Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8415 E. 2023/2372 K. 24.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8415
KARAR NO : 2023/2372
KARAR TARİHİ : 24.04.2023

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/493 Esas, 2021/1098 Karar
HÜKÜM: Esastan ret

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket aleyhine Kocaeli 4. İcra Müdürlüğünün 2015/11536 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, bono üzerindeki şirket kaşesi üzerinde imzası olan …’ın müvekkili şirkette iki ay süre ile şirket yetkilisi olarak görev yaptığını, ancak …’ın şirket yetkilisi olarak göründüğü tarihleri kapsayan yetki kararında imzası bulunan ortak … ‘ın imzasının sahte olduğunu, …’ın iki ay gibi kısa sürede sürekli olarak şirketi borç altına sokan sahte senetler imzalayarak şirketi dolandırdığını, bono lehtarı ile müvekkili şirketin hiçbir alışverişinin olmamasına rağmen müvekkili şirketin bu senet karşılığında davalıdan nakden para almış gibi gösterildiğini, konu ile alakalı olarak suç duyurularının bulunduğunu ileri sürerek mezkûr icra takibinin iptaline, müvekkil şirketin takip dayanağı bono ile borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kambiyo senetlerinde soyutluk ilkesinin geçerli olduğunu, davacının iddialarının müvekkilinin alacağının sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, müvekkilinin alacağını tahsil etmek için şirket yetkilileri ile defalarca görüştüğünü, davacı şirketin piyasaya çok miktarda borcu olduğunu, şirket merkezinin ve yetkililerin sürekli olarak değiştiğini, …’ın müdür olarak atanmasına ilişkin kararın Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanarak ilan edildiğini, bononun geçerli olduğunu, davalı tarafından şirkete verilen borç karşılığı senedin tanzim edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı defterlerini inceleyen bilirkişi raporunda takip konusu senedin davacının defter kayıtlarında olmadığı, bu senet mukabili paranın da kasa ve banka v.s hesaplarında kayıtlı olmadığı belirtilmiş ise de bononun davacı şirketin defterlerine kayıtlı olmamasının davacının iddiasını kanıtlamasına yeterli olmadığı, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/23030 sayılı soruşturma dosyasında davacının şikayeti üzerine …, H. … Ayaz, Kenan Taşçı hakkında dolandırıcılık suçundan yapılan soruşturmada şüphelilerin …’a senet karşılığında borç para verdiklerini beyan ettikleri, şüpheli …’ın ifadesinin alınamadığı, şüphelilerin dolandırıcılık kastı ile hareket ettiklerine dair yeterli delil olmadığından takipsizlik kararı verildiği, …’ın müdür atanmasına dair 02.05.015 tarihli ortaklar kurulu kararının 13.05.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği, şirket müdürü …’ın görev süresinin Uşak’a taşınmadan önce sona erdiğini belirtilmişde de …’ın 02.05.2015- 02.07.2015 tarihleri arasında şirket yetkilisi olduğu, Uşak Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısına göre 20.05.2015 tarihli başvuruya istinaden şirket merkezi Uşak’tan Elazığ’a nakledildiğinden şirketin davacı vekilinin iddiasının aksine senedi düzenleme tarihi olan 07.06.2015 tarihinden sonra değil senet düzenleme tarihinden önce Uşak’ta tescilli olduğu, senet tanzim edilirken eski kaşenin kullanılmış olabileceğinin de ihtimal dahilinde olduğu, davalının savunmasının aksinin ispat edilemediği, senette ihdas nedeninin nakden yazdığı, senedin borç para verilmesine istinaden düzenlenip verildiği, senet tanzim tarihinde senedi imzalayan …’ın şirketi temsile yetkili olduğu, şirket müdürünün davalıdan aldığı parayı şirket kayıtlarına işletmemiş olamasının borç alınmadığı anlamına gelmeyeceği, davalının şirket müdürü ile işbirliği halinde hareket ettiğinin ispat edilemediği, davacının davalıdan alınan borç parayı şirket hesaplarına almayan şirket müdürüne karşı sorumluluk davası açabileceği, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinde arana şartların gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine ve davalı kötü niyet tazminatına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın sahte imzalar ile alınan karar sonucu yetkili müdür olduğu döneme ilişkin … tarafından dolandırıldığını, …’ın müdürlüğüne ilişkin ortaklar kararında yer alan imzaların sahte olduğunu, Yaşarın yetkisiz olarak müdürlük görevini yürüttüğünü, yerel mahkemece iddiaların dikkate alınmadığını, söz konusu bononun sonradan müvekkili şirketi zarara uğratmak amacıyla düzenlendiğini, davalı …’in Kocaeli Başsavcılığına verdiği ifadede …’a 2015 yılı Temmuz ayında elden borç verdiğini beyan ettiği, ancak davaya konu bononun düzenlenme tarihinin 07.06.2015 tarihi olduğu, …’ın müvekkili şirkette müdürlük yetkisinin 02.07.2015 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında bononun sonradan düzenlendiğinin delili olduğunu, zira …’ın sözde müdürlük yetkisi sona ermeden önce bono verilmiş olsa idi düzenlenme tarihinin temmuz ayından 1 ay öncesine yazılmayacağını, davaya konu bononun düzenlenme tarihinin pazar gününe denk geldiğini, bir pazar günü tarafların 230.000,00 TL nakden elden borç vermesinin ve karşılığında bono teslim almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bono üzerinde … tarafından kullanılan kaşedeki adresin Uşak adresi olduğunu, müvekkili şirketin bonoda belirtilen tarihlerde Uşak adresinde mevcut olmadığını, bono üzerinde Uşak adresli kaşenin olmasının da bononun sonradan düzenlendiğini ortaya koyduğunu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere müvekkili şirket kayıtlarında iddia edilen para girişinin mevut olmadığını, davalı tarafın beyanlarında da söz konusu paranın ticari amaçla değil …’a borç olarak verildiğinin kabul edildiğini, davalının … ile iş birliğinde olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının senedin borç para verilmesine istinaden düzenlenip verildiği şeklindeki aksi ispat edilemeyen savunması, senette ihdas sebebi olarak nakden yazması, senet düzenleme tarihinde senedi imzalayan …’ın şirketi temsile yetkili olması, 13.05.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde …’ın davacı şirketin müdürü olarak atanmasına ilişkin kararın yayınlanmış olması, …’ın şirket müdürü olarak atanmasına ilişkin karardaki imzanın sahteliğine yönelik hukuki yollara başvurulduğuna dair dosyada delil bulunmamasının yanı sıra müdürlük yetkisinin Türk Ticaret Sicili Gazetesi’nin 27.07.2015 tarihli sayısında usulüne uygun olarak alınan kararla iptal edilmiş olması, şirket müdürünün davalıdan aldığı parayı şirket kayıtlarına işletmemesinin borç alınmadığı anlamına gelmemesi, davalının şirket müdürü ile işbirliği halinde hareket ettiğinin ispat edilememesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesi kararında yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, senet lehtarı ile bononun keşidecisi olan şirket arasında ticari ilişki bulunmadığından bahisle icra takibine konu kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dairemizin 29.09.2022 tarihli, 2021/2598 E. ve 2022/6459 K. sayılı ilâmı bu dosyanın davacısı tarafından 24.05.2015 keşide tarihli ve 25.07.2015 vade tarihli bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine yönelik olup, bahse konu davada davacı tarafından ileri sürülen iddialar işbu temyiz incelemesine konu dava ile aynı olup, İlk Derece Mahkemesince verilen red kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunu reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.