YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1378
KARAR NO : 2023/5702
KARAR TARİHİ : 10.10.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1093 Esas, 2021/1397 Karar
HÜKÜM : Esastan ret; davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/76 E., 2021/297 K.
Taraflar arasındaki faydalı modelin hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 2010/01641 tescil numaralı “elyaf takviyeli zemin kumaşı” buluş başlıklı faydalı modeli kendi adına tescil ettirdiğini, davalının adına tescil edilen faydalı modelin yenilik vasfına ve mevzuatın aradığı diğer kriterlere sahip olmaması gerekçesiyle hükümsüzlüğünün gerektiğini, davanın süresinde açıldığını, faydalı modele konu buluşun yeni olarak kabul edilemeyeceğini, davaya konu buluşun özetinin “bu buluş ağırlıklı olarak halı sahalarda kullanılan ve tafting tekniği ile üretilen halılarda kullanılan zemin kumaşı ile ilgili olup, bu halılarda hav ipliklerin üzerine dikildiği zemin dokusu olarak kullanılmaktadır” şeklinde olduğunu, modelin istemlerinin “bu buluş, elyaf takviyeli zemin kumaşı ile ilgili olup, özelliği; polipropilen bantçıklardan oluşan atkı ve çözgülü dokuma kumaş, bu dokuma kumaşa kullanım yerine göre eklenen cam elyafından oluşan keçe ve düşük sıcaklıklarda eriyen polyester (ergiyen polyester) tülbetten oluşmasıdır” şeklinde olduğunu, söz konusu istemin davaya konu faydalı model belgesi ile korunan buluşa ait teknik özellikleri gösterdiğini, davalının kötü niyetli olarak hareket ederek yenilik vasfı taşımayan, sektörde uzun yıllar varlığı tartışmasız olan ürünü Türkiye’de faydalı model verilebilirlik şartlarındaki eksiklikler/aksaklıklardan faydalanarak adına tescil ettirdiğini, ürünün yenilik şartlarını taşımadığını ileri sürererk davaya konu 2010/01641 tescil numaraı faydalı modelin yeni olmadığını tespiti ile faydalı modelin tamamen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (551 sayılı KHK) 164 üncü maddesinin “…Faydalı model belgesi, başvuru tarihinden itibaren on yıllık bir süre için verilir. Bu süre uzatılamaz…” hükmünü, 165 inci maddesinin ise “…Faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü, koruma süresinin devamınca talep edilebilir…” hükmünü içerdiğini, müvekkiline ait TR 2010/01641 sayılı faydalı model belgesinin koruma başlangıç tarihinin 04.03.2010 tarihi olduğunu, tabi olduğu on yıllık koruma süresinin 04.03.2020 tarihi itibariyle sona erdiğini, davacı tarafın 04.03.2020 tarihinden itibaren hükümsüzlük iddiasında bulunamayacağını, 04.03.2020 tarihinden itibaren TR 2010 01641 Y sayılı faydalı model belgesinin hükümsüzlüğünün ileri sürülemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına tescilli 2010/01641 tescil numaralı “Elyaf Takviyeli Zemin Kumaşı” buluş başlıklı faydalı modelin tescil müracaat tarihinin 04.03.2010 tarihi olup koruma süresinin 04.03.2020 tarihinde sona erdiği, 551 sayılı KHK’nın 164 üncü maddesinin ikinci fıkrasında “Faydalı model belgesi, başvuru tarihinden itibaren on yıllık bir süre için verilir. Bu süre uzatılamaz.” hükmünün düzenlendiği, 165 inci maddesinde “Faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü, koruma süresinin devamınca talep edilebilir.” düzenlemesinin yer aldığı, anılan 551 sayılı KHK hükümleri dikkate alındığında davaya konu faydalı modelin koruma süresi sona erdikten sonra dava açılması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, her ne kadar davacı tarafça 551 sayılı KHK’nın 130 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki “Patentin hükümsüzlüğü koruma süresinin devamınca veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde dava edilebilir.” hükmü uyarınca davanın süresi içerisinde açıldığı ileri sürülmüş ise de, 166 ıncı madde uyarınca faydalı model belgelerine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı ve faydalı model belgelerinin özelliği ile çelişmediği takdirde, patentler için öngörülen hükümlerin, faydalı model belgeleri için de uygulanmasının mümkün olduğu, oysa ki 551 sayılı KHK’nın 165 inci maddesinde faydalı model belgesinin hükümsüzlüğünün koruma süresinin devamınca talep edilebileceğinin açık bir şekilde düzenlendiği, bu anlamda kanunda boşluk bulunmadığı, davacının davasının 10 yıllık koruma süresi sonra erdikten sonra açılması nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 551 sayılı KHK’nın 165 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında her ne kadar “…Faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü, koruma süresinin devamınca talep edilebilir ” hükmünü haiz olsa da, koruma süresinden sonra bu davanın ikame edilip edilmeyeceğine dair bu maddede bir hüküm bulunmadığını, 551 sayılı KHK’nın 166 ncı maddesindeki “…faydalı model belgelerine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı ve faydalı model belgelerinin özelliği ile çelişmediği takdirde, patentler için öngörülen hükümler, faydalı model belgeleri için de uygulanır ” hükmüne göre faydalı model ile alakalı KHK’da açık bir hüküm yok ise patentlere ilişkin maddelerin uygulanabileceğinin açıkça vurgulanmakta olduğunu, aynı KHK’nın 130 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ise “…patentin hükümsüzlüğü koruma süresinin devamınca veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde dava edilebilir” hükmünün faydalı modeller için de uygulanması gerektiğini, ancak buna rağmen “koruma süresinden sonra” hükümsüzlük davasının açılabileceğine dair maddede hüküm olmamasını bir boşluk olarak değerlendirilecek dahi olsa, bunun unutmadan kaynaklanan bir kanun boşluğu olduğunun tartışmaya açık olmadığını, kanunda düzenlenmesi gereken bir konuda uygulanabilir bir hüküm yoksa kanun boşluğunun söz konusu olduğunu, bu durumda Hâkimin örf ve adet hukukuna başvurarak bu boşluğu doldurması gerektiğini, eğer örf ve adet hukukunda bu yönde bir kural yoksa artık bir hukuk boşluğunun söz konusu olduğunu, halihazırda yürürlükte bulunan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda söz konusu düzenleme boşluğun giderildiğini ve faydalı modellere de patentlerde olduğu gibi koruma süresi dolduktan sonra bile beş yıl içinde hükümsüzlük davası açabilme imkânı getirildiğini, dava açma süresinin KHK ile yapılmasının anayasaya aykırı olduğu ve anayasaya aykırılık iddiasının yerel mahkemece değerlendirilmediğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasaya aykırılık iddiasının ileri sürülüş biçimi ve zamanı, Anayasaya aykırı olduğu iddia edilen 551 sayılı KHK’ nın 165 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile Anayasanın ilgili maddeleri, dava ve istinaf dilekçesinde açıklanan yasal düzenlemeler, 551 sayılı KHK’nın mülga edilmiş olması ve yürürlükte bulunmaması, davanın konusu, patent ile faydalı model her ne kadar benzer müesseseler olsa da, farklı kurumlar olması, 551 sayılı KHK’ da yasa koyucu tarafından farklı farklı düzenlenmiş olması, 551 sayılı KHK’nın ilgili diğer hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde Anayasaya aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanaatine varılmadğı, işin esasının incelemesine geçildiği, 551 sayılı KHK’nın 165 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre faydalı model belgesinin hükümsüzlüğünün, koruma süresinin devamınca talep edilebileceği, burada bir kanun boşluğunun varlığından bahsedilemeyeceği, davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir hususun bulunmadığı, (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/04/2015 tarihli 2015/642 esas – 2015/5703 karar sayılı ve 05/03/2018 tarihli 2016/8520 esas – 2018/1643 karar sayılı ilamları), mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, faydalı modelin hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
551 sayılı KHK’nın 130 uncu, 164 üncü, 165 inci, 166 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.