YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9164
KARAR NO : 2023/4128
KARAR TARİHİ : 05.07.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1275 Esas, 2021/1119 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/938 E., 2019/252 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı bankadan 14.06.2016 tarihinde ihracat taahhüdünde bulunarak 08.02.2017 vade tarihli 1.400.000,00 euro bedelli ihracat reeskont döviz kredisi kullandığını, 683 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) altıncı maddesiyle yabancı para cinsinden yurt içi ödeme yükümlülüğü olan alacaklarının borçlunun talebi üzerine 02.01.2017 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan döviz alış kurundan, 31.12.2017 tarihine kadar Türk Lirası olarak tahsil edilebileceğinin hükme bağlandığını, ayrıca TCMB’nin basın duyurusunda da bu hususun belirtildiğini, davacının bu düzenlemeden faydalanmak istediğini, ancak isteğinin banka tarafından geri çevrildiğini, bu nedenle fazla ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalı bankanın bu düzenlemenin bankalarınca uygulanmadığı yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını ileri sürerek fazladan ödenmek zorunda kalınan şimdilik 415.100,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığın idari yargıda çözümlenmesinin gerektiğini, müvekkili bankanın davaya dayanak tutulan KHK’ya tabi olmadığını, bankanın anonim şirket haline dönüştürüldüğü tarihten itibaren uygulanmayacağının düzenlendiğini, buna göre davacının iddiası hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının banka nezdinde bir alacağının bulunmadığını, dayanak KHK hükmünün emredici olmadığını, idarenin işlemi yapmakla zorunlu kılınmadığını,davalı bankaya anılan tarihteki Türk Lirası kuru üzerinden tahsil cihetine gidip gitmeme noktasında serbesti tanındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın davacı şirkete faaliyetinin geliri olarak kredi kullandırdığını, 683 sayılı KHK’nın resmi gazetede yayınlanarak 21.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra davacı şirketi davalı bankaya düzenlemeden yararlanması istemiyle başvurduğu, davalı bankanın davacının istemini reddederek 08.02.2017 tarihinde yapılan ödeme sırasında 4,0051 Euro-TL kurunun esas alınarak ödemenin bu kur oranı üzerinden yapıldığı, davacı tarafça davalı bankanın KHK’ya tabi olduğu iddia edilmiş ise de 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki ve Sermayenin Tabana Yayılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun (3332 sayılı Kanun) ile anonim şirkete dönüştürülen davalı bankanın anılan yasanın dördüncü maddesi ile dönüştürülme tarihinden itibaren 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin uygulanmayacağının açıkça belirlendiği, buna göre davalı bankanın KHK’ya tabi olmayıp ilgili KHK hükmünü uygulamak zorunluluğunun bulunmadığı, ayrıca düzenlemenin emredici niteliğinin bulunmaması nedeniyle davacının ilgili hükmü uygulamasının zorunlu olmadığı, davacının kullandığı kredi kadar geri ödemede bulunduğu, buna göre davacının davalıdan dayanak yapılan yasal düzenleme uyarınca bir talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1. Bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının haksız şekilde reddedilerek karar verildiğini, oysa bilirkişi raporunun hukukçu olmayan bankacı bir bilirkişi tarafından görev ve yetki sınırlarının dışına çıkılarak hukuki konuda görüş bildirilerek ve aynı zamanda davacının yokluğunda davalı banka genel müdürlüğünde inceleme yapılarak tek taraflı hazırlandığını, davalı bankanın 233 sayılı KHK hükümlerine tabi olduğunu, davalı bankanın aynı zamanda 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümlerine de tabi olması ve bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve sermayesinde doğrudan veya dolaylı olarak kamu payı olan özel kanunlar ile kurulmuş anonim ortaklıklar kapsamında olduğunu, bu nedenlerle, davalı bankanın her halükarda 683 sayılı KHK’nın altıncı maddesi kapsamında olduğunu, Bankanın sermayesinin tamamının Hazineye ait olduğunu, davalı bankanın bir kısım müşterilerinden KHK’nın bu maddesine göre tahsilat yaptığını, maddenin emredici nitelikte olduğunu, aksi durumun eşitliğe ve KHK’nın amacına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı bankaca müvekkilinin KHK’nın bu maddesinden faydalandırılmamasının hatalı olduğunu, 683 sayılı KHK’nın altıncı maddesine karşı 26.02.2019 tarihli dilekçeyle somut norm denetimi yapılmak üzere Anayasa Mahkemesine başvurularak sonucunun beklenilmesinin istenilmesine rağmen gerekçesiz şekilde talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın sermayesinin tamamının kamuya ait olduğu, 18.06.1984 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında KHK’nın altmışıncı maddesinde kanuna tabi olan teşebbüslerin ekli listede gösterildiği davalının anılan KHK kapsamına alındığı, ancak 31.03.1987 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 3332 sayılı Kanun’un dördüncü maddesinde, “Banka için anonim şirket haline dönüştürüldüğü tarihten itibaren 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri, 3182 sayılı Bankalar Kanununun Kalkınma ve Yatırım bankaları ile ilgili olanlar dışındaki hükümleri, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri, 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu hükümleri, 237 Sayılı Taşıt Kanunu hükümleri, 3379 sayılı Kanunla değiştirilen 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu hükümleri ile kuruluş sırasında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun anonim şirket kuruluşuna ilişkin hükümleri uygulanmaz.” düzenlemesinin getirildiği, anılan düzenleme uyarınca, Banka hakkında artık 233 sayılı KHK hükümlerinin uygulanamayacağı, ancak kuruluş adı Devlet Yatırım Bankası olmakla birlikte 17.06.1987 tarih ve 87/11914 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. olarak değiştirilen davalı bankanın sermayesinin tamamının halen Devlete ait olduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporundaki mali incelemelerin yeterli olduğu, asıl borç miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, davacı vekilinin somut norm denetiminin İlk Derece Mahkemesince yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin bu konudaki takdir yetkisinin yerinde olduğu, belirtilen yasal düzenlemeler karşısında, davacı tarafından kullanılan kredinin geri ödenmesinde 683 sayılı KHK’nın altıncı maddesinin uygulanamayacağına ilişkin İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, kaldı ki davacının dayandığı anılan hükümde iadeye ilişkin takdirin bankaya bırakıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı bankadan kullandığı ihracat reeskont döviz kredisinin geri ödemesinin 683 sayılı KHK’nın altıncı maddesiyle TCMB tarafından açıklanan döviz alış kurundan yapılıp yapılamayacağı, davalının bu düzenleme kapsamında olup olmadığı, davacının bu kanun kapsamında davalıya yaptığı fazla bir ödemenin olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi, 683 sayılı KHK’nın altıncı maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.