YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12418
KARAR NO : 2023/3219
KARAR TARİHİ : 21.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/661 E., 2016/140 K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanun’a aykırılık
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2015/661 Esas, 2016/140 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.12.2020 tarihli ve 2016/199305 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği;
1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Eksik inceleme ile karar verildiğine,
3.Sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.”İddia; sanık savunması, tutanaklar, ihbar yazıları ile dosya kapsamı itibari ile; Konak ilçesi 1300 sokak N:10 ve 12 sayılı yerde bulunan tapunun 376 ada 4 parselinde kayıtlı tek katlı evin sahibinden 2013 yılında sanık tarafından satın alındığı, söz konusu alınan bu yerin çok eski ve harabe şeklinde bina olup İzmir 1 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 20/03/1998 tarih ve 7113 sayılı kararı ile ikinci grup koruma kapsamında taşınmaz olduğu, sanığın söz konusu yerde herhangi bir faaliyet, tamirat ve tadilatının söz konusu olmayıp metruh şekilde bulunan bu yerin yangın geçirmesi neticesinde tamamen çatıları ve duvarları yıkılmak suretiyle harabeye dönüştüğü, etrafında otel ve değişik ticari işletmelerin bulunduğu bu yerdeki yangın ve moloz atıklarının temizlenip ayıklandığı, ancak bu ayıklama ve temizleme işinin bizzat sanık tarafından yapıldığının kesin olarak belirlenemediği, aksi ispatlanamayan savunmaya göre çevrede bulunan otel işletmecilerinin burayı otopark olarak kullanmak amacıyla temizletmiş olabilecekleri yönündeki savunması da nazara alındığında bizzat burada herhangi bir ticari faaliyette bulunmayan sanığın söz konusu koruma kapsamındaki binayı yakmak veya yıkmak suretiyle tahrip ettiğine dair mahkumiyetine yeter delil bulunmadığı, binanın sahibi olmasının söz konusu harabe şeklindeki binayı kendisinin yıktığı ve yıktırdığının delil teşkil etmeyeceği, ceza yargılamasının evrensel ilkelerinden biri olan kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olup, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkûmiyeti yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmasının yanında bu ispatın da hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerekeceği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelip ceza yargılamasında mahkûmiyetin, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayandırılması gerektiği, bu değerlendirmeler ışığında sanığın atılı suçu işlediğine dair soyut iddia dışında üzerine atılı suçu işlediğini gösteren, bu suçtan cezalandırılmasını gerektiren, şüphe halini aşarak tam bir vicdani kanaat edinilmesini sağlayacak boyuta ulaşan yeterlilikte delilin bulunmadığı, oluşan bu şüphe halinin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği yönünde hukuki ve vicdani kanaate ulaşıldığından beraatine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.” denilmektedir.
2. Sanık savunmasında; “2012 yılında 376 ada 4 parsel taşınmazı yatırım amaçlı aldım, buranın koruma kapsamında Kültür varlığı olarak tescilli olduğunu biliyordum, burayı aldıktan sonra herhangi bir tadilat, tamirat gibi bir işlem yapmadım aldığımda eski virane yıkık bir bina vardı, tinerciler burada kalıyormuş, daha sonradan burada yangın çıkmış, ancak bundan benim haberim olmadı, yangın çıkıp bina yandıktan sonra yan tarafta bulunan otel burasının yangın neticesinde kalan molozları ve yangın artıklarını temizletmiş, söz konusu binanın kalan atıklarını ben temizletmedim, zemine de taşı ben döktürtmedim, ben aldığımda bu yerin etrafında demirden tel örgü vardı, söz konusu yerin etrafını ben demir ile koruma altına aldırmış değilim, buranın raporlarını aldıktan sonra belediyeye yıkılması konusunda talepte bulundum, talebim belediyece uygun görüldü ancak izini koruma kurulundan alınması nedeni ile koruma kurulu buraya buranın yıkılmasına müsade etmedi, ben bu kararı bekledim, bu karardan sonra ben gerekli tadilat ve girişimlerde bulunacaktım, halen de talebimiz doğrultusunda bir karar da verilmedi, suçlamayı kabul etmiyorum, söz konusu korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli olan kendime ait bu yerdeki binayı izinsiz olarak ben yıkmadım, kimin yıktığını da bilemiyorum.” demiştir.
IV. GEREKÇE
İzmir ili, Konak ilçesi, … ve 12 adresinde ve tapunun 376 ada, 4 parsel numarasında kayıtlı bulunan, İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 30.01.2002 tarih ve 9728 sayılı kararı ile belirlenen kentsel ve 3. derece arkeolojik sit alanı içinde yer alan, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 24.07.1981 tarih ve A-2981 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen, İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 20.03.1998 tarih ve 7113 sayılı kararı ile koruma grubu 2. grup olarak belirlenen, İzmir I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 25.02.2015 tarih ve 2799 sayılı kararı ile yıkım istemi uygun bulunmayarak, can, mal, çevre emniyeti açısından gerekli fiziki ve güvenlik önemlerinin ilgilisince ve belediyesince alınmasına; taşınmazda tehlike arz eden kısımların ve molozların temizlenebileceğine karar verilen taşınmaza ilişkin olarak yerinde yapılan inceleme sonucu Konak Belediye Başkanlığı, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü, KUDEB Biriminin düzenlediği 15.04.2015 tarihli son durum tespit tutanağı ile; tescilli yapının yerinde olmadığı, yıkılmış olduğu, sadece parselin 1300 sokak ile 943 sokağın birleştiği kısmında taşınmaza ait cephe duvarlarının yaklaşık 1.5, 2.00 m yükseklikte olan kısmının mevcut bulunduğu, bu kısımdaki bazı açıklıkların betonla doldurulduğu, bazı açıklıkların ise tuğla örülerek kapatıldığı, parsel zeminin mıcırla kaplandığı, parselin kuzeydoğu yönünde 3,8 ve 18 nolu parsellere bitişik tek gözlü bir yapı yapılmakta olduğu, parselin 1300 sokaktaki kısmına sürgülü demir kapı yapıldığı hususlarının tespit edildiği dosya kapsamında, sanığın duruşmadaki savunmasında dava konusu eylemleri kendisinin gerçekleştirmediğini beyan ettiği, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, mahkemece eylemleri kimin gerçekleştirildiği yönünde kolluk araştırması yaptırıldığı, kolluk araştırmasında, kimin tarafından yapıldığının bilinmediğinin belirtildiği anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, savunmasının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanığın beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2015/661 Esas, 2016/140 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.09.2023 tarihinde karar verildi.