Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/9127 E. 2023/3560 K. 29.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9127
KARAR NO : 2023/3560
KARAR TARİHİ : 29.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/983 E., 2020/1461 K.
SUÇLAR : Cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi ile mahkûmiyet kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma

Bakanlık vekilinin İlk Derece Mahkemesinde usulüne uygun katılma talebi bulunmadığından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesince verilen katılma kararı da bu hakkı vermeyeceğinden, vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında verilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen kararının; 5271 sayılı Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2018 tarihli ve 2017/38 Esas, 2018/161 Karar sayılı kararı ile sanığın cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 26.10.2020 tarihli ve 2019/983 Esas, 2020/1461 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cinsel taciz suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteminde Özetle
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, müştekinin rızası ile arabaya bindiğini, müştekinin şikayetinden vazgeçtiğini, alt sınırdan uzaklaşılarak ve takdiri indirim yapılmadan hüküm kurulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminde Özetle
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, katılan kurum lehine vekalet ücreti ödenmesini, kararın bozulmasını talep etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince;”Her ne kadar sanık hakkında cinsel saldırı ve hürriyeti tahdit suçlarından kamu davası açılmış ise de, mağdure ile sanığın daha önceden tanıştıkları, ilişkilerinin bulunduğu, mağdurenin kendi rızası ile sanık ile birlikte gittiği, rızası ile ilişkiye girdiği, suç tarihinde reşit olduğu anlaşıldığından atılı her iki suç da yasal unsurları yönünden oluşmadığından sanığın atılı bu suçlardan CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraatine,
Her ne kadar sanığın mağdureye yönelik eyleminin kasden öldürmeye teşebbüs niteliğinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, sanık ile mağdure arasında öldürmeyi gerektiren bir husumet ve önceye dayalı bir ihtilaf bulunmadığı, aniden gelişen olay sırasında aralarında çıkan tartışma üzerine sanığın mağdureye demir sopa ile vurarak hayati tehlike geçirmeksizin ve kişi üzerindeki etkisi basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralamasının kasden yaralama niteliğinde olduğu sanığın eyleminin kendi beyanı ve doktor raporu ile de sabit olduğu, Sanığın eylemini silahtan sayılan demir sopa ile gerçekleştirdiği anlaşılmakla cezalandırılmasına” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince;”İlk derece mahkemesi tarafından Cinsel Saldırı suçundan verilen karar yönünden; mağdurenin vaki şikayetinden vazgeçmiş olması hususu da dikkate alınarak Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yerel Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunanların ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurularının esastan reddine,
İlk derece mahkemesi tarafından sanık hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Kasten Yaralama suçundan verilen kararların ise kaldırılarak;
Sanığın suç tarihinde mağdureye karşı gerçekleştirdiği ve mağdurenin anlatımlarında: ” … Ben kendisinden ayrılıp eve gitmek istediğimi söyledim. Bünyami “ben seni bırakırım, bu kadar mı kötü olduk hiç mi değerimiz yok” dedi.Bende teklifini kabul edip kiralamış olduğu plakası ve modelini bilmediğim araca beni eve bırakılıcağım düşünerekten bindim. Bünyami yolu uzatarak bir kaç ilçe gezdi.Araç içerisinde ilişkimiz hakkında karşılıklı olarak konuşuyorduk. Bünyami çok iyimserdi, bana o ana kadar suç teşkil edecek eylemlerde bulunmadı. Bana araç içersinde “barışmak istediğini, bensiz yapamadığını” söyledi.Beni kendisine dönmem için ikna etmeye çalıştı. Ancak ben kabul etmedim. Kabul etmeyince Bünyami beni eve bırakmak yerine aracı Tekirdağ iline doğru sürmeye başladı. Ardından dönüş yaparak Silivri ilçesinde ıssız, deniz kenarı bir yere aracı park etti. Bu sırada saat tahminen 19:00-20:00 sıralarıydı. Bünyami araç içerisinde yanıma yaklaşarak “seni istiyorum, sensiz yapamıyorum” dedi. Ardından pantolonumu ve iç çamaşırımı çıkardı. Üzerimde sadece südyenim ve üst bady kaldı.Ben bu sırada kendisine “hayır yapma” diyerek tepki gösterdim. Ellerimle kendisine engel olmaya çalıştım.Bu esnada Bünyamin beni darp etmedi. Üstümü çıkardıktan sonra vajinamı okşamaya başladı. Bu olaylar yaşanırken kendisinin pantolonu üzerinden çıkıp ve penisi açık vaziyetteydi. Penisini bana göstererek okşa dedi. Vajimanı okşayınca Bünyamini ittim.(Geçmişte kendisi ile bir çok kez rızam ile cinsel ilişki yaşadım.)Bunun üzerine “sen beni sevmiyor musun, hayatında kimler var” diyerek bağırdı, pantolonunu giyerek araçtan indi. Bende o sırada üstümü giyidim.Bünyami araç kapısını açarak saçımdan tutup beni araçtan indirip sürükledi, vucüdumun baş kısmı ağırlıklı olmak üzere hemen hemen her yerine rast gele tekme ve yumruk atarak beni darp etti. Saçlarımdan tutarak beni denize doğru sürükledi.Denizin kıyısında bulunan kumlara yüzümü gömüp beni boğmaya çalıştı “seni öldürüp, öldürüp dirilteceğim, sana yaşamak yok, benden sonrası yok ” diyerek tehditlerde bulundu.”Bu olayı bir kaç kez tekrarladı.Daha sonra beni tekrar kaldırıp denizin içine attı. Bu yaşanan olaylar sırasında hava karanlık ve çevrede hiç bir kimseler yoktu. Denizin ortasında karanlıkta ilerlemeye başladık, bir çok kez yüz kısmıma tokat attı, Deniz seviyesi göğüs hizama geldiği sırada ilerlemeyi bıraktı.Başımdan tutup kafamı denize sokup bir süre bekletip çırpınmam üzerime kafamı tekrar çıkartıyordu.Bir iki nefes aldıktan sonra tekrardan başımı sokup çırpınışlarımı izliyordu.Bu olaylar esnasında öleceğimi düşünüyordum. Üç dört kez kafamı denize sokup çıkarttıktan sonra “sana kolay ölüm yok” diye tehdit ediyordu.Daha sonra beni denizden çıkardı.Araca doğru sürükleyerek götürdü. Bir kaç kez tekme atıp araca bindirdi. Araç içerisinde yüzüme kafa atarak beni darp ettı.Bem öldüreceğini düşündüğüm için Bünyami’ ye”seni çok seviyorum, senden başkası olması dedim. Adresini bilmemekle birlikte Silivri ilçesine yakın bir yerde aracı durdurdu, bagaja doğru geçti, bagajdan çıkarmış olduğu demir, levyeye benzeyen bir cisim ile diz kapağıma iki kez vurdu.Seni öldürecem dedi.Kendisini ikna etmek için sarıldım.Daha sonra araca bindik Esenler Atışalanı Caddesi üzerine geldik bu esnada bir kaç kez daha bana tokat attı.Araçtan inip dürümcüye gittik, dürümcüye gizlice polisi aramasını söyledim.Bir süre sonra polisler geldiler.Durumu izah edip şikayetçi olduğumu söyledim. Ardından Haseki Devlet Hastanesine gittik,yaklaşık 4-5 saat süren tedavim sonrasında büronuza geldim.Olay bundan ibarettir” şeklinde geçen, suç teşkil eden davranışların Cebir ve Tehdit Kullanılarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçunu oluşturduğu sonucuna varılarak sanığın TCK’nun 109/2 cümlesi gereğince cezalandırılmasına, suçun silahla işlenmiş olması sebebiyle bu cezanın TCK’nun 109/3-a maddesi gereğince bir kat arttırılmasına, Yasal şartları oluşmadığından T.C.K’nun 110.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın geçmişi, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde göstermiş olduğu davranışlar gözönüne alındığında T.C.K’nun 62.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, her ne kadar sanık hakkında kasten yaralama suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, bu suçun mahkumiyet kararı verilen suçun unsuru olması sebebiyle bu suçtan ayrıca karar verilmesine yer olmadığına” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmamaktadır.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 26.10.2020 tarihli ve 2019/983 Esas, 2020/1461 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin
birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.05.2023 tarihinde karar verildi.