Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/958 E. 2023/3485 K. 28.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/958
KARAR NO : 2023/3485
KARAR TARİHİ : 28.09.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/200 E., 2016/252 K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanun’a aykırılık
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2015/200 Esas, 2016/252 Karar sayılı kararı ile sanıklar …, …, …, …, … hakkında 2863 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin birinci fıkrasına aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2.Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2015/200 Esas, 2016/252 Karar sayılı kararı ile sanıklar …, … hakkında 2863 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin birinci fıkrasına ve 74 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırılık suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 31.12.2020 tarihli ve 2016/365462 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği;
1.Sanıkların suçunun sabit olduğuna,

2.Eksik inceleme sonucu karar verildiğine,

3.Diğer temyiz sebeplerine,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.”Sanıklar …, …, …, …, …, üzerlerine atılı bildirim yükümlülüğünü ihlal suçu yönünden değerlendirildiğinde; sanıklar köprü olarak kullanılan lahit taşının üzerinde fotoğraf çektirdikleri ancak köprü olarak kullanılıyor olması nedeniyle bildirim gerektirdiğini bilmediklerini savunmuşlar, iddianameye konu lahit taşı Şarkikaraağaç Çarıksaraylar kasabasında köprü olarak kullanıldığı bir dönümde sanıkların bu yerde fotoğraf çektirdikleri anlaşılmış ancak sanıkların suç işleme kastının bulunup bulunmadığı hertürlü şüpheden uzak deliller ile ortaya konulamamıştır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi de dikkate alındığında sanıkların kastlarının bulunmadığı kabul edilerek 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince sanıkların beraatine karar vermek gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Sanıklar … ve …’in üzerlerine Kültür Varlıkları Bulmak Amacıyla, İzinsiz Olarak Kazı Veya Sondaj Yapmak suçu yönünden değerlendirildiğinde, sanık …’in atfı cürüm niteliğindeki anlatımı ile tanık …’ın kendisine …’in taşları sorduğunu ancak lahit taşı olarak sormadığına dair beyanı dışında sanıkların mahkumiyetine yetecek somut delil elde edilememiştir. Bilindiği üzere; ‘Şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi, ceza yargılaması hukukunda geçerli olan ve mevzuatımızda yazılı olarak hükme bağlanmamış bulunan bir ispat kuralıdır. Ancak bugün için öğretide ve uygulamada tartışmasız kabul edilmiş bir ilkedir. Buna göre, bir suç işlediği iddiasıyla yargılanan kimse hakkında mahkûmiyet kararının verilebilmesi için, o kimsenin o suçu işlediğinin yüzde 100 oranında kesin olması, ispatlanmış bulunması gerekir. Bu noktadaki yüzde 1’lik şüphe dahi, sanığın beraat etmesine yol açar. Yargıtay da kararlarında bu ilkeye gerekli önemi vermektedir. Zira Yargıtay’ın 19.04.1993’de verdiği son derece önemli bir kararda “ceza yargılamasının amacı, hiçbir duraksamaya yer vermeden maddî gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu araştırmada, yani gerçeğe ulaşmada mantık yolunun izlenmesi gerekir. Gerçek; akla uygun ve realist, olayın bütünü veya bir parçasını temsil eden kanıtlardan veya kanıtların bütün olarak değerlendirilmesinden ortaya çıkarılmalıdır, yoksa bir takım varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılması, ceza yargılamasının amacına kesinlikle aykırıdır.” denilmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında, dosya kapsamı incelendiğinde soyut iddia dışında sanığın işlediği iddia olunan suç bakımından cezalandırılmasına yetecek, maddi gerçeği ortaya çıkaracak herhangi bir somut delile ulaşılamadığı görülmüştür. Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacının her türlü şüpheden uzak maddi gerçeğe ulaşmak olduğu dikkate alınarak yine Ceza Muhakemesi Hukukumuzda yerini ve tüm çağdaş hukuk sistemlerinde bulan ‘Şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi gereğince sanıklar hakkında atılı suçlardan BERAAT kararı vermek gerekmiştir.” denilmektedir.

2. Sanık … savunmasında; “Ben daha önceden Şarkikaraağaç İlçe Emniyet Müdürlüğüne ifade vermiştim. O ifadem doğrudur, aynen tekrar ederim. Sanıklardan … ve … ile olaydan önce aramızda husumet bulunuyordu, bu husumet nedeniyle bana iftirada bulunmuşlardır. Ben kesinlikle olay yerine gitmedim. Bahse konu mezar taşının varlığını facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde arkadaşım olan sanık …’in profilinde görmem üzerine öğrendim, bu nedenle tarafına isnat edilen suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini talep ederim. Hakkımda mahkemece ceza tayinine gidilirse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat ediyorum. Tanık beyanlarına karşı aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz. Ben bu konuyla ilgili hiç bir alakam yoktur. Ben o gün cafe’ye gittim, halamın oğlu… aradı, Üniversitenin oradaki cafenin oradayım dedi, bende oraya gittim, Ben lait taşını kaldırmadım, bu lait taşının olduğu yerini de bilmiyorum, ben bu taşı hiç kimseyle kaldırmadım, Ben …’i tanımıyorum, …’i ismen biliyorum, benim cefe’de yarım saat bulunmuşluğum yoktur. ” demiştir.

3. Sanık … savunmasında; “Ben daha önceden Şarkikaraağaç İlçe Emniyet Müdürlüğüne ifade vermiştim. O ifadem doğrudur, aynen tekrar ederim. Olay yerine piknik yapmak amacıyla sanıklardan … ile birlikte gitmiştik, olay yerinde bulunan mezar taşı ile fotoğraf çektik, bu fotoğrafı facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde paylaşmamız üzerine hakkımızda soruşturma yürütülmüştür. Soruşturma ve yargılama konusu mezar taşı uzun yıllardır olay yerinde bulunuyordu. Bu taşı ilgili kamu kurumuna bildirmemiz gerektiğini bilmiyorduk, suç işleme kastım bulunmamaktadır. Beraatime karar verilmesini talep ederim. Hakkımda mahkemece ceza tayinine gidilirse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat ediyorum. Tanık beyanlarına karşı aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz. Biz oraya piknik için gitmiştik, odun toparlarken bi bu taşı gördük, daha sonra biz bu fotoğrafı facebook hesabına koyduk, polisler iş yerine gelerek bana fotoğrafı sordular, biz bu fotoğrafta yer alan tarihi eseri ilgili yerlere bildirmemiz gerektiğini bilmiyorduk, zaten tarihi eser olduğunu da sonradan öğrendik. Beraatime karar verilmesini talep ederim.” demiştir.

4. Sanık … savunmasında; “Ben daha önceden Şarkikaraağaç İlçe Emniyet Müdürlüğün’de ifade vermiştim. O ifadem doğrudur, aynen tekrar ederim. Olay yerine piknik yapmak amacıyla sanıklardan … ile birlikte gitmiştik, olay yerinde bulunan mezar taşı ile fotoğraf çektik, bu fotoğrafı facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde paylaşmamız üzerine hakkımızda soruşturma yürütülmüştür. Soruşturma ve yargılama konusu üzerinden insan figürü bulunan mezar taşı uzun yıllardır olay yerinde bulunuyordu. Bu taşı gördükten sonra ilgili kamu kurumuna bildirimde bulunmamazı gerektiğini bilmiyorduk, suç işleme kastım bulunmamaktadır. Beraatime karar verilmesini talep ederim. Hakkımda mahkemece ceza tayinine gidilirse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat ediyorum. Tanık beyanlarına karşı aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz. Biz oraya piknik için gitmiştik, odun toparlarken bi bu taşı gördük, daha sonra biz bu fotoğrafı facebook hesabına koyduk, polisler iş yerine gelerek bana fotoğrafı sordular, biz bu fotoğrafta yer alan tarihi eseri ilgili yerlere bildirmemiz gerektiğini bilmiyorduk, zaten tarihi eser olduğunu da sonradan öğrendik.” demiştir.

5. Sanık … savunmasında; “Biz Yıldıray, Osman ile birklikte Çarıksayarlar kasabasına pikniğe gitmiştik, odun ararken su geçiti olarak kullanılan lait taşını gördük, arkadaşlar ile birlikte lait taşının önünde fotoğraf çekildik, Ben lait taşının tarihi eser olduğunu bilmiyordum, lait taşının o yerden kaldırılmasıyla ilgili herhangi bir bilgim yoktur. Hakkımda mahkemece ceza tayinine gidilirse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat ediyorum.” demiştir.

6. Sanık … savunmasında; “Ben …’in işletmiş olduğunu cafede çalışırım, … cafe’ye geldi, … lait taşının orada olduğunu biliyormuş, ben …, … oturuyorken, … taşı kaldırdık dedi, taşı nereye götürdüklerini söylemedi, bu taşı kimlerle götürdüklerini de söylemedi, sadece bana bu taşın orada olduğunu söyledi, Ben bu taşı gördüm, tam olarak ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum ancak ben bu taşı gördüm, ben bu taşın tarihi eser olduğunu bilmiyorum, bu taş köprü gibi birşeydi, bu konunun nasıl açıldığını tam olarak hatırlamıyorum, taşın değeri ile ilgili olarak herhangi bir şey söylemedi, bu taşın satımıyla ilgili de herhangi bir şey söylemedi. Hakkımda mahkemece ceza tayinine gidilirse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat ediyorum. Beraatime karar verilmesini talep ederim.” demiştir.

7. Sanık … savunmasında; “Ben cafe işletiyordum, Yılmaz ile birlike oturuyorduk, … bana geldi “dayı lait kapağı” var ben bunu kaldırdım dedi, olay bundan ibarettir, taşı ne amaçla kaldırdıklarını söylemedi, taşı kimle kaldırdıklarını da söylemedi, ben bu lait taşını gidip görmedim, ben bu taşı görsem hemen müzeyi ararım. Hakkımda mahkemece ceza tayinine gidilirse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat ediyorum . Beraatime karar verilmesini talep ederim.” demiştir.

8. Sanık … savunmasında, “Olay tarihinde bana ait araziye ev yaptırmak istemiştim. Olaydan 1 yıl kadar önce de araziye bir kamyon normal taş döktürmüştüm. Olay günü de araziye geldiğimde taşların büyük bir bölümünün yerinde olmadığını sordum. Arazimin yanında evi bulunan …’a bu taşların bir kısmının olmadığını, kimin götürdüğünü sordum. O da bana bir gün önce polislerin gelerek buradan taş götürdüklerini söyledi. Ben bahse konu taşla ilgili bilgi sahibi değilim. Benim döktüğüm taşlar dağda toplamış olduğumuz normal taşlardı. Kültür varlığı oluşturabilecek herhangi bir taşı arazime getirmiş değilim. Neden bu şekilde suçlamada bulunulduğunu da anlamış değilim. Ben de devlet memuruyum ve tarihi bir eserin şahsi olarak kullanılamayacağını bilmekteyim. Böyle bir taşa rastlamış olsaydım kesinlikle bu taşı müze müdürlüğüne götürürdüm. Ancak benim bahse konu taştan bilgim yoktur. Zaten orada da oturmamaktayım. Kendim Antalya merkezde ikamet ediyorum. Yılda bir kez bu arazimi kontrol amacıyla köyüme giderim. Bu nedenle bahse konu taşın ne şekilde ve kimler tarafından bu araziye getirildiğini bilmiyorum. Atılı suçlamayı kabul etmem. Beraatimi isterim. Savunmam bundan ibarettir.” demiştir.

9. Tanık … beyanında; “Ben Şarkikaraağaç İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaparım. Dosya kapsamında tutanaklarda bulunan imzalar bana aittir tutanak içerikleri doğrudur aynen tekrar ederim. Olay tarihinde İlçe Emniyet Müdürlüğünde bulunan ekip arabasına içerisinde resimler bulunan bir ihbar da bulunulmuştu. Bu olayla ilgili yaptığımız soruşturmada huzurda yer alan sanıkların tarihi eser olduğunu bildikleri mezar taşıyla ilgili olarak bildirimde bulunmadıklarını tespit ettik, olay tutanaklarda yer aldığı şekilde meydana gelmiştir. Tanık olarak dinlenilmesi için celp name gönderilen …’in Afyon İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne tayini çıkmıştır. Kendisine mahkemenize bilgi vermesi hususunda bilgilendirmede bulunacağım benim olayla ilgili bilgi ve görgüm bundan ibarettir.” demiştir.

10. Tanık … beyanında; “Tam olarak hatırlamadığım bir günde emniyetteki aracın önüne zarf içerisinde facebook çıktısı olarak resim bırakmışlar. Resimleri incelediğimizde üçgen şeklinde muhtemelen mezar kapağına benzeyen bir şey olduğunu 2 şahsın da bu mezar taşı ile fotoğrafının çekinmiş olduğu görülüyordu. Facebooktan yaptığımız araştırmada bu iki şahsın eski çalıştığım yerde çalışan Kudret isimli kişinin damadıydı. Bu kişiye ulaştıktan sonra diğer şahsa ulaştık. Daha sonra kendilerine bu resimleri sorduk. Kudretin damadı olan …, Çarıksaray yolunda bu lahit kapağının bir bahçe köprüsü olarak kullanıldığını, kendilerinin sadece resim çektirdiklerini söyledi. Aynı gün Öğleden sonra kızıldağ yolunda bir vatandaş 155 polis imdat hattını aramış, ikametinin yan tarafında boş bir arazi olduğunu, bu arazinin içinde gömülü vaziyette bir büyük kaya parçasının muhtemelen tarihi eser olduğunu bildirmiş. Bizde olay yerine gittik. Tarla içerisinde fotoğraftaki lahitin aynı lahit olduğunu gördük. Lahiti bulunduğu yerden başka bir yere götürüp gömmüşler. Lahitin gömülü olduğu arazi yanılmıyorsam …’e ait olan bir arazidir. Biz bu lahiti götürüldüğü yerden alıp müze görevlilerine teslim ettik. Ben bu lahitin … veya başka biri tarafından yerinden alınıp başka bir yere gömüldüğünü bilmiyorum. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. ” demiştir.

11. Tanık … beyanında; “Ben lahit taşını tarlada yarı gömülü halde gördüm ve Emniyet’e bildirdim. … bana tarlada bulunan taşların nerede olduğunu, kimin aldığını sordu. Ancak bana lahit taşından bahsetmedi. Sadece buradaki taşlara ne oldu diye sordu. Taşlardan neyi kastettiğini bilmiyorum. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir.” demiştir.

12. Müze Müdürlüğü raporunda, dava konusu eserin 2863 sayılı Kanun kapsamında lahit kapağı olduğu belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanıklar …, …, …, …, …, … Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İsteği Açısından;
1. 23.02.2015 tarihli kolluk tutanağına göre; 10.30 sıralarında kolluk ekip aracının yanına gelindiğinde aracın silecek kısmında beyaz bir zarf bulunduğu, içerisinde iki adet fotoğraf olduğu, fotoğrafta iki kişinin eski bir taşın önünde çömelerek resim çekinmiş oldukları hususlarının tespit edildiği, 27.02.2015 tarihinde de, bir şahsın kolluğu arayarak ikametinin yanındaki boş arazide tarihi bir taş olduğunu ihbar ettiği, kolluk olay yerine gittiğinde taşın, fotoğraftaki taş ile aynı olduğunu tespit ettiği, fotoğraftaki şahısların sanıklar … olduğunun tespit edildiği, olay yerinde boş arazide üzeri toprakla örtülmüş tarihi eser olan lahit kapağı bulunduğu, kolluk ekiplerince lahit kapağının alındığı, 03.03.2015 tarihli tutanağa göre de; mezar taşının bulunduğu yerden yaklaşık 4-5 m mesafede yolun kenarında araziye dökülmüş halde normal taşların olduğunun tespit edildiği, taşların kime ait olduğu araştırılırken … isimli şahsın, 28.02.2015 tarihinde sanık …’in ikametine gelerek,” taşı buraya ben getirmiştim, bahçe duvarında kullanacaktım, taş ne oldu?” diye sorduğunu, Mevlüt’ün de taşı polislerin götürdüğünü söylediğini beyan ettiği hususlarının tutanak altına alındığı, dava konusu lahit kapağının daha önce köprü taşı olarak kullanıldığı, insanlar tarafından köprü taşı olarak bilindiği, daha sonra yerinden alınarak başka bir arazide gömülü olarak bulunduğu dosya kapsamında,

Lahit taşı ile resim çekinen sanıklar …’ın olay günü sanık … ve dava dışı … ile pikniğe gittiklerini, köprü olarak duran taşın yanında resim çekindiklerini, bu taşın zaten uzun yıllardır orada durduğunu, daha sonra fotoğrafı Facebook sitesinde paylaştıklarını, bildirimde bulunmaları gerektiğini bilmediklerini beyan ettikleri, bu hali ile sanıkların bildirim yükümlülüğüne aykırılık suçu açısından suç işleme kastı ile hareket etmedikleri anlaşıldığından sanıklar …’ın beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanık …’ın savunmasında, bundan 6-7 yıl önce iki arkadaşının kendisine tarihi taş var dediklerini ve gidip baktıklarını, taşın tarihi eser olduğunu bilmediğini, taş köprü tarzında bir şey olduğunu beyan ettiği, bu hali ile sanığın bildirim yükümlülüğüne aykırılık suçu açısından suç işleme kastı ile hareket etmediği anlaşıldığından sanık …’ın beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Sanık …’nin savunmasında, sanık … ile cafede otururken, …’ın gelerek lahit taşını götürdüğünü söylediğini, ancak taşın hangi taş olduğunu bilmediğini, taşı gidip görmediğini beyan ettiği, bu hali ile sanığın bildirim yükümlülüğüne aykırılık suçu açısından suç işleme kastı ile hareket etmediği anlaşıldığından sanık …’nin beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Dava konusu taşın bulunduğu alanda taşa 4-5 m mesafede sanık …’e ait yığılmış normal taşların olduğu, tanık Mevlüt’ün beyanında, polisler tarafından taş alındıktan sonra Kerim’in gelerek taşların nerede olduğunu, kimin aldığını sorduğunu, ancak lahit taşından bahsetmediğini, sadece “buradaki taşlara ne oldu?” diye sorduğunu, taşlardan neyi kastettiğini bilmediğini beyan ettiği, sanık …’in savunmasında; kendisine ait araziye ev yaptırmak için olaydan 1 yıl kadar önce araziye bir kamyon normal taş döktürdüğünü, olay günü de araziye geldiğinde taşların büyük bir bölümünün yerinde olmadığını gördüğünü, arazinin yanında evi bulunan …’a bu taşların bir kısmının olmadığını, kimin götürdüğünü sorduğunu, onun da bir gün önce polislerin gelerek buradan taş götürdüklerini söylediğini, davaya konu taşla ilgili bilgi sahibi olmadığını, döktüğü taşları dağda toplamış olduğukları normal taşlar olduğunu beyan ettiği, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, bu hali ile sanığın üzerine atılı, bildirim yükümlülüğüne aykırılık ve kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı suçlarını işlediğine dair, savunmasının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanık …’in beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Sanık …’ın beyanında, bir gün Ali’nin cafesine gittiğini, oraya …’ın geldiğini,” taşı aldık götürdük “dediğini, sanık …’nin de kolluktaki beyanında Yılmaz’ın gelerek “… taşı kaldırıp götürdüğünü söyledi” dediğini, duruşmadaki beyanında ise, Yılmaz ile otururken …’ın geldiğini ve ” taşı götürdük” dediğini beyan ettiği, …’ın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, Ali ve Yılmaz ile aralarında husumet olduğunu, bu nedenle iftira attıklarını, kendilerine böyle bir şey söylemediğini beyan ettiği, bu hali ile sanığın üzerine atılı bildirim yükümlülüğüne aykırılık ve kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yapma suçlarını işlediğine dair, savunmasının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanık …’ın beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından;
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 22.10.2021 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
A. Sanıklar …, …, …, …, …, … Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İsteği Açısından;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2015/200 Esas, 2016/252 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Açısından;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2015/200 Esas, 2016/252 Karar sayılı hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.09.2023 tarihinde karar verildi.