YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/73
KARAR NO : 2023/1744
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/598 E., 2021/510 K.
…
HÜKÜM/KARAR : Kabul
Taraflar arasında görülen ödeme emrinin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi Kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, İlk Derece Mahkemesi kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı
ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar
verildikten ve ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki
belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, Van Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından 0006074 takip kartı numaralı, 2017/010042 – 010043 – 010044 – 010045 – 010046 – 010047 – 010048 – 010049 – 010050 – 010051 – 010052 – 010053 – 010054 – 010055 – 010056 – 010057 – 010058 – 010059 – 0010060 – 010061 – 010062 – 010063 takip numaralı ve bila tarihli 22 adet ödeme emrinin iptali ile müvekkilinin davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2018/80-2018/938 sayılı kararı ile; “Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde idari para cezasına ilişkin ödeme emirleri ile ilgili davanın yargı yolu caiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine” karar verilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararının süresi içerisinde davacı tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 04.03.2020 tarih ve 2019/2839- 2020/1999 sayılı kararında;
“Davalı Kurum tarafından davaya konu idari para cezalarının ödeme emirlerine dönüştürülmesi karşısında, eldeki davanın ödeme emrinin iptali niteliğinde olduğu ve 5510 sayılı Kanun’un 88 inci maddesi uyarınca bu davaya bakmakla iş mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilerek, davaya konu ödemeYasa’nın 88. maddesi uyarınca bu davaya bakmakla iş mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilerek, davaya konu ödeme emirleri davacı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemiş olsa bile, 7201 sayılı Tebligat Kanun’un 32 inci maddesine göre öğrenme tarihinin tebliğ tarihi sayılacağından davanın esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli ve 2020/202-2020/419 sayılı kararı “davanın açılmamış sayılmasına” karar verilmiştir.
C. 2’nci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 08.06.2021 tarih ve 2020/12040 – 2021/7862 Karar sayılı kararında; “mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama bakımından, 10.06.2020 tarihinde davacı avukatına yapılan tebligat ile Yargıtay ilamının gönderildiği anlaşılmakta ise de; bu tebligat incelendiğinde duruşma gün ve saatine dair herhangi bir bildirimin bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle davacı avukatının usulünce bilgilendirildiğinden bahsedilemez. Diğer taraftan, davacı avukatına yapılan usulüne uygun bir tebligatın bulunmamasına rağmen, öğrenmiş olduğu duruşmaya mazeretini bildirir dilekçesini, duruşma gün ve saatinden önce başka yer mahkemesine hâkim havalesi ile sunması karşısında, davacı avukatının mazeretinin geçerli bir sebebe dayandığının da kabulü gerekmekte olup, hal böyle olunca Mahkemece, yeniden duruşma günü bildirilerek yargılamaya devam edilmesi ve dosyanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, aksinin kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile; “davanın kabulüne, davalı Kurum tarafından davacı hakkında düzenlenen 00006074 takip kart nolu ve 2017/010043, 2017/010044, 2017/010045, 2017/010046, 2017/010047, 2017/010048, 2017/010049, 2017/010050, 2017/010051, 2017/010052, 2017/010053, 2017/010054, 2017/010055, 2017/010056, 2017/010057, 2017/010058, 2017/010059, 2017/010060, 2017/010061 ve 2017/010062 takip numaralı ödeme emirlerinin iptali ile davacının anılan ödeme emirleri nedeniyle davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine” karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK Başkanlığı vekili; kurum işleminin yerinde olduğu ve aksi yönde tesis edilen yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
Eldeki davada, idari para cezası verilmesine dayanak dava dışı …,…,…,…’in davacı şirkette eylemli olarak çalıştıklarının ve davacı işverene bağımlı olduklarının kabülünün mümkün olmadığı, bu nedenle davalı kurum tarafından davacı şirket hakkında tahakkuk ettirilen ödeme emirlerinin yerinde olmadığı ve iptali gerektiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de, mahkemece verilen karar eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
6183 sayılı Kanunun “Ödeme emri” başlıklı 55 inci maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58 inci maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesine göre; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmezse borç kesinleşmiş olur.
Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanun’un 102 nci (506 sayılı Kanunun 140) maddesinde davalı Kurum tarafından verilen idari para cezaları ile ilgili usul ve esaslar özel bir şekilde düzenlenmiştir. Anılan düzenleme uyarınca; idari para cezasını gerektiren şartlar oluştuğunda Kurum tarafından verilecek idari para cezası ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmaması halinde, idari para cezası kesinleşir ve Kurum alacağına dönüşür. Ne var ki; Mahkemeye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmayacaktır.
6183 sayılı Kanun’un 55 inci maddesi, vadesinde ödenmeyen kamu alacaklarının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesi olanağını öngörmüş olup; ödeme emrine konu edilen alacağın kesinleşmiş ve tahsil edilebilir aşamaya gelmiş olması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durumda ise, 5510 sayılı Kanun’un 102 nci maddesi uyarınca başlamış olan itiraz prosedürünün sonucu araştırılarak, idari para cezasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, kesinleşen idari para cezası miktarının tespitiyle, ancak bu miktara ilişkin ödeme emri yönünden, 6183 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinde sınırlı olarak sayılmış nedenlere dayalı olarak (ödeme, zamanaşımı) inceleme yapılmak suretiyle sonuca ulaşılmalıdır.
Somut olayda; mahkemece idari para cezasının yerindelik denetimini yapma görevi ve yetkisinin idari yargıda olduğu dikkate alınmalı, buna göre idari para cezalarına ilişkin 5510 sayılı Kanun’un 102 nci maddesi uyarınca başlatılmış prosedürün bulunup bulunmadığı usulünce araştırılmalı, varlığı saptandığında idari para cezalarının kesinleşmesi olgusu bekletici sorun yapılarak idari para cezalarının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, sonucuna göre eldeki ödeme emirlerinin iptali davasında idari para cezalarının kesinleşip kesinleşmemesine göre bir karar verilmelidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…