YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4078
KARAR NO : 2023/1135
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/238 E., 2021/466 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … vekili ve davacı … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, … ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda … ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 383 parsel sayılı 98.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 182 ada 140 parsel numarasıyla ve 91.483,41 metrekare yüzölçümlü olarak; … adına kayıtlı bulunan eski 527 parsel sayılı 39.050,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 182 ada 141 parsel numarasıyla ve 42.671,73 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı … vekili dava dilekçesinde, uygulama kadastrosu sırasında paydaşı olduğu eski 383 (yeni 182 ada 140) parsel sayılı taşınmazın sınırının yanlış belirlendiği ve yanlışlığın davalılara ait eski 527 (yeni 182 ada 141) parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, iddiasına konu kısmın paydaşı olduğu taşınmaza eklenmesini istemiştir
3. 16.06.2015 tarihli celsede verilen ara kararı uyarınca, çekişmeli 182 ada 140 parsel sayılı taşınmazın maliklerinden Mehmet Şükrü Karaman mirasçıları tarafından davacı … vekiline verilen vekaletnameler dosyaya ibraz edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı …, 07.05.2015 tarihli celsede davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.02.2016 tarihli ve 2015/232 Esas, 2016/224 Karar sayılı kararıyla; “davacı tarafa ait 182 ada 140 parsel sayılı taşınmazın 18.07.2006 tarihinde yapılan aplikasyon krokisinde yüzölçümü 98.000 m2 iken uygulama kadastrosu sırasında yüzölçümünün 91.483,41 m2 olarak; davalı tarafa ait 182 ada 141 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün ise 39.050,00 m2 iken, 42.671,73 m2 olarak belirlendiği, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen krokide (A) harfi ile gösterilen 1.965,32 m2 yüzölçümündeki kısmın davacı tarafa ait iken uygulama kadastrosu sırasında davalıya ait 182 ada 141 parsel sayılı taşınmazda bırakıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne, çekişmeli 182 ada 141 parsel sayılı taşınmazın 24.12.2015 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide “A” harfiyle gösterilen taralı 1.965,32 m²’lik kısmının tapusunun iptali ile davacı tarafa ait 182 ada 140 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı … temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.06.2020 tarihli ve 2020/1602 Esas, 2020/1963 Karar sayılı kararı ile “Mahkemece, dava konusu taşınmazlara ait tesis ve uygulama kadastrosu tutanak örnekleri, tesis ve uygulama kadastrosuna ait paftalar, hesap cetvelleri, ölçü cetvelleri, ölçü krokisi, ada raporu, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğraflarının getirtilerek dosya arasına alınmadığı, teknik bilirkişiden, tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmadığı açıklanarak, Mahkemece öncelikle, belirtilen eksik belgelerin ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına alınması, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle kökleşmiş daire içtihatları ile belirlenen şekilde araştırma inceleme yapılarak denetime elverişli rapor alınması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası yapıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 956,33 m2’lik kısmın 182 ada 141 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile 182 ada 140 parsel sayılı taşınmaza; (B) harfi ile gösterilen 436,34 m2’lik kısmın ise 182 ada 140 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile 182 ada 141 parsel sayılı taşınmaza eklenmesi sureti ile tapuya kayıt ve tescillerine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı … ve müşterekleri vekili ile davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı … ve müşterekleri vekili temyiz dilekçesinde, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, taleple bağlılık ilkesinin gözardı edilerek davalı tarafın davası olmadığı halde çekişmeli 182 ada 140 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen kısmının davalı tarafa ait taşınmaza eklenmesine karar verildiğini, diğer yandan bozma ilamı gereklerinin tam olarak yerine getirilmeyip, eksik belgelerin tam olarak toplanmadığını, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli bulunmadığını ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, eldeki dosya ile birleştirilmesine karar verilen … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin elatmanın önlenmesine ilişkin dava dosyasının iadesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleştirilip iade edilen dosyadaki talep hakkında karar verilmesinin dahi hukuka aykırı olduğunu, dava kısmen kabul edildiği halde tüm yargılama giderlerinin davalı tarafa yüklenmesi ve lehe vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, taşınmazın sınırının değişmeyip, aynı sınırlar dahilinde kullanıldığını ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 Sayılı Kanun) 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi, Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümleri, Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik hükümleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davalı … vekilinin tüm, davacı … ve müşterekleri vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ne var ki, çekişmeli 182 ada 141 parsel maliki … eldeki davada davalı durumda bulunmakta olup, davacının eksikliğini ileri sürdüğü 182 ada 140 parsel sayılı taşınmazın hükme esas bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmına yönelik olarak açılmış bir davası ya da eldeki davaya yöntemince bir katılımı da bulunmadığına göre, bu kısmın davacı tarafa ait 182 ada 140 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile davalıya ait 181 ada 141 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilmesi doğru olmayıp, bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı … vekilinin tüm, davacı … ve müşterekleri vekilinin ise sair temyiz itirazlarının (V.C.3.1) no.lu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE,
2. Davacı … ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazlarının (V.C.3.2) no.lu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
479,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1434,07 TL’nin temyiz eden davalı …’den alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılar … ve müştereklerine iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.