Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/7438 E. 2023/8574 K. 21.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7438
KARAR NO : 2023/8574
KARAR TARİHİ : 21.09.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/67 E., 2023/426 K.
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/179 E., 2019/96 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kurum işleminin iptali ve ölüm aylığı bağlanması davasında İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, söz konusu karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eski eşi …’ten … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/297 Esas, 2000/338 Karar sayılı ilamı ile 16.11.2000 tarihinde boşandığını, boşanma gerçekleştikten sonra Kurum tarafından davacıya sigortalı babası… sigortalılığından yetim (ölüm) aylığı bağlandığını, davalı kurum tarafından davacının boşanma işleminin muvazaalı olduğundan bahisle bağlanan yetim aylığının 22.04.2016 tarihinde iptal edildiğini, davalı Kurum tarafından 01.11.2008-31.04.2016 tarihleri arasındaki aylıklar ve faiz hesaplanarak 109.153,47-TL davacıya borç çıkartıldığını, davacının 31.04.2016 tarihinden bu yana alması gereken ölüm aylığını alamadığını, davacının yetim aylığına ulaşmak için muvazaalı bir boyanma yapmadığını, davacının boşandığı eşi ile boşandıktan sonra aynı konutta ikamet etmediklerini, davacının halen oğlu …’in yanında ikamet ettiğini, mahkeme ilamı ile müşterek çocuk …’in velayeti müvekkile verildiğini, … ile birlikte ağabeyi … in (… adresinde bulunan) evinde ikamet ettiklerini, davalı kurum tarafından tutulan tutanaktan bir gün önce …’in eve alkollü bir vaziyette gelmesi üzerine çıkan tartışma sonrasında, ağabeyi …, …’i evden kovduğunu, daha öncede tekrar eden benzer durumlardan sonra … aynı mahalle ve sokakta bulunan babası …’in evine gittiğinden; ertesi sabah davacının müşterek çocuk …’e bakmak için eski eşi …’in evine gittiğini, bu esnada gelen ve davacının eski eşi …’in evinde gören davalı kurum müfettişleri tarafından tutanak tutulduğunu, tarafların farklı ikamet adreslerinde oy kullandıklarını, su ve elektrik abonelik adresleri farklı olduğunu, davacının yanında ikamet ettiği oğlu …’in kiracı olduğunu, tarafların muhtarlık kayıtlarının farklı olduğunu, tarafların nüfus müdürlüğündeki ikametgaha dayalı yerleşim yeri adreslerinin farklı olduğunu ifade ile davacı …’ya… T. C. Kimlik Nolu babası sigortalı… sigortalılığından bağlanan yetim (Ölüm) aylığını iptal eden davalı kurum işleminin iptaline, yetim (ölüm) aylığının iptal edildiği tarihten itibaren davacı …’ya yeniden bağlanması ve iptal tarihinden itibaren ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte davacı …’ya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının eşinden boşandığı halde, boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceğini, bu kişilere ödenmiş olan tutarların 96 ncı maddeye göre geri alındığını, davacının emeklilik dosyasının incelenmesinde 54374 sayılı Kanun kapsamında emeklilik aylığı almakta iken 19.09.1995 tarihinde vefat eden davacının babası…’dan dolayı talebi üzerine davacıya 01.12.2000 tarihinde aylık bağlandığını ve 16.03.2016 tarih ve 2016/ÖÇ/018 sayılı rapor ile davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğinin tespit edildiğini, yapılan tespit üzerine de davacının almakta olduğu maaşının kesilmiş olduğu ve yersiz ödenen aylıkların tahsiline karar verildiğini ve bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli ve E.2018/179, K.2019/96 sayılı kararıyla; “… Ziraat Bankasından, Vodafone’dan, Turkcell, Avea, Türk Telekom, Garanti Bankasından ve Nüfus Müdürlüğünden gelen müzekkere cevaplarından davacı ve boşandığı eşinin boşanma tarihinden sonra ayrı yaşadıkları, davacının evli olan oğlu … ile aynı ikametgahta diğer çocuğu ile birlikte yaşadığı, … Polis Merkezi Amirliğinin 29.07.2017 tarihli tutanağında;…’nın “…” adresinde boşandığı eşi …’in ise “…, …” adresinde ikamet ettiklerinin bildirildiği, çevrede ikamet edenlerden ve yapılan araştırmadan ayrı yaşadıklarının tespit edildiği, davacının boşandığı eşi ile yaklaşık 15 yıldır ayrı yaşadığı ve 2009 yılından beri de oğlu … ile birlikte yaşadığı, eski eşinin eve gidip gelmediğinin tutanak tutularak bildirildiği, gerek Çocuk Mahkemesinden celp edilen kayıtlardan gerekse Emniyet Araştırmasından davacının oğlu …’in uyuşturucu madde kullanımının sabit olduğu anlaşılmış ayrıca 25.03.2019 tarihli … Polis Merkezi Amirliğinin araştırma tutanağında da …’in halen öz annesi olan …’nın ikameti olan…/… adresinde annesi ile birlikte kaldığının tutanak altına alınarak bildirildiği anlaşılmıştır. Dosyamız kapsamında dinlenilen tanık beyanları ile de davacı ve boşandığı eşi …’in ayrı yaşadıklarının anlaşıldığı, davacının ve eşinin müşterek çocukları ve uyuşturucu bağımlısı oğlu için zaman zaman görüştükleri dosya kapsamından davacının ve boşandığı eşinin bu koşullar altında beraber yaşamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve tüm dosya kapsamından davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşamadıklarının şüpheye yer vermeyecek şekilde sabit olduğu değerlendirildiğinden neticeden tüm dosya kapsamından söz konusu boşanmanın gerçek olduğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı kurum vekili, bilirkişi raporunda … … kontrol memurluğunca düzenlenen rapor kapsamında inceleme yapılan döneme ait kayıtların incelenmediği kanaatinde olduğunu beyanla ve resen tespit edilecek gerekçelerle kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24/12/2020 tarih ve E.2019/1730, 2020/1780 sayılı kararı ile “Somut olayda, mahkemece davacının boşandığı eşiyle ayrı yaşadığını, uyuşturucu bağımlısı çocukları bulunduğu gerekçesiyle zaman zaman görüştüklerini belirterek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yanılgı ile bu sonuca varılmıştır. Çünkü 5510 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi uyarınca Kurum görevlilerinin görevleri gereği düzenledikleri tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu belirtilmiştir. Kurum görevlilerinin denetimi esnasında davacının komşusu olan şahıslar davacının birlikte yaşadığını belirttikleri, yine fiili denetim esnasında davacının boşandığı eşinin davacının evinde bulunduğu ortadadır. Dolayısıyla tutanağın aksi ispat edilememiştir. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.

O halde davalının istinaf talebi kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyada mevcut deliller hüküm kurmak için yeterli olduğundan, delil toplanmasına ve duruşma açılmasına gerek olmaksızın davanın reddine” karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Daire kararında, “…eldeki davada, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığından bahisle davanın reddine karar verildiği anlaşılmakta ise de; verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, yapılan emniyet araştırmalarında davacı ve eşinin boşandıkları dönemde ayrı yaşadıklarına dair tespitler yapıldığı ve birlikte yaşama olgusunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadığı anlaşılmakla; boşanma davasında velayeti kendisine bırakılan ve yargı kararıyla da uyuşturucu madde kullandığı sabit olan davacının oğlu…’in bakım ve gözetimi ile ilgili olarak boşandığı eşiyle görüşüp görüşmediği noktasında, boşanılan eşin ve davacının ikametgah adreslerindeki komşuların tanık olarak beyanları alınarak denetim tutanağında belirtilen “boşanılan eşle her gün çocuklardan dolayı görüşme olayının” gerçekleşip gerçekleşmediği, çocuğun uyuşturucu kullanımı eylemi nedeniyle bu durumun zorunluluk arz edip etmediği hususunun araştırılması ve aydınlatılması ile dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulması gerektiği” gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, yapılan emniyet araştırmalarında davacı ve eşinin boşandıkları dönemde ayrı yaşadıklarına dair tespitler yapıldığı ve birlikte yaşama olgusunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadığı anlaşılmakla; boşanma davasında velayeti kendisine bırakılan ve yargı kararıyla da uyuşturucu madde kullandığı sabit olan davacının oğlu…’in bakım ve gözetimi ile ilgili olarak boşandığı eşiyle görüşüp görüşmediği noktasında, boşanılan eşin ve davacının ikametgah adreslerindeki komşuların tanık olarak beyanları alınarak denetim tutanağında belirtilen “boşanılan eşle her gün çocuklardan dolayı görüşme olayının” gerçekleşip gerçekleşmediği, çocuğun uyuşturucu kullanımı eylemi nedeniyle bu durumun zorunluluk arz edip etmediği hususlarının araştırılarak sonucna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Dairemizce, Yargıtay bozma kararına uyulmuş ve bozma kararı doğrultusunda yargılamaya devam edilmiştir. Yargılama kapsamında tanıklar dinlenmiş ve ilgili kolluk birimlerine yazı yazılmıştır.

Yargılama sonucu, dinlenen tanık beyanları, tutulan tutanak içerikleri ve dosyadaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı ve boşanılan eşin boşandıkları dönemde ayrı yaşadıklarına dair düzenlenen emniyet tutanakları, yine boşanma davasında velayeti kendisine bırakılan ve yargı kararıyla da uyuşturucu madde kullandığı sabit olan davacının oğlunun bakım ve gözetimi ile ilgili olarak boşandığı eşiyle görüştüğüne yönelik birbirini doğrulayan iddia ve tanık beyanları dikkate alındığında, davacının dava konusu dönemde boşandığı eşinden ayrı yaşadığı sonucuna varılmış, davacıya babası nedeniyle bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin dava konusu kurum işleminin iptali ile davacıya ölüm aylığının bağlanmasına ve faizi ile birlikte ödenmesine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın kabulüne karar verildiği halde aleyhe yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili, kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kurum işleminin iptali ve ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 323 vd. maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ancak davanın kabulüne karar verildiği halde davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan hükmün yalnızca bu yönden düzeltilmesi gerekmiş; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen diğer nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1) Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,

2) Davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi ile,

Bölge Adliye Mahkemesi kararının “İstinaf İncelemesi Yönünden” başlıklı 2/b bendinde yer alan “davalı Kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde geçerli AAÜT hükümleri gereğince 11.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kurum’a verilmesine” ibarelerinin, 2/c bendinde yer alan “Davalı Kurumca yapılan 80,50-TL istinaf yargılama giderinin, davacıdan alınarak davalı Kurum’a verilmesine” ibarelerinin tamamen silinerek hüküm fıkrasından çıkartılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.