Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/10113 E. 2023/3568 K. 03.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10113
KARAR NO : 2023/3568
KARAR TARİHİ : 03.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/627 E., 2020/71 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 20.03.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında tasarlayarak adam öldürme suçundan 07.11.2006 tarihinde tutuklama kararı verildiğini, 24.03.2010 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde davacı hakkında beraat kararı verildiğini, kararın 21.03.2016 tarihinde kesinleştiğini belirtmiş, bu kapsamda davacının maddi ve manevi zararı için 750.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 1.750.000,00 TL tazminatın haksız tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 22.11.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; süre, mükerrer dava ve davacının davaya muvafakati yönünden araştırma yapılması gerektiğini, haksız tutuklama olmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.

3. Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.11.2018 tarihli ve 2017/332 Esas, 2018/311 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.01.2020 tarihli ve 2019/627 Esas, 2020/71 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 11.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz istemi, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının eksik olduğuna ilişkindir.

2. Davalı vekilinin temyiz istemi, davanın süresinde açılmadığına, maddi zararın ispatlanmadığına, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğuna, hükmedilen tazminata faiz uygulanmayacağına ve davacı lehine hatalı vekalet ücretine hükmedildiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde “Davacı …’ın “Kasten Öldürme” suçu nedeniyle 07/11/2006 tarihinde gözaltına alındığı,1 gün gözaltında kaldıktan sonra 07/11/2006 tarihinde tutuklandığı, davacı hakkında Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/394 Esas sayılı dosyasıyla cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, davacının 24/03/2010 tarihinde tahliye olduğu, Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31/03/2014 tarih ve 2011/394 E., 2014/165 K. sayılı kararıyla davacı hakkında üzerine atılı suçtan beraatine karar verildiği, davacı hakkında verilen beraat kararının temyizde onanarak 21/03/2016 tarihinde kesinleştiği ve 03/05/2016 tarihinde kesinleşme şerhi düşüldüğü anlaşılmıştır.

Yapılan değerlendirmede; davacının süresi içerisinde dava açtığı, tazminat isteminin CMK’nın 142. maddesindeki koşulları taşıdığı anlaşılmıştır.

Maddi tazminat hesaplanırken Yargıtay 12 CD’nin 14.02.2013 tarih, 2012/32706 Esas, 2013/3242 Karar sayılı ”belirli işi olmayan ve meslekleri olmakla birlikte kazanç tutarlarını kanıtlayamayanların maddi zararlarının tutuklu kalınan süre içerisinde yürürlükte bulunan asgari ücret esas alınarak hesaplanması” şeklindeki içtihadı göz önünde bulundurulmuştur. Dosya içindeki sosyal ve ekonomik durum araştırması tutanağına göre; davacının müteahhitlik yaptığı, aylık kazancının belli olmadığı anlaşılmıştır. Alınan ek bilirkişi raporuna göre; davacının 07/11/2006-24/03/2010 tarihleri arasında tutuklu kalmasından dolayı gelir elde edememesinden kaynaklı gerçek net maddi zararının hafta, dini ve milli bayram tatil günleri indirilmeden toplam 19.563,58 Türk Lirası olduğu tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır.Dosyadaki 20/09/2018 tarihli bilirkişi raporu hatalı olduğundan bilirkişiden ek rapor alınarak buna göre hesaplama yapılmıştır. Sonuç olarak 19.563,58 TL maddi tazminata hükmedilmiştir.

Manevi tazminat hesaplanırken … davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılan suçun niteliği,tutuklanmasına neden olan olayın oluş şekli, tutuklulukta geçirdiği süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun 60.000 TL manevi tazminata karar verilmiştir

Bu nedenlerle, toplanan deliller, yargılama dosyaları birlikte incelendiğinde, davacının haksız tutukluluktan doğan maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen yerinde olup yasal koşulları taşıdığı, fazlaya ilişkin talebin reddi ile 19.563,58 TL maddi tazminat ile davacının tutuklulukta kaldığı süre, üzerine atılı eylemin niteliği, sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak mahkemece takdir edilen 60.000 TL manevi tazminatın CMK 141-145 maddeleri gereğince davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, maddi-manevi tazminat yönünden haksız işlem tarihi olan 07/11/2006 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, tazminat davasında davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dolayı AAÜT’ye göre hesaplanan 4.360 TL vekalet ücretinin davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, yasa gereğince yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 19.555,04TL’ye ve manevi tazminat miktarının 50.000,00 TL’ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/394 Esas – 2014/165 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının kasten öldürme suçundan 07.11.2006 – 24.03.2010 tarihleri arasında 1233 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.03.2016 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A.Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. Asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

B.Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. Davacının tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılama neticesinde verilen beraat kararının 21.03.2016 tarihinde kesinleşmesi üzerine kesinleşme şerhi davacıya tebliğ edilmediğinden 20.03.2017 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

2. Asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden maddi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiş olup, davalı vekilinin davacının zararını ispatlamadığına ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

3. Davalı lehine eksik manevi tazminata hükmedilmesi hususu bozma nedeni yapılmış olduğundan, davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

4. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.06.2018 tarihli ve 2015/12-518 Esas – 2018/293 Karar numaralı kararında yer alan “Ceza Muhakemesi Kanununun; “maddî ve manevî her türlü zararlarını devletten isteyebilirler” şeklindeki açık hükmü ile haksız fiil niteliğinde kabul edilen bu tür işlemlerin tâbi bulunduğu tazminat hukukunun genel prensipleri, istikrar kazanmış yargısal içtihatlar ve Maliye Bakanlığının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat ödenmesi hakkındaki iç genelgesi uyarınca, zarar tazminatla giderileceğine göre, tayin edilecek maddi ve manevi tazminata faiz tahakkuk ettirilmesi ve talebe bağlı olarak, haksız ya da hukuka aykırı koruma tedbirlerinin uygulandığı veya sona erdiği tarihten veyahut dava ya da hüküm tarihinden itibaren kanuni faize de hükmedilmesi gerekmektedir.” şeklindeki görüşü dikkate alındığında, davacı lehine hükmedilen tazminat miktarları bakımından yasal (kanuni) faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

5. 15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı anlaşıldığından davacı lehine hükmedilen tazminat miktarına göre hesaplanan vekalet ücretinin ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka uygun bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A.2) paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.01.2020 tarihli ve 2019/627 Esas, 2020/71 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2023 tarihinde karar verildi.