YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4897
KARAR NO : 2023/4127
KARAR TARİHİ : 18.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1065 E., 2016/484 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜMLER : Beraat- Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama – Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2014/1065 Esas, 2016/484 Karar sayılı kararı ile; sanık … hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesi, 52 nci maddesi, 52 nci maddesinin dördüncü fıkraları uyarınca 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık … hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 inci maddesi, 52 inci maddesi, 52 nci maddesinin dördüncü fıkraları uyarınca 21.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık … hakkında ise, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraat kararı verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.09.2020 tarihli ve 2016/246182 sayılı, “Onama- Bozma” görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … müdafiinin temyiz isteği; mevcut dosya içerisinde toplamda 4 kez bilirkişi incelemesi yapıldığına, bu raporlardan ilki birleşen dosya içerisinde yapılan bilirkişi incelemesi ve birleşme kararı verilmezden evvel bu dosyada alınan 2 ayrı bilirkişi raporu ve nihayet dosyalar birleştirildikten sonra yaptırılan ve 08/02/2016 tarihli bilirkişi raporu. mevcut raporlar incelendiği takdirde açıkça görülecektir ki bilirkişi raporları; müvekkili …’ın kazanın meydana gelmesi nedeniyle kusursuz olduğu yönünde olmasına rağmen, hükmün bilirkişi raporlarına aykırı kurulması hatalı olduğuna, müvekkilin mahkumiyetine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğuna, müvekkilin sorumluluğu olmadığına, işveren olarak sorumluluk yüklenmiş olduğuna, müvekkilin yetkilisi olduğu Yıldırımlar Metal Ltd Şti’nin asıl işveren veya işveren vekili olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından davaya konu iş kazası ile ilgili kusur izafesi de yapılmaması gerektiğine, müvekkilinin üzerine düşen bütün sorumlulukları yerine getirmiş, bütün önlemlerin alınmasını sağlamış ancak buna rağmen elim kaza meydana gelmiş olduğuna, son raporda şantiye şefi istihdam etmiş olan müvekkilin hiç bir kusuru bulunmadığı belirtilmiş olduğuna, şantiye şefine kusur izafe edilmiş olmasına rağmen kendisi hakkında dava açılmamış olması ile ilgili sanığa bir sorumluluk yüklenebilmesinin mümkün olmadığına, atılı suçun maddi ve manevi yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
B. Sanık … müdafiinin temyiz isteği; müvekkilinin kusuru bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, zira olay iş saati değil mola saatinde meydana geldiğine, öğle molasında olan müvekkil ve diğer personel iş alanında olmadığından, müteveffa müvekkilin bilgisi dışında eylemde bulunduğundan ve müvekkilin bulunduğu açıdan kaza mahallini görme imkanı da olmadığından, müteveffaya eylemi esnasında müdahalede bulunma imkanının da bulunmadığına, iş güvenliği malzemelerinin personele verilmiş olduğuna, ayrıca işgüvenliği eğitimi de verildiğine, kusur ana işveren ve onun personeline, ayrıca elektrik dağıtım şirketi yetkililerine ait olduğuna, tayin edilen cezaya, sanığın kusur durumuna göre cezanın asgari hadden belirlenmesi gerektiğine, cezanın süresi itibariyle sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerine ilişkin hakkından mahrum bırakıldığına, sanık … ağır kusurlu olmasına rağmen anılan sanık hakkında müvekkilinin cezasından dahi hafif cezaya hükmedilmiş, sanık …’ın ise beraatine karar verilmiş olduğuna, sanıklardan … hakkında daha çok kusur ve ceza tayinine, sanık …’ın ise tecziyesine karar verilmesi gerektiğine, temyize konu karar, olaya, sanıkların ve müteveffanın kusur durumuna, sosyal hayatın ve iş hayatının gerçeklerine uygun olmayan, müvekkilinin mağduriyetine neden olacak nitelikte bir karar olduğuna ilişkindir.
C. Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık … hakkında atılı yasal unsurları oluşan suçtan cezalandırılması gerekirken dayanaktan yoksun ve yasaya aykırı gerekçelerle beraat kararı verilmiş olmasının temyizinin zorunluluk olduğuna, diğer sanıklar …’ün de bilinçli şekilde gerekli tedbirler alınmadan işçi çalıştırılmasına göz yumduklarına, bu sanıklar hakkında indirim maddesi uygulanmaması gerektiği halde bu yönde karar verilmesi nedeniyle sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararlarının indirimler olmadan temyizi ile onanması, sanık … hakkında da verilen beraat kararının bozularak cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Maktul …’un olay tarihinde çalışmakta olduğu Yıldırımlar Metal isimli iş yerinde 5,5 metre uzunluğundaki demir profili elektrik teline temas ettirmesi sonucu elektrik akımına kapılarak öldüğü, Yıldırımlar Metal isimli firmanın sahibinin sanık …, taşeron firma olan Er Yapı Aliminyum isimli şirketin sahibinin sanık …, Sepaş arıza sorumlusunun sanık … olduğu anlaşılmaktadır.
2.Soruşturma aşamasında alınan 16.09.2014 tarihli bilirkişi heyet raporunda; “Maktul, …‘un olayda kusursuz olduğu, sanık …’ın olayda asli kusurlu olduğu, sanık …’ın olayda, asli kusurlu olduğu (olacağı) ve/veya kusursuz (olacağı) olduğu” kanaat ve sonucuna varıldığına dair bu bilirkişi raporunu sayın Savcılığınıza arz edilir.” şeklinde görüş bildirildiği, yine soruşturma aşamasında alınan 16.03.2015 havale tarihli bilirkişi bilirkişi raporunda, sanıklar … ve …’ın asli kusurlu olduğu, hatların güvenliğini temin etmeyen, gerekli önlemleri almayıp bu duruma müdahale etmeyen, elektrik kurumu görevlilerinin de tali kusurlu olduğunun bildirildiği, bu rapora göre de sanık … hakkında soruşturmaya başlandığı ve kamu davası açıldığı görülmektedir.
3. Yargılama aşamasında alınan ve 13.03.2015 tarihinde yapılan keşfe dayalı düzenlenen 29/06/2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda;
“Dosyada bulunan bilgiler, belgeler ve yapılan keşif sonucunda oluşan kanaatlere göre; müşteki …’un kusurunun bulunmadığı; olay tarihindeki iş tecrübesi dikkate alındığında yapmakta olduğu işteki tüm tehlike ve riskleri fark etmesinin beklenemeyeceği, kendisine mesleki riskler ve uyulması kurallar ile ilgili olarak eğitim ve bilgilendirme yapılmadığından dolayı, ölümü ile sonuçlanan bahse konu iş kazasında kusursuz olduğu (kusur izafe edilemeyeceği), Sanık …’ın malzemelerin istifi ve taşınması hususunda tedbirleri almadığı, iş güvenliği tedbirlerini aldırmadığı ve denetlemediği, çalışana yeterli eğitimi aldırmadığından, bahse konu olayda asli kusurlu 2. dereceden olduğu, Sanık …’ın inşaatın sahibi ve işveren olduğu, yapı alanının üzerinden enerji nakil hattının geçmesine rağmen ilgili kurum ve kuruluşlardan onay ve izin almadan inşaat yapımına devam edildiği ve zeminde dolgu yapılarak güvenlik mesafesinin ilgili yönetmeliğin belirlediği sınırın altına düşürmüş olması sebebiyle, bu hususda oluşabilecek riskleri belirlemediği ve gerekli tedbirleri aldırmadığından, risk analizi yapmadığından, uyulması gereken tedbirleri uygulatmadığı ve yeterince denetlemediğinden dolayı, bahse konu olayda asli ve 1. dereceden kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır” şeklinde görüş bildirilmiştir.
4. Yargılama aşamasında alınan 08/02/2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda:
“A. Şantiye Şefi …’in (olay tarihinde işyerinde görevli olması halinde şantiye şef yardımcısı Önder AKPINAR da aynı gerekçelerle aynı oranda kusurludur), inşaat alanında yapılacak düzenli kontrol ve denetimlerle alınacak güvenlik önlemlerinin planlanmaması, inşaatın geçen enerji nakil hattının yapım süresince tehlike arz edebileceği göz önüne alınarak gerekli güvenlik tedbirlerinin (hattın deplase edilmesi, çalışma süresince hattaki elektriğin kestirilmesi ve hattın her yönden topraklama ve kısa devre yapılması ya da uygun bariyerler ile hatta yaklaşılmasını önlenmesi vb.) alınmaması, hatta yaklaşılmaması için gerekli ikaz ve uyarı işaretlerinin bulundurulmaması, sahada iş gören firma çalışanlarının bilgilendirilip kendilerine gerekli talimatların verilmemesi sebebiyle 1. derecede ASLİ kusurlu olduğu,
B. Kazalı işçinin işvereni …’ın, inşaat sahasından geçen enerji nakil hattının tehlike arz edebileceği göz önüne alınarak gerekli güvenlik tedbirlerinin (hattın deplase edilmesi, çalışma süresince hattaki elektriğin kestirilmesi ve hattın her yönden topraklama ve kısa devre yapılması ya da uygun bariyerler ile hatta yaklaşılmasını önlenmesi, ikaz ve işaretlerle çalışanların tehlike kaynağı hakkında bilgilendirilmesi vb.) alınması için gereğinin şantiye yetkililerinden talep edilmemesi, hattın bulunduğu tehlikeli alanda malzeme taşıma işinin yapılmaması için gereken iş organizasyonunun ve düzenlemelerin yapılmaması, mevcut tehlike kaynağı hakkında kazalı işçinin bilgilendirilmemesi sebebiyle 2. derecede ASLİ kusurlu olduğu,
C. Yaşı ve hayat tecrübesi itibariyle tehlikeli durumları ve bunlardan kaynaklanabilecek riskleri öngörebilecek bir kişi olmasına rağmen bulunduğu zemin üzerinden geçen nakil hattını dikkate alarak malzemeyi yatay taşımaması, şahsi güvenliğini korumada gereken dikkat ve özeni göstermemesi sebebiyle kazalı …’un TALİ kusurlu olduğu,
D. Raporumuzun D bendinde açıklanan nedenlerle dosyada mevcut olan diğer raporlara katılmadığımızı bildirir rapordur” şeklinde görüş bildirildiği ve Mahkemece kısmen bu raporun hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.
5.Olayın tanıkları İ.T., V.S., E.S.’nin anlatımları, olay yeri inceleme raporu, olay yeri tespit tutanağı, olay yeri krokisi, ölüm belgesi, Gebze 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/281 esas, 2015/586 karar sayılı birleştirme karar dosyası, Er yapı Alüminyum firması ile Yıldırımlar Metal isimli şirket arasında imzalanmış olan 31.03.2014 tarihli taşeron sözleşmesi sureti, diğer taşeronlarla yapılmış olan sözleşme örnekleri, tarihsiz şantiye şefliği hizmet sözleşmesi sureti ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.
6. Sanıkların üzerilerine atılı suçlamaları inkar ettikleri ve savunmalarında;
Sanık …’ın, “Ben Sedaş firmasında elektrik mühendisi olarak görev yaparım. Gebze bölgesinde arıza sorumlusuyum. O bölgede bize intikal eden herhangi bir arıza veya sorun yoktu. O bölgede kimin toprağa dolgu ve yükseltme yaptığını bilmiyorum. Muhtemelen inşaatı yapan firma yapmıştır. Bu konuda bize herhangi bir başvuru olmadı. Ben olayı sonradan öğrendim. Bu konuda savcılıkta ifade vermiştim. O ifadem doğrudur. Benim veya çalıştığım şirketin herhangi bir kusuru olduğunu düşünmüyorum, bize bu tür olaylar belediye vasıtası ile intikal eder, bu konuda herhangi bir sorun intikal etmemişti, hatlar istimlaklı olduğu için normalde oraya herhangi bir müdahale olmaması gerekir ” şeklinde beyanda bulunduğu,
Sanık …’ın, “Ben daha önce Savcıkta ve Sulh Ceza Hakimine ifade vermiştim. İfadelerimi tekrar ederim. Benim olayın meydana gelmesinde bir kusurum yoktur, müteveffa işçiye iş güvenliği malzemelerini vermiştim. İş güvenliği eğitiminde sözlü olarak vermiştim. Ancak yazılı bir eğitim yoktur. Olay çalışma saatleri dışında öğlen yemeği molasında meydana gelmiştir. Mütevefa işçinin demir profilleri taşıması için her hangi bir talimatım olmadığı gibi profileri neden taşıdığını da bilemiyorum, olay iş saatleri dışında ve benim kontrolüm dışında meydana gelmiştir. Arada pano bulunması ve görüş açımı kapatması nedeni ile bulunduğum yerden olay mahallini görmedim. İstiharat saatinde olay meydana gelmiş olmasına rağmen olayı görseydim profillerin taşınmasına ve dik olarak taşınmasına izin vermezdim. Olay işçinin dikkatsizliği nedeni ile meydana gelmiştir, ayrıca Yıldırımlar Metal şirketinin yetkililerinin zemini doldurup elektrik tellerine 5-6 metre kadar mesafeyi azaltmış olmaları nedeni ile de meydana gelmiştir. Buna dair sorumluluk Yıldırımlar Metal şirketi yetkilileri ve görevlilerine aittir. Böyle bir olayın meydana gelmesinden dolayı her ne kadar kusurum olmasada üzüntü duyuyorum.” şeklinde beyanda bulunduğu,
Sanık …’ın, “Ben Yıldırımlar Metal Ltd Şti isimli firmanın sahibiyim, …’da benim iş verdiğim Er Metal isimli taşeron firmanın sahibidir, daha önce karakolda ifade vermiştim, bu ifademi tekrar ederim, kaza olduğunda iş yerinde değildim, kazanın ne şekilde gerçekleştiğine dair herhangi bir bilgim yoktur, biz iş yerimizde iş kazalarını önlemek için gerekli tedbirleri alırız, çalışanlarımızıda gerekli koruyucu ekipmanı veririz, kazada herhangi bir şekilde kusurum olduğunu düşünmüyorum, beraatime karar verilmesini talep ederim, ölenin yakanlarına herhangi bir maddi yardımda bulunmadım, esasen ölen kişi benim firmamım değil taşeron Er Metal isimli firmanın çalışanıdır” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
7. Ölenin babası katılan …’un sanıklardan şikayetçi olduğu ve duruşmada alınan ifadesinde;
” Olay tarihinde oğlum olan … Gebze’de bir inşaatta çalışmak için gitmişti. Ben Bafra’da ikamet ediyordum. Bana telefonla haber verilmesi sonucu oğlumun inşaatta elektrik akımına kapıldığı ve vefat ettiğini öğrendim. Olay hakkında görgüye sahip değilim. Olay nedeniyle sanıklardan şikayetçiyim. Sanıklar olaydan sonra Bafra’ya geldiler. Ancak ben kendilerinden maddi olarak hiçbir şey istemedim. Olaydan sonra ben söz konusu inşaata gittim. İş güvenliğinin kesinlikle olmadığını gördüm. İnşaatta bulunan demir profilin yüksek gerilim hattına temas edecek şekilde kurulduğunu gördüm. İnşaatta başka 11 tane boş dükkan olduğu halde yüksek gerilim hattının olduğu yere demir profil kurulmuş. Hiçbir güvenlik önlemi de alınmamış. Hatta ben gittiğim zaman bile inşaatta çalışanlarda baret vb.güvenlik eşyaları kullanılmıyordu. Bu nedenle sanıklardan şikayetçiyim. Cezalandırılmaları istiyorum. Ayrıca davaya katılmak da isterim” şeklinde beyanda bulunduğu ve Mahkemece 24.12.2014 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği tespit edilmiştir.
8. Sanıklara ait güncel adli sicil kayıtları ve nüfus kayıtları Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
A. Tebliğname Görüşü Yönünden;
Maktul …’un olay tarihinde çalışmakta olduğu Yıldırımlar Metal isimli iş yerinde 5,5 metre uzunluğundaki demir profili elektrik teline temas ettirmesi sonucu elektrik akımına kapılarak öldüğü, inşaatın sahibi Yıldırımlar Metal isimli firmanın yetkilisi sanık …, taşeron firma olan Er Yapı Aliminyum isimli şirketin sahibinin sanık … olduğu, ölen işçinin Er Yapı Aliminyum isimli şirketin işçisi olduğu ve sigorta girişine göre kazadan yaklaşık dört gün önce sanık …’ın sahibi olduğu inşaatta çalışmaya başladığı olayda; asli kusurlu oldukları Mahkemece kabul ve tespit edilen sanıklar hakkında mahkemece alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilen ceza miktarlarının yerinde olduğu anlaşılmakla, tebliğnamede bu yönde bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
1. Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden
Maktul …’un olay tarihinde çalışmakta olduğu Yıldırımlar Metal isimli iş yerinde 5,5 metre uzunluğundaki demir profili elektrik teline temas ettirmesi sonucu elektrik akımına kapılarak öldüğü, inşaatın sahibi Yıldırımlar Metal isimli firmanın yetkilisi sanık …, taşeron firma olan Er Yapı Aliminyum isimli şirketin sahibinin sanık … olduğu, ölen işçinin Er Yapı Aliminyum isimli şirketin işçisi olduğu ve sigorta girişine göre kazadan yaklaşık dört gün önce sanık …’ın sahibi olduğu inşaatta çalışmaya başladığı, oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, ölüm belgesi, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları, tanık anlatımları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlenmiştir.
2.Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-709 Esas, 2019/5 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; yargılamayı gerçekleştiren hâkim, bilirkişilerin belirledikleri kusurun varlığı ya da yokluğu ve kusur oranları ile bağlı olmayıp, bilirkişilerin yapacakları teknik belirlemeler çerçevesinde failin kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa kusurunun ne olduğu ve bu kusurun cezanın belirlenmesinde ne derece etkin olacağını, her olayın özelliklerine göre ve kanunî gerekçelerle belirlemelidir. Olayın gerçekleşme şeklini belirleme görevi de hâkime ait olup, bilirkişi ancak bu hususta ortaya koyacağı teknik veriler ile hâkime yardımcı olacak ve tarafların taksirli davranışlarının ve kusur durumlarının nelerden ibaret olduğunu gösterecektir. Dosyada mevcut birden çok rapor arasında çözümü hâkimin takdirine bağlı olmayan özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlarda çelişki bulunması durumunda bu çelişkinin giderilmesi gerekir. Ancak, her çelişkinin giderilmesi için de yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması zorunlu değildir. Buradaki ölçüt maddî gerçeğin hiçbir şüpheye yer verilmeyecek biçimde ortaya çıkarılmasıdır. Bilirkişiye başvurulma nedeni olan çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda, artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen toplamda dört ayrı bilirkişi raporunun alındığı, keşif yapıldığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususların yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde; sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek sanıklar hakkında ceza tayin edildiği anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3. Cezanın Alt Sınırdan Tayin Edilmesi Gerektiği Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, tam kusurlu sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden, teşdiden hüküm kurulması, oluş ve dosya kapsamına uygun görüldüğünden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
4.Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden
Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinde düzenlenen seçenek tedbirlere ilişkin olarak, “sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenişindeki özellikler göz önüne alınarak” gerekçeleri ile sanıklar hakkında hükmolunan hapis cezalarının paraya çevrildiği, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden ise, tayin olunan ceza miktarları gözetildiğinde, yasal imkansızlık nedeniyle uygulanmadığı anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
5. Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun’un “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, “…failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar…” şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 5237 sayılı Kanun’un “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, “… failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri…” şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; “Sanığın dosyaya ve duruşmaya yansıyan olumsuz bir davranışı bulunmadığından, bu durum lehine takdiri indirim nedeni sayılarak” şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak sanıklar hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan vekilinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
6.Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi nedeniyle hükümlerde hukuka aykırılık bulunmuş olup, bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
7. Sanıklar … ve … hakkında hükmedilen hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi ve adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanunun 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı hareket edilmesi hukuka aykırı bulunmuş olup bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
C. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Soruşturma aşamasında alınan 16.03.2015 havale tarihli bilirkişi raporuna göre her ne kadar sanık … hakkında taksirle öldürme suçundan kamu davası açılmış ise de; Sedaş firmasında elektrik mühendisi olarak görev yapan ve Gebze bölgesinde arıza sorumlusu olarak çalışan sanığın müsnet suçtan cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığı, inşaatın sahibi ve işveren olarak sanık …’ın yapı alanının üzerinden enerji nakil hattının geçmesine rağmen ilgili kurum ve kuruluşlardan onay ve izin almadan inşaat yapımına devam edildiği ve zeminde dolgu yapılarak güvenlik mesafesinin ilgili yönetmeliğin belirlediği sınırın altına olay tespit tutanağına göre 522 cm mesafeye düşürmüş olması sebebiyle kusurlu olduğu olayda; sanık …’ın çalıştığı ilgili kuruma yapılmış herhangi bir başvurunun da bulunmadığı gözetildiğinde, Mahkemece sanık … hakkında taksirle öldürme suçundan beraat kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılan vekilinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
D. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar … ve … tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2014/1065 Esas, 2016/484 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen (B-6) ve (B-7) numaralı bentler dışında, sanıklar müdafilerinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle, Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2014/1065 Esas, 2016/484 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B-6) ve (B-7) bentlerinde açıklanan nedenlerle, Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2014/1065 Esas, 2016/484 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri kısmen yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının yargılama giderlerine ilişkin paragrafında yer alan “eşit olarak” ibaresinin “sebebiyet verdikleri oranda” olarak değiştirilmesi, hükmün (2) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan dördüncü paragrafların hükümlerden çıkarılması yerine, sanık … hakkındaki paragrafa, “Sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenişindeki özellikler göz önüne alınarak sanığa hükmolunan 2 yıl 11 ay hapis cezasının TCK’nın 50/4. maddesi delaletiyle 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, sanığa verilen adli para cezasının TCK’nın 52/3. maddesi gereğince 1060 tam gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesine, TCK’nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 21.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin, sanık … hakkındaki paragrafa, ” Sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenişindeki özellikler göz önüne alınarak sanığa hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının TCK’nın 50/4. maddesi delaletiyle 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, sanığa verilen adli para cezasının TCK’nın 52/3. maddesi gereğince 760 tam gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesine, TCK’nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 15.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin yazılması suretiyle hükümlerin, Tebliğnameye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.10.2023 tarihinde karar verildi.