Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/11178 E. 2022/16303 K. 06.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11178
KARAR NO : 2022/16303
KARAR TARİHİ : 06.12.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkime ilişkin tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; … tarafından davacı vekilinin itirazının kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyizi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
K A R A R

Davacı vekili 09/05/2017 tarihinde müvekkilinin kendi motorsikletinde seyir halinde iken davalı nezdinde sigortalı araç ile çarpışması sonucunda yaralandığını bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik ve 1.250,00 TL rapor ücretinin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini 200.205,11 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
… Uyuşmazlık Hakem Heyetince; davanın usulden reddine karar verilmiş, hükme davacı vekilince itiraz edilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince davanın kabulü ile 200.205,11 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 08/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı vekili kararı temyiz etmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, … kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Sözkonusu belirlemenin ise haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Balıkesir Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 27/06/2018 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan posttravmatik stres bozukluğuna dayalı maluliyetinin % 25 olduğu tespit edilmiştir. Anılan bu raporun tanziminde kaza tarihinde yürürlükte olan 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirleme yapılması doğru olmakla birlikte, raporu düzenleyen heyette, davacının dava konusu kazadan kaynaklı maluliyetindeki psikiyatrik değerlendirmeleri yapacak uzman doktorun bulunmadığı, yine travma sonrası stres bozukluğunun davacının bakiye ömrü boyunca aynı oranda devam edip etmeyeceği hususunun da tespit edilmediği anlaşıldığından rapor karar vermeye elverişli bir rapor değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda … tarafından; kazayla ilgili eksik kalan tedavi evrakı, özellikle davacının kazadan önceki ve sonraki psikiyatrik şikayetleri ile uygulanan tedaviye yönelik tüm belgelerin (psikiyatri poliklinik kayıtları, reçeteler, ilaç raporları) davacı taraftan sorulup, ilgili yerlerden temin edilmesinden sonra, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında ve olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ölçülerine göre, davacının muayenesi yapılarak travma sonra stres bozukluğunun devam edip etmediği, kaza ile maluliyet arasındaki illiyet bağı bulunup bulunmadığı ve sürekli olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya en yakın Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalından içerisinde psikiyatri alanında uzman doktorun da bulunduğu heyetten davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Dosya kapsamından; kaza tespit tutanağında, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu’nun 57/1-a maddesinde düzenlenen “kavşağa yaklaşan sürücüler kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadırlar” kuralını ihlal ettiği, diğer sürücü …’in kazanın oluşumunda kural ihlalinin olmadığı belirtilmiştir.Davalı vekili savunmalarında kusur raporu alınması gerektiğini, kaza tespit tutanağında sigortalı araca atfedilen kusuru kabul etmediklerini belirtmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince, kazaya ilişkin kusur raporu alınmadan, kaza tespit tutanağı esas alınarak davalıya sigortalı aracın tam kusuru ile yapılan hesaba göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK 266 ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Trafik kazasında sürücülerin kusur oranlarını belirlenmesi uzmanlık gerektiren konulardandır. Bu sebeple eksik incelenme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
O halde, İtiraz Hakem Heyetince, davacının da olayda sürücü olduğu gözetilerek, konusunda uzman bilirkişiden kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-İtiraz Hakem Heyetince, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla (nispi tam) vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile … kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 06/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.