YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7924
KARAR NO : 2023/4493
KARAR TARİHİ : 13.07.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1667 Esas, 2021/1003 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2013/77 E., 2018/1367 K.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı … ve birleşen davada davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı … ve birleşen davada davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 66.887,17 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Asıl davada davalı … ve birleşen davada davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı kredi borçlusu Çinkur Çinko Kurşun Metal San. A.Ş. ile müvekkili bankaya devirden önce Toprakbank A.Ş. …Şubesi ile aralarında imzalanan genel kredi sözleşmeleri ile kredi kullandırıldığını, davalıların genel kredi sözleşmelerine müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı kredi borçlusu Çinkur Çinko Kurşun Metal San. A.Ş. ile müvekkili bankaya devirden önce Toprakbank A.Ş. …Şubesi ile aralarında imzalanan genel kredi sözleşmeleri ile kredi kullandırıldığını, davalının genel kredi sözleşmelerine müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/77 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, genel kredi sözleşmelerinde imzaların müvekkiline ait olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Asıl davada davalı … vekili cevap dilekçesinde; davaya konu icra takibinin mükerrer olduğunu, kredinin geri ödenip kapatıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Birleşen davada davalı … vekili cevap dilekçesinde; takip dayanağı belge altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, borcun zamanaşımına uğradığını, takipte belirtilen faiz oranını ve faiz miktarını kabul etmediklerini, borcun mevcut olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankaya devren birleştirilen Toprakbank A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen 21.06.1996 tarihli 190.000,00 TL bedelli sözleşmede, davalılar … ve …’un aynı bedelle müteselsil kefil oldukları, 17.10.1996 tarihli 11.000,00 TL ve 21.06.1996 tarihli 2.480,000,00 USD bedelli olan sözleşmelerle birlikte her üç sözleşmede …’nun müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, davalılar … ve … tarafından imza itirazı ileri sürülmüş ise de; mahkemelerince yaptırılan grafoloji incelemesi sonucunda, sözleşmedeki imzaların adı geçen davalılara ait olduğunun tespit edildiği, buna göre imzalarının bulunduğu sözleşmedeki kefalet limitleri dahilinde sorumluluklarının bulunduğu, banka tarafından hesabın 29.04.2004 tarihinde kat edildiği, takip konusunun gayrinakdi ve nakdi alacaklardan oluştuğu, nakdi alacağın, …Gümrük Müdürlüğü muhataplı 97.000,00 TL bedelli 35242 nolu mektubun 412,28 TL’lik kısmının tazminin talebi sonucu muhataba 1.352,15 TL olarak ödenmesinden kaynaklanan alacak ile meri olan 1.000,00 TL bedelli TCDD Liman İşletmeleri muhataplı ve 3.000,00 TL bedelli …Gümrük Müdürlüğüne hitaben düzenlenen mektuplar ile 97.000,00 TL’lik mektubun tazmin edilmeyen 96.587,72 TL’lik kısmı için işlemiş komisyonlardan kaynaklandığı, gayri nakdi alacağın ise takip ve dava tarihi itibariyle meri 3.000,00 TL’lik mektup ile 97.000,00 TL’lik mektubun meri olan 96.587,72 TL’lik kısmından oluşan toplam 99.587,72 TL’nin deposu istemine ilişkin olduğu, 1.000,00 TL’lik teminat mektubunun ise takip tarihinden önce çıkışı yapıldığından takip ve dava konusu yapılmadığı, hükme esas alınan 02.11.2018 tarihli raporda tespit edildiği üzere takip tarihi itibariyle bankanın 97.000,00 TL’lik mektubun 412,28 TL’lik kısmının (Gümrük teminat mektubu olması nedeniyle) 1.352,15 TL ödenmesi sonucu bu miktar ve yukarıda içerikleri belirtilen 3 teminat mektubunun yıllık %4 oranında hesaplanan işlemiş komisyonlarından kaynaklanan kısmın nakdi alacağı oluşturduğu, buna göre bankanın 97.000,00 TL’lik mektuptan kaynaklanan komisyon alacağının ana parasının 31.960,56 TL, 3.000,00 TL’lik mektuptan kaynaklanan alacağın ana parasının 990,00 TL ve 1.000,00 TL’lik mektuptan kaynaklanan ana para alacağının da 270,00 TL ve tazmin edilen ve ödenen 1.352,15 TL ile birlikte takip tarihindeki asıl alacağın 34.572,71 TL olduğu ve sözleşmenin 44.2 maddesine göre, temerrüt faizinin belirlendiği ve uygulanan en yüksek akdi faizin yıllık %55 olup, bu miktarın 50 puan fazlasının %105 olarak tespit edildiği ve bu oranda temerrüt faizi uygulanması gerektiği, buna göre işlemiş faiz alacağının ise 91.097,92 TL %5 oranındaki gider vergisinin de 6.215,87 TL olup, bankanın takip tarihindeki nakdi alacaktan kaynaklanan toplam alacağının 131,886,50 TL olduğunun tespit edildiği, icra takibinde 3.000,00 TL bedelli ve 97.000,00 TL’lik mektubun 96.587,72 TL’lik kısmının toplamından oluşan 99.587,72 TL’nin gayri nakti alacak olarak deposunun istendiği, yargılama sırasında 25.11.2016 tarihinde 96.587,72 TL’lik meri teminat mektubunun gümrük teminat mektubu olması nedeniyle 877.516,34 TL olarak tazminin istendiği, ancak yapılandırma sonucu 235.548,47 TL olarak ödenmesi karşısında artık bu alacağın nakdi alacağa dönüştüğü sonucuna varıldığı, mektubun tazmin edildiği tarih itibariyle bankanın akdi faizinin yıllık %22 olup, sözleşmenin 44. maddesi doğrultusunda bu oranın 50 puan fazlasının temerrüt faizi olarak uygulanmasının gerektiği ve yıllık %22 oranına 50 puan eklenerek temerrüt faizinin yıllık %72 olarak tespit edildiği ve tazmin edilen mektup bedeline bu oranda temerrüt faizinin uygulanması gerektiği, davacının dayandığı genel kredi sözleşmelerinde gayri nakti alacağın müteselsil kefillerden istenebileceği yönünde açık bir düzenlemenin olmadığı, buna göre bankanın meri olan 3.000,00 TL’lik teminat mektubunun deposunu müteselsil kefil olan davalılardan istemeyemeyeceği sonucuna varıldığı, deposu istenen yargılama sırasında tazmin edilerek nakte dönüşen (97.000,00 TL’lik mektubun takip ve dava tarihi itibariyle meri olan 96.587,72 TL’lik kısmı yönünden) ve banka tarafından 235,548,47 TL olarak ödenen kısmın artık nakdi alacak olarak kabul edilmesi gerektiği açık olduğundan müteselsil kefil olan davalıların kefalet limitleri doğrultusunda bu miktardan sorumlu olduklarının kabul edildiği, esas davada davalı … ile birleşen davada davalı …’un kefalet limitlerinin 190.000,00 TL olduğu, kefilin, kefalet limitiyle sınırlı olmak kaydıyla, asıl borçlunun borcundan ve temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğu, buna göre bu davalıların sorumluluklarının 190.000,00 TL ile sınırlı olacağı, bankanın takip tarihi itibariyle nakdi alacağının 131.886,50 TL olarak tespit edildiği, yargılama sırasında tazmin edilen mektuptan kaynaklanan nakdi alacağının da 235.548,47 TL olduğu, kefalet limiti olan 190.000,00 TL’den 131.886,50 TL’nin tenzili sonucu kalan miktarın 155.427,29 TL olup, nakte dönüşen 235.548,47 TL’nin ancak 155.427,29 TL’sinden sorumlu oldukları kanaatine varıldığı, esas davada bankanın 34.572,71 TL asıl alacak, 91.097,92 TL işlemiş faiz ve 6.215,87 TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 131.886,50 TL nakdi alacağının bulunduğu, ayrıca yargılama sırasında tazmin edilen teminat mektubundan kaynaklanan 235.548,47 TL nakdi alacağının olduğu, tazmin edilen teminat mektup bedeline tazmin edildiği tarihten itibaren yıllık %72 oranında faiz isteyebileceği, nakdi alacağı için tespit edilen yıllık temerrüt faizinin yıllık %105 olduğu, 3.000,00 TL’lik mektup bedelinin deposu istemi gayri nakdi alacak olup, sözleşmede depo talebinin müteselsil kefillerden istenebilir olduğu yönünde bir düzenleme bulunmadığından bu talebin yerinde olmadığı ve reddi gerektiği, İcra inkar tazminatının kabul edilen nakdi alacak üzerinden tespit edildiği, davalılarca icra inkar tazminatı isteminde bulunulmuş ise de, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (5411 sayılı Kanun) uyarınca Birleşik Fon Bankası aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğinden davalıların bu isteminin de yerinde görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı … ve birleşen davada davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davada ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkili bankanın itirazları dikkate alınmadan usul ve yasaya aykırı 02.11.2018 tarihli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle karar verildiğini, bilirkişi tarafından, mer’i olan 96.587,72 TL bedelli teminat mektuplarının, yargılama sırasında, 25.11.2016 tarihinde 235.548,47 TL olarak tazmin edildiğinin anlaşıldığının tespitler bölümünde belirtildiği, ancak sonuç bölümünde söz konusu mektupların halen mer’i olduğundan bahisle sözleşme hükümleri ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda davacı müvekkili bankanın teminat mektubu talebinin yerinde olmadığı sonucuna varıldığını, bilirkişinin çelişkili bu tespitlerini kabul etmediklerini; icra takibine konu 96.587,72 TL bedelli mer’i teminat mektupları yargılama sırasında, 25.11.2016 tarihinde, 235.548,47 TL olarak tazmin edildiğini ve buna ilişkin belgelerin de dosyaya sunulduğunu, bilirkişinin söz konusu teminat mektuplarının halen mer’i olduğundan bahisle talep edilemeyeceği görüşünün herhangi bir dayanağı bulunmadığını, Mahkeme tarafından itirazlarının nazara alınmadığı gibi, takip talebinde takibin devamı esnasında mer’i teminat mektuplarının tazmin edilmesi halinde, bu tutarın tazmin tarihinden itibaren işleyecek %105 faizi ile birlikte davalılardan tahsili talep edilmesine karşın, tazmin tarihindeki müvekkil bankada uygulanan %22 akdi faiz oranına sözleşme gereğince 50 puan eklenmek suretiyle %72 temerrüt faizinden tahsiline karar verildiğini, kararın bu yönden de hatalı olup takip tarihinden sonra tazmin edilen teminat mektubundan kaynaklı nakdi alacak kalemine de takip taleplerinde belirtilen %105 oranından faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğini ,takibe konu teminat mektubu komisyon tutarı ile ilgili olarak ise; bilirkişi raporunda teminat mektubu komisyonlarına ilişkin “genel olarak teminat mektuplarına uygulanan komisyon oranı her üç ay için %1 olmak üzere yıllık %4’tür” ifadesine yer verildiğini ve müvekkili bankanın teminat mektubu komisyonlarına ilişkin “yıllık % 2, devrevi minimum 30 TL” uygulamasına ilgi kurulduğu, minimum 30 TL uygulamasına yönelik borçluya tebliğe ilişkin bir belge bulunmadığından bahisle, 30 TL komisyon talebinin yerinde olmadığı belirtilerek, ödenmeyen komisyon bedellerine takip tarihine kadar %4 oranından komisyon uygulandığını, müvekkil banka tarafından teminat mektubu komisyonlarına ilişkin yapılan hesaplamada ise, 16.10.2001 tarih KONT/1038 referanslı yazı ile T.C. Merkez Bankası’na teminat mektubu komisyon oranı ve tutarı minimum 50 TL olarak bildirilmesine rağmen, fiili olarak 16.05.2003 tarihinden itibaren uygulanan yıllık %2, minimum 30 TL uygulaması esas alınarak hesaplama yapıldığını, davalıların temerrüdünün ihtarname ile oluştuğunu, bilirkişinin temerrüdü takiple başlatan görüşlerinin yasa, usul ve yerleşik İçtihatlara Aykırı olduğunu, Yargıtay kararlarında da açıkça hüküm altına alındığı üzere, davalıların Genel Kredi Sözleşmelerinde belirtilen adresine yapılan tebligatlar geçerli olup, ihtarname tebliğ edilememiş olsa dahi temerrüt halinin gerçekleştiğini, müvekkili bankanın hesaplamasının yasa, usul ve yerleşik içtihatlar ile sözleşmelere uygun olup, aksi yöndeki bilirkişi tespitleri esas alınarak kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2. Asıl davada davalı … ve birleşen davada davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilleri tarafından kefil olarak imzalandığı iddia olunan Genel Kredi Sözleşmeleri’nin tarihlerinin 1996, 1997, 1998 ve 1999 olduğunu, davacı tarafın müvekkiller aleyhine ikame etmek istediği dava, bu tarihler üzerinden 10 (on) yıllık dava zamanaşımı süresi ile sınırlı iken; işbu takip ve davanın “19.10.2005 tarihinde Resmi Gazete ‘de yayınlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun zamanaşımı süresini 20 (yirmi ) yıla çıkaran 141. maddesi ve aynı kanunun geçici 16. maddesinde de, alacaklar yönünden getirilen fon lehine hükümlerin fon alacakları yönünden geçmişe etkili olacağı…” yönündeki sonraki bir düzenlemeye dayanak yapılarak ve geçmişe doğru işletilerek açıldığını, süresi içinde açılmayan huzurdaki takip ve davanın, Hukuk Güvenirliliği , Öngörülebilirliği ve Kişilerin Kanun Önünde Eşitliği İlkeleri Açısından Anayasaya ve A.İ.H.S ve A.İ.H.M İçtihatlarına aykırı olduğunun açık olmasına ve bu hususlarda, süresi içinde itiraz ve savunmada bulunmalarına rağmen, yerel mahkemece dikkate alınmadığını, yine 5411 sayılı Kanun’a göre “..fon takipte haksız ve kötüniyetli olsa dahi aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemez” hüküm düzenlemesinin de açıkça Anayasa’nın Eşitlik İlkesine aykırı olduğunu bu konunun öncelikle Bölge Adliye Mahkemesince ciddi bulunarak, iptali için Anayasa Mahkemesi’ne müracaat edilmesini talep ettiklerini, bu hüküm sebebiyle Yerel Mahkemenin davanın red edilen kısmı üzerinden müvekkilleri lehine icra inkar tazminatına hükmetmediğini, karara mesned teşkil eden bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, bu konudaki itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, her iki müvekkil açısından yaptıkları imza itirazı ve müvekkil …’nun GKS’lerde ” … Hatipoğlu ” olarak isminin yer alması dahi, imzanın ona ait olmadığını gösterdiği halde; yetersiz bilirkişi raporlarının davaya esas alındığını, diğer taraftan biran için GKS’lerdeki imzaların müvekkillere ait olduğu kabul edilse dahi bir yıllık süreli yapılan GKS’lerin yıldan yıla yenilenmeleri ve eklerinin, müvekkiller açısından bağlayıcı olması hali, (hakkaniyet ve dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığından) hukuken kabul edilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin ,asıl davada davalı …’nun ve birleşen davada davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı … ve birleşen davada davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerini tekrar ederek, müvekkili bankanın itirazları nazara alınmadan usul ve yasaya aykırı 02.11.2018 tarihli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle oluşturulan kararın kaldırılması taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, gayri nakdi alacağın deposundan kefilin sorumlu bulunmadığına yönelik ret gerekçesinin hatalı olduğunu, davalıların temerrüdü ihtarname ile oluşmuş olup bilirkişinin temerrüdün takiple başladığı görüşünün yasa ,usul ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, davalıların Genel Kredi Sözleşmelerinde belirtilen adresine yapılan tebligatların geçerli olup, ihtarname tebliğ edilememiş olsa dahi temerrüt halinin gerçekleştiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Asıl davada davalı … ve birleşen davada davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerini tekarar ederek, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilleri lehine icra inkar tazminatına hükmedilmediğini, karara mesned teşkil eden bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, bu konudaki itirazlarının, mahkemece dikkate alınmadığını, her iki müvekkil açısından yaptıkları imza itirazı ve müvekkili …’nun GKS’lerde “… Hatipoğlu” olarak isminin yer alması dahi, imzanın ona ait olmadığını gösterdiği halde yetersiz bilirkişi raporlarının davaya esas alındığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı … ve birleşen davada davalı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Asıl Davada ve Birleşen Davada Davacı Temyizi Yönünden
Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Asıl Davada Davalı … ve Birleşen Davada Davalı … Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden asıl davada davalı … ve birleşen davada davalı …’a ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.