YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9241
KARAR NO : 2023/3185
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/556 E., 2021/474 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin kanuni süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.2013 tarihli ve 2011/319 Esas, 2013/78 Karar sayılı ilâmı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 öncesi yasal döneme göre 103 üncü maddesinin ikinci, altıncı fıkraları, 62 ve 53 üncü maddeleri gereğince cezalandırılmasına ve hakkında hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Kararın sanık … müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.11.2018 tarihli ve 2015/1963 Esas, 2018/6650 Karar sayılı kararı ile mağdurenin yaşının bilimsel olarak belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulmuş olması nedeni ile bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma ilâmı üzerine İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.12.2021 tarihli ve 2018/556 Esas, 2021/474 Karar sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilâmında belirtilen eksiklik giderildikten sonra beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 31.05.2022 tarihli ve 9-2022/65159 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekili
Eylemlerin birden çok defa gerçekleştiğini tespit eden mahkemenin suç duyurusunda bulunarak dosyalar hakkında birleştirme kararı verdikten sonra hüküm kurması gerekirken bu hususta herhangi bir işlem yapmamasının bozmayı gerektirdiğini ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Katılan Mağdure Vekili
Sanığa 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasına rağmen eksik ceza verildiğini, sanığın en alt sınırdan cezalandırılmasının adalete aykırı olduğunu, istismar olayının birden fazla gerçekleştiğini, sürekli mahkemeyi yanıltıcı ve gerçek dışı beyanda bulunan sanığa, sırf duruşmalara katılıp yalan söylediği için indirim yapılmışsa bunun hukuka uygun olmadığını, sanığın cinsel istismar suçunun yanı sıra şantaj, tehdit, hürriyetten yoksun kılma, mağdureye hırsızlık yaptırma suçlarını işlemesine rağmen mahkemenin bu eylemler nedeniyle suç duyurusunda bulunup dosyaları birleştirmesi gerekirken bunları yapmamış olmasının bozma sebebi olduğunu, … lehine vekalet ücreti takdir edildiği halde kendisi lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin hukuka uygun olmadığını ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Sanık Müdafisi
Adlî Tıp Kurumunun mağdurenin kemik yaşını tespit edemediğini, mağdurenin okuduğu okullara ve gittiği dershaneye yazılar yazıldığını ancak olumlu bir netice alınamadığını, mahkemece dinlenen tanıkların tamamının mağdurenin birinci dereceden akrabaları olup gerçek beyanda bulunmadıklarını, tüm bu olayların mağdurenin annesinin altınlarının çalınması neticesinde ortaya çıktığını, suçlamaların iftira niteliğinde olduğunu, suçun sanık tarafından işlenmediğini, mağdurenin de bu hususta dosya içeriğisinde yer alan mektubu kendisinin gönderdiğini, müvekkili ile mağdurenin aynı binada oturmadıklarını ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmı üzerine ; “…Yargıtay bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucu bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; sanık ile suç tarihine göre 15 yaşını tamamlamamış mağdur çocuk …’nin akraba olup sık sık görüştükleri, bu süreçte sanığın mağdureye duygusal anlamda yakınlık göstermeye başladığı, hatta bu durumun aile fertlerince ve sanığın eşi tarafından bile fark edilmeye başladığı, bu süreçte sanık ile mağdurenin cinsel ilişkiye girdikleri, sanığın herhangi bir zorlamasının olmadığı, sanığın isteği üzerine mağdurenin altınlarını bile götürüp ona verdiği, bu son olaydan sonra durum ortaya çıkınca mağdurenin çevresine olayları mazur göstermek için tecavüze uğradığı şeklinde anlatımlarda bulunduğu, sanık ile mağdure arasında gerçekleşen çok sayıda telefon görüşmesi, olayların üzerinden uzunca bir süre geçmesine rağmen şikayet olmaması, akraba olmaları, cinsel istismarın zora dayalı olduğunu gösteren bulguların mevcut olmaması, tanık anlatımları gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, tehdit iddiasına itibar edilemeyeceği, buna karşılık cinsel ilişkinin gerçekleştiği dönemde mağdurenin 15 yaşından küçük olması nedeniyle rızasının hukuken değer taşımadığı, suça konu eylem sonucunda mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun anlaşıldığı, sanığın aksi yöndeki savunmalarının suçtan kurtulmaya dönük olduğu, katılan … *****’ın mağdurenin annesi olduğu ve mağdureyi 1994 yılının Ağustos ayında evde doğurduğunu beyan ettiği, dosyada mevcut mernis doğum tutanağında ve resmi kayıtlarda mağdurenin doğum tarihinin 05.08.1994 olarak geçtiği, tanık beyanlarının suç tarihinde mağdurenin 15 yaşını tamamlamadığı hususunu gösterdiği, ayrıca sanığın mağdurenin akrabası olduğu ve mağdurenin yaşını bilebilecek durumda olduğu anlaşılmakla suç tarihindeki yasal düzenlemeler göz önüne alınarak Sanık … ***’ın katılan … *****’a organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, sanığın eylemi sonucu mağdurun ruh sağlığının bozulduğu kanaatine varılarak sanığın mahkumiyetine ve sanığın 5237 sayılı TCK’nun suç tarihinde yürürlükte bulunan 103/2, 103/6 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanığın şahsi ve sosyal durumu, cezanın sanığın geleceği üzerindeki etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilmekle cezasından 5237 sayılı TCK nun 62/1 maddesi gereğince indirim yapılmasına ve başkaca yasal ve takdiri artırım ve indirim maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. ” gerekçeleriyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin, katılan Bakanlık vekilinin ve katılan mağdure vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz sebebi dışındaki diğer temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddedilmiştir.
2. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.12.2021 tarihli ve 2018/556 Esas, 2021/474 Karar sayılı kararında Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen; kendisini vekaletnameli vekille temsil ettiren mağdure lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.12.2021 tarihli ve 2018/556 Esas, 2021/474 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdure vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulandığı paragraftan sonra; “Hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 8.200 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak kendisini vekaletnameli vekille temsil ettiren katılan mağdureye verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2023 tarihinde karar verildi.