamalarda alınan beyanlarında özetle; olay günü aracını park ettiğinde mağdurun kendisinin yanına geldiğini ve kendisiyle birlikte eve gelmek istediğini söylediğini, kendisinin araçta bulunan poşeti kendi eline aldığını ve birlikte eve gittiklerini, eve mutfak kapısından girdiklerini, mağdurun sadece mutfakta bulunduğunu, evin diğer kısımlarına geçmediğini, kendisinin kendi yatak odasına giderek üzerini değiştirdiğini ancak mağdurun bu esnada kendisini görmediğini, mağdurun evde en fazla on dakika kaldığını ve daha sonra kendisinin mağdura eşi …’in komşuda olduğunu, kendisinin de komşuya gideceğini bu sebeple mağdurun da gitmesi gerektiğini söylediğini, mağdura 10 TL para vererek evine gönderdiğini, kendisinin çocuklarla arasının iyi olduğunu, bu sebeple zaman zaman çocuklara harçlık verdiğini, mağdurla geçirdiği süre boyunca ona hiçbir fiziksel temasta bulunmadığını beyan etmekle birlikte savcılık beyanında mağdurun kendisine araçtan inince sarılıp sarılmadığını hatırlamadığını söylemesine karşın sorguda mağdurun ‘… amca sarıl bana’ diyerek üzerine geldiğini mahkeme aşamasında ise mağdurun başına elini dokunduğunu, sarılma eylemi oladığını beyan etmiştir. Ayrıca olay günü saat 17.00 civarında bir duble viski içtiğini ancak olay sırasında alkollü olmadığını söylemişse de, 21.09.2022 tarihinde saat 23.58’de yapılan alkol ölçümünde sanığın 0,44 promil alkollü olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Sanığın beyanlarının devamında kendisinin oğlunun eşi olan …’in, mağdurun ailesiyle çok samimi olduğunu, kendisinin bu durumdan rahatsız olduğu için katılan …’u uyardığını, katılanların bu sebeple kendisine kinlenerek iftira atmış olabileceklerini, mağdurun ailesiyle arasında başkaca bir husumetin bulunmadığını, mağdura yönelik temasta bulunmadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini ifade etmiştir. Beyanlarında mağdur evdeyken kendisinin odaya giderek üzerini değiştirdiğini söylemesine karşın mahkeme aşamasında mağdur gittikten sonra üzerini değiştirdiğini söylemiş keza beyanında mağdurun evden ne zaman gittiğini bilmediğini de beyan etmiştir. Kamera tutanağı incelenerek mağdurun eve gidiş ve çıkış saatleri ve aradaki 1 saat 9 dakikalık zaman dilimi sorulduğunda ise bir diyeceği olmadığını ifade etmiş, sanık mahkeme aşamasında önceki beyanının aksine mağdurun olay günü evin içine girmediğini, mağdurun çileği evin girişinde yeyip gittiğini, sarılma ve öpme eylemi olmadığını, mağdura giderken kendisine bir şeyler alması için 10TL para verdiğini ifade etmiştir. Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de; sanığın aşamalarda verdiği beyanlarının çelişkili ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, mağdur ile sanık arasında mağdurun namusunu ortaya koyacak şekilde iftira atmasını gerektirir husumetin bulunmadığı, mağdur çocuğun alınan beyanlarında olay örgüsünün birbiri ile uyumlu olduğu, söz konusu olay ile ilgili birbiri ile tutarlı, olay ile ilgili yeterli detay içeren bu beyanların katılanlar ve tanıklardan …’in ifadesi ile desteklendiği, şöyle ki; Tanık …’in, sanığın kendisinin kayınbabası olduğunu, katılan …’nin kendisinin arkadaşı olduğunu, olay günü müştekilerin evinde oturdukları sırada saat 22.00’den sonra mağdurun ağlayarak eve geldiğini, mağdurun kendisinden ve müşteki Ufuk’tan çekindiği için müşteki … ile birlikte diğer odaya gittiğini, kendisinin kapıyı dinlediğini ve mağdurun ‘… abi benim önümü açtı, çiş yaptığım yerden öptü’ dediğini duyduğunu, bu esnada mağdurun çok ağlamakta olduğunu, daha sonra kendisi mağdura sorduğunda mağdurun, sanığın kendisinin dudağından ve yanağından da öptüğünü söylediğini beyan ettiği, mahkeme aşamasında da bu beyanları tekrarla ‘…’a baktığımda evde yoktu, kendisine bağırdıktan hemen sonra … eve geldi, … ise …’in evine geçti. Ben bağırdıktan hemen sonra … eve geldi, dakika bile sürmedi. … eve geldiğinde ağlıyordu. Elinde 10 TL para vardı… …’ı çağırdığımda 1 dakika bile sürmeden eve geldi. …’ın evindeki ışık söndü ve karşı komşusu olan …’ın evinin balkonunda gördüm’ şeklinde mağduru doğruladığı ve tanıığın mağdura seslenmesi üzerine eve geldiği, seslendiği sırada sanığın evinin ışığının yandığı fakat mağdur eve geldiğinde bu ışığın söndüğü ve tanığın sanığı komşusunun balkonunda gördüğü, katılanların beyanlarının da mağdurun ifadesi ile aynı olduğu, kamera tutanağında sanığın araçtan inice mağduru yanına çağırdığının ve birlikte eve gittiklerinin yaklaşık bir saatlik zaman dilimi sonunda mağdurun tek başına döndüğünün sabit olduğu, tanıklar … ve …’ın mahkememizce alınan ifadelerinde tanık …’in kendi evlerine saat 20.00-20.30 civarı geldiğini sanığın ise olay günü kendi evlerine saat 21.15-21.30 civarı geldiğini belirttikleri, fakat diğer tanık beyanı ve kamera tutanağı değerlendirildiğinde bu hususun kesinlik arz etmediği, mağdurun anlatımlarının olay örgüsü ile örtüşür şekilde doğrulanması karşısında sanığın çelişki içeren beyanları ile toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu, mağdura sarılmak, mağdurun pantolonunu ve alt iç çamaşırını dizine kadar indirerek mağdurun cinsel organını ellemek ve öpmek, mağdurun kalçasını ellemek, dudağından ve yanağından öpmek, mağdurun elini tutarak kendi cinsel organına dokundurmak suretiyle işlediği anlaşıldığından eylemlerine uyan TCK’nın 103/1-1 ve 3.cümlesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Her ne kadar sanık üzerine atılı suçu inkar etmiş ise de; Yargıtay uygulamalarına göre kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırılmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmayacağı, ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ise ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşacağı dikkate alındığında; sanığın mağduru poşetlerine yardım etmesi bahanesi ile kandırarak eve çağırdığı ve yukarıda oluşu kabul edilen cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirdiği, cinsel tatmine yönelik eylemlerini gerçekleştirmek amacıyla türlü bahaneler ile mağdurun iradesini hile etkileyen sanığın eylemlerinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacağı, eylem tarihlerinde mağdurun 18 yaşından küçük olması da dikkate alındığında, ayrıntıları Yargıtay 8. C.D.’nin 2019/4109 Esas, 2021/20628 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, mağdurun gayrimeşru bir amaca yönelik göstereceği herhangi bir rızanın hukuken geçerli olmayacağı da göz önüne alındığında, cinsel istismar eylemini gerçekleştirmek amacıyla mağdurun iradesini hile ile etkileyen sanığın eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kanaatine varılarak somut olay ve meydana gelen yoksun kılma süresi de dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 109/2, 109/3-f ve 109/5. maddeleri uyarınca da mahkumiyetine karar verilmiş, her ne kadar iddianamede TCK m.110 yönünden cezada indirim talep edilmiş ise de, sanığın mağdura karşı cinsel istismar suçunu işlediği mahkememizce kabul edildiğinden ve bu nedenle anılan maddenin unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından TCK m.110 uygulanmamış, sanığın dosya kapsamından anlaşılan ve adli sicile yansıyan geçmişi ile verilecek cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak TCK’nın 62. maddesi gereğince cezasından takdiren indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilerek” şeklindeki gerekçeyle hükümler kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 15.03.2023 tarihli ve 2023/190 Esas, 2023/289 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İnebolu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.09.2023 tarihinde karar verildi.