YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5730
KARAR NO : 2023/4534
KARAR TARİHİ : 22.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/230 E., 2015/47 K.
SUÇ :Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2015 tarihli ve 2012/230 Esas, 2015/47 Karar sayılı kararı ile sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237
sayılı Türk Ceza Kanun’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 18 yıl hapis cezası hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 06.06.2018 tarihli ve 14-2015/181116 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurenin çelişkili beyanlarına istinaden mahkumiyet hükmü kurulduğuna, mağdurenin başka bir şahsın yönlendirmesi ile sanığı olaya dahil etmeye çalıştığına, mağdurenin diğer sanıklar … ve …’in eylemleri nedeniyle ruh sağlığı bozulmuş olmasına rağmen sanık hakkında mağdurenin ruh sağlığının bozulmasına sebebiyet verdiği değerlendirilerek hüküm kurulduğuna, mağdurenin belirttiğinin aksine sanığın bacağında ameliyat izinden ziyade kemik erimesine bağlı incelme ve çökme bulunduğuna, mağdurenin on beş yaşını doldurmuş olmasına rağmen hatalı şekilde 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesi uyarınca çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurulduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yapılan yargılama sonucunda katılan mağdurenin 2009 yılı Ekim ayında inceleme dışı … ile arkadaşlık yaşamaya başladığı ve bu tarihte rızası ile bu sanıkla cinsel ilişkiye girdiği, aradan bir süre geçtikten sonra 2010 yılının Mayıs ayında arkadaşı …’ın çağırması üzerine kendisiyle simit sarayının önünde buluştuğu, …’ın inceleme dışı …’le birlikte geldiği, sonrasında …’in arabasıyla Sorgun’a gittikleri, … mevkiinde …’ın …’e “kız arkadaşım sana emanet, ben bir markete uğrayıp geliyim” dediği, katılan mağdure arabadan inmek istemesine rağmen …’in izin vermeyerek kapıları kilitlediği, burada …’in zorla katılana karşı nitelikli cinsel istismarda bulunduğu, bu eylemin devamında diğer …’in “sen beni çok uğraştırdın, şimdi göreceksin” diyerek arkadaşlarını aradığı bir süre sonra iki kişinin gelerek katılanın halini ve ağladığını görerek oradan ayrıldıkları, sonrasında sanık …’ın olay yerine geldiği, kendisini … ya da … olarak tanıtarak polis olduğunu belirttiği, katılan mağdurenin cinsel istismara maruz kalmış olması nedeniyle polis memuru olduğunu belirten sanığa şikayetçi olacağını söylemesi üzerine sanığın “polisi polise mi şikayet edeceksin, kimi kime şikayet ediyorsun?” diyerek üzerinde taşıdığı silahı da göstermek suretiyle zorla katılana nitelikli cinsel istismarda bulunduğu, bu sırada …’in de orada olduğu, bir süre sonra …’in daha önce gelen arkadaşlarının tekrar gelerek katılanı alıp Yozgat’a getirdikleri olayın oluş şekli olarak kabul edildiği,
Katılan mağdurenin öncesinde bir beyanı olmamasına rağmen, 2010 yılının Ağustos ayında meydana gelen başka bir istismar eylemi sonucu yapılan soruşturmada yine 2010/236 Esas sayılı dosya ile birleştirilerek yargılaması yapılan diğer dosya sanıkları Hafız ve …’le ilgili şikayetlerinde 2010 yılının Mayıs ayındaki bu eylemi de anlattığı, ancak yaşadığı olaylar, birden fazla kişi tarafından farklı tarihlerde zorla, nitelikli istismara maruz kalması, Adli Tıp Kurumundan alınan raporlarda ruh sağlığının bu olaylar nedeniyle bozulduğunun bildirilmiş olması karşısında, diğer dosya sanığı … hakkında 21.09.2010 tarihli iddianameye konu eylemde 10.08.2010 tarihli savcılık ifadesinde sanık … yönünden detaylı anlatımda bulunmamış olması olağan kabul edilmiştir. Nitekim katılan mağdure aynı zaman diliminde tenha bir yerde ardı ardına birden fazla kişi tarafından cebir ve tehditle istismar edilmiştir. 03.11.2011 tarihli ifadesinde ise “…kendisinin sağ veya sol bacağında ameliyat izleri bulunmaktaydı…Bu şahıs 30 yaşlarında, esmer, siyah saçlı, uzun boylu, kilolu bir şahıstır” demek suretiyle ayrıntılı olarak teşhiste bulunmuştur. Öte yandan katılan mağdure 27.10.2011 tarihli tutanakta da belirtildiği üzere yine sanığı fotoğraf üzerinden teşhis etmiş, hayatın olağan koşullarında görmesi mümkün olmayan ve sanığın da ailesinden başkasının bilmesinin mümkün olmadığını belirttiği bacağındaki ameliyat izlerini gördüğünü/bildiğini beyan etmiştir. Buna göre sanığın olay günü katılana karşı atılı suçu işlediği yönünde şüphe bulunmamaktadır.
İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinin 30.01.2015 tarihli raporuna göre katılan mağdurenin 2009-2010 yılları içinde maruz kaldığı nitelikli cinsel istismar olaylarında ruh sağlığının bozulduğu, buna, eylemde bulunan sanıkların birlikte neden olduğu ve sanık ayrımı yapılmasının tıbben mümkün olmadığı belirtilmekle sanık hakkında ayrıca bu yönden artırım uygulanmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Mahkemenin sanığın eylemini birden fazla kişiyle işlendiğine dair kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, bu yönde bozma isteyen Tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
3. Hükümden sonra 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmaması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle Yozgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2015 tarihli ve 2012/230 Esas, 2015/47 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün çıkartılarak yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı da nazara alınmak kaydıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.06.2023 tarihinde karar verildi.