Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/5745 E. 2023/3673 K. 31.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5745
KARAR NO : 2023/3673
KARAR TARİHİ : 31.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/518 E., 2015/157 K.
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında hakaret ve kasten yaralama suçlarından verilen düşme hükümlerinin o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmediği ve karar tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.

Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli ve 2014/518 Esas, 2015/157 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Özetle, sanık hakkında verilen beraat kararının sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince; ”Sanık ile mağdurenin uzun zamandır tanıştıkları ve aralarında cinsel birliktelik olduğu, sanığın olay öncesi mağdure ile evlenmeyi düşünüp, ancak sanığın kıskançlığı nedeni ile sık sık mağdure ile tartıştıkları, sanık ve mağdurenin olay günü olan 13.08.2014 günü Antalya, … ilçesinde bulunan … isimli otele cinsel beraberlik için gittiklerinde, sanığın mağdurenin başka erkeklerle ilişkisi olduğu yolundaki iddialar nedeni ile mağdureyi basit bir şekilde yaraladığı ve yaralama olayından sonra da mağdure ile rızası ile cinsel ilişkiye girdiği, sanığın mağdureye karşı gerçekleştirmiş olduğu basit yaralama eylemini onu cinsel ilişkiye zorlamak için değil, yukarıda da değinildiği üzere aralarında çıkan, sanığın mağdurenin kendisini aldattığı düşüncesinden kaynaklanan tartışma sonucu ortaya çıktığı, sanık hakkında mağdure … ***’e karşı gerçekleştirdiği iddia edilen nitelikli cinsel saldırı suçunda, sanığın basit yaralama eylemini cinsel saldırıya yönelik olarak gerçekleştirmediği, mağdure ile rızasıyla ilişkiye girdiği sabit görülmekle, unsurları oluşmayan suçtan beraatine karar verilmiştir.” şeklindeki gerekçeyle karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında bulunan deliller;
Sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, ekonomik ve sosyal durum araştırması, sanık savunmaları, mağdure beyanları, doktor raporları, dosyadaki diğer bilgi ve belgeler ile polis tutanaklarından ibarettir.

IV. GEREKÇE
Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “Suçsuzluk” ya da “Masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; “İn dubio pro reo” olarak ifade edilen “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda tüm dosya içeriği nazara alındığında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamış, o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli ve 2014/518 Esas, 2015/157 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

31.05.2023 tarihinde karar verildi.