YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9671
KARAR NO : 2023/4069
KARAR TARİHİ : 17.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1443 E., 2020/192 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 06.02.2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının anayasayı ihlal suçundan 16.07.2016-06.07.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığı ve bu suçtan hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacının kanundaki şartlar oluşmadan tutuklandığını, haklarının hatırlatılmadığını, kanuni süre içinde hakim önüne çıkarılmadığını, soruşturma boyunca hakim önüne çıkarılmadığını, tutukluluğun devamına ilişkin kararların geç tebliği nedeniyle kanuni başvuru imkanlarının engellendiğini ve hakkındaki aramanın ölçüsüz yapıldığını öner sürerek 620.000,00 TL manevi tazminatın, 30.03.2018 havale tarihli dava dilekçesinde ise bu talepleri yineleyerek ayrıca silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan yargılaması sonucunda beraatine karar verilmesi ve bu suçtan da 17.10.2017 tarihine kadar tutuklu bulunması nedeniyle de 1.000.000,00 TL maddi, 720.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, açılan iki davanın birleştirilmesine karar verilmiştir.
2. Davalı vekili 19.04.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde ve yetkili mahkemede açılmadığı, davacının herhangi bir zararı bulunmadığını ve talep edilen tazminat miktarının sebepsiz zenginleşmeye neden olacak şekilde olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
3. Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2019 tarihli ve 2018/247 Esas, 2019/49 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2019/1443 Esas, 2020/192 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.12.2021 tarih, 2020/42576 sayılı tebliğnamesi ile tazminat miktarının artırılmasına yönelik istinaf mahkemesi kararının duruşmalı inceleme sonucu verilmesi gerektiğinde bahisle hükmün bozulması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; haksız uygulanan koruma tedbirleri nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen birden fazla aykırılığa ilişkin talepte bulunulmasına rağmen mahkemece hangi bentteki aykırılık nedeniyle ne kadar tazminata hükmedildiğinin açıklanmamasının kanuna aykırı olduğuna, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna, tutuklandığı tarihte hakim olan davacının maddi kazanç kaybının maaşı üzerinden hesaplanması gerektiğine, davacının cezaevinde yaptığı harcamalar, yakınlarının kendisini ziyaret sebebiyle yaptıkları masraflar ile lojmanı terketmesi sebebiyle malvarlığında meydana gelen azalmanın da maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Mahkeme gerekçesinde “… Bu itibarla, davacının 16/07/2016-20/07/2016 tarihleri arasında 4 gün gözaltında ve 20/07/2016-17/10/2017 tarihleri arasında 424 gün tutuklu olmak üzere toplam 428 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, davacının gözaltına alınmadan önce Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesinin 16/07/2016 tarih ve 2016/345 sayılı kararı ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 77/1 ve 81/1. maddeleri gereğince tedbiren 3 ay süreyle görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği, davacının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararı ile 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinin 1. fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, davacının meslekten çıkarılma kararına karşı yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun 29/11/2016 tarih ve 2016/434 sayılı kararı ile reddedildiği, davacıya 15/10/2016 tarihine kadar maaşının açığa alınmasından kaynaklı 1/2 oranında ödendiği, davacının 16/07/2016-15/10/2016 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalması sebebiyle maaşından sırf bu yüzden herhangi bir kesinti yapılmadığı, dolayısıyla davacının 16/07/2016-15/10/2016 tarihleri arasında herhangi bir maddi kaybının söz konusu olmadığı, davacının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması sebebiyle tutuklu kaldığı 15/10/2016-17/10/2017 tarihleri aralığında herhangi bir gelirinin bulunmaması göz önüne alınarak asgari ücret üzerinden değerlendirme yapıldığı, davacının tutuklu kaldığı 2016 yılına ilişkin net asgari ücret miktarının 1.300,99-TL ve 2017 yılına ilişkin net asgari ücret miktarının 1.404,06-TL olduğu, 2016 yılına ilişkin günlük net ücret 43,36-TL olarak alınarak mahkememizce yapılan hesaplama sonucunda davacının 2016 yılına ilişkin maddi kaybının 43,36-TLx78 gün=3.382,08-TL olduğu, 2017 yılına ilişkin günlük net ücret 46,80-TL olarak alınarak mahkememizce yapılan hesaplama sonucunda davacının 2017 yılına ilişkin maddi kaybının 46,80-TLx290 gün=13.572,00-TL olduğu, sonuç olarak davacının 15/10/2016-17/10/2017 tarihleri arasındaki maddi kaybının 3.382,08-TL+13.572,00-TL=16.954,08-TL olarak belirlendiği anlaşılmıştır…. Davacının üzerine atılı suç nedeni ile özgürlüklerinden yoksun kalmasından dolayı üzüntü ve acı duyduğu, bu nedenlerle manevi tazminata hak kazandığı anlaşılmış olup manevi tazminatın takdirinde Adalete uygunluğunun, ilgilinin sosyal ve ekonomik durumunun, paranın alım gücünün, enflasyonist yapının ve hak ve nesafet ve denklik esaslarının nazara alınması gereklidir. Hükmolunacak paranın özendirici ve zenginleştirme vasıtası olmaması da gereklidir (Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21.10.2002 tarih ve 2002/1967 esas, 2002/2057 karar sayılı kararı). Yine verilecek tutarın ihlalin ağırlığı ile orantılı olması ve zarar görenin çok düşük sayabileceği meblağında takdir edilmemesi gereklidir. Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve sonrasında tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında veya tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği (YCGK’nın, 06.04.2004 tarih ve 2004/9-70 esas, 2004/83 karar sayılı kararı) hususları göz önüne alınarak mahkememizce davacının 16/07/2016-17/10/2017 tarihleri arasında 428 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı dikkate alınarak manevi tazminat miktarının 30.000,00-TL olarak belirlenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması yönünde vicdani kanaat oluşmuştur.” denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarı 50.000,00 TL şeklinde, değiştirilerek düzeltilerek esastan ret kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/11613 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında davacının 16.07.2016 tarihinde Anayasayı ihlal ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından gözaltına alınıp 20.07.2016 tarihinde her iki suçtan tutuklandığı, yürütülen soruşturma sırasında Anayasayı ihlal suçunda 06.07.2017 tarihinde tahliye edilerek davacı hakkında bu suçtan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan dava sırasında 17.10.2017 tarihinde bu suçtan da tahliye edildiği, toplam 367 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/87-2018/152 sayılı kararıyla berattine karar verildiği, kararın 21.03.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, kanunda öngörülen yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır.
A.Tebliğname yönünden;
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiş ise de özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanunda düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulanması gerekmektedir. Ceza Muhakemeleri Kanununun 280/1. maddesinde düzenlenen duruşma açılmadan düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilecek haller bir suç kovuşturması sonucu verilen hükümler için geçerli olup doğrudan tazminat davalarında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanununun istinafa ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmekte olup, aynı Kanunun 353. maddesi gereğince tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılmasının duruşma açılmaksızın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde bir engel bulunmadığından tazminat miktarının artırılmasının duruşma açılarak yapılması gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
B.Maddi tazminat yönünden;
1.Kamu görevinden 24.08.2016 tarihinde ihraç edilen ancak 2016 yılı Ağustos ve Eylül maaşını aldığı anlaşılan davacının maddi kaybının 15.10.2016 tarihten itibaren asgari ücret üzerinden hesaplanmasında ve hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş, davacının ihraç edilmesinin idari işlem niteliğinde olup koruma tedbirlerinden kaynaklanmadığı anlaşıldığından, mahrum kaldığı kazanç kaybı koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilemeyeceğinden davacının almakta olduğu maaşı üzerinden maddi tazminat hesabı yapılması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiş ve zararın 15.10.2016 tarihinde doğmasına rağmen maddi tazminata tutuklama tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
2.Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre davacının cezaevinde yapılan harcamalar ile yakınlarının ziyaret sebebiyle yaptıkları yol masrafları ve lojmandan çıkarılması sebebiyle oluşan kaybın koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında talep edilebilecek gerçek zarar kapsamında bulunmadığından, bu harcamaların maddi tazminat kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
C.Manevi tazminat yönünden;
Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacının hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
D. Diğer temyiz sebepleri yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2019/1443 Esas, 2020/192 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.10.2023 tarihinde karar verildi.