Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2011/1348 E. 2012/2144 K. 07.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1348
KARAR NO : 2012/2144
KARAR TARİHİ : 07.02.2012

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : 765 sayılı TCK’nın 459/2-son,(72); 647 sayılı Kanunun 4, 6; 2918 sayılı Kanunun 119. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii ve katılan … vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanunun 23. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin uygulanması konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş ise de; dosya içeriğine göre tarafların uzlaşmadığı ve katılan tarafın zararının da giderilmediği anlaşılmakla, tebliğnamedeki 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi nedeniyle bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiş; Mahkemece 5237 sayılı TCK’nın 7/2, 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun hükmün gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm tesisi gerektiği gözetilmemiş ise de, 765 sayılı TCK hükümlerine göre hükmolunan erteli sonuç adli para cezasının açıkça sanık lehine olduğu anlaşılmakla, bu husus bozma sebebi sayılmamış; sanık müdafiinin son oturumda lehe olan yasa hükümlerinin uygulanmasını istediği halde, taksitlendirmeyi de kapsayan bu istek hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi, hükmedilen cezanın miktarı ve infazı sırasında taksitlendirmenin yapılabileceğinin anlaşılması karşısında bozma nedeni olarak görülmemiş; gerekçeli karar başlığında suçun işlendiği yer ve zaman diliminin gösterilmemesi; sanık hakkında hapis cezasından çevrilen ve doğrudan verilen adli para cezalarının toplanması sırasında, uygulanan Kanun ve maddesinin gösterilmemesi, mahallinde ilavesi mümkün noksanlıklar olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğuna, katılan … vekilinin kusur oranına ilişkin ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.12.2005 tarih, 2005/8-155 esas, 2005/164 karar sayılı içtihatında belirtildiği üzere, suç tarihi 2005 yılı itibariyle 765 sayılı TCK’nın 459/2. maddesinde öngörülen adli para cezasının alt ve üst sınırının 5252 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca 450,00 TL’yi geçemeyeceği gözetilmeden “489 YTL” olarak kabulü ile yazılı şekilde sanığa fazla adli para cezası tayin edilmesi,
2- Sanığın sürücü belgesinin 2918 sayılı Kanunun 119/2. maddesi gereğince, tayin edilen ceza süresinden fazla geri alınmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA , bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanığa 765 sayılı TCK’nın 459/2. maddesi gereğince hükmolunan “489 YTL” temel adli para cezasının hükümden çıkartılarak yerine “450,00 TL”; 765 sayılı TCK’nın 459/2-son maddesi gereğince hükmolunan “244 YTL”adli para cezasının hükümden çıkartılarak yerine “225,00 TL”, hükmün 4. paragrafındaki “toplam 784 YTL”ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “toplam 765,00 TL” ; hükmün sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin 5. paragrafındaki “3 AY” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “1 ay 15 gün” ibaresinin yazılması, hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.