Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/980 E. 2023/3566 K. 29.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/980
KARAR NO : 2023/3566
KARAR TARİHİ : 29.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1806 E., 2022/1872 K.
SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, şantaj, eziyet, kasten yaralama, mala zarar verme, hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama

Şantaj, eziyet, kasten yaralama, mala zarar verme, hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal suçları yönünden verilen istinaf hükmünün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin (a) ve (g) bentleri uyarınca temyizlerinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; nitelikli cinsel saldırı suçu yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2022 tarihli ve 2021/308 Esas, 2022/287 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan açılan davada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 43 üncü maddeleri uyarınca 17 yıl 6 ay hapis, 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi ve 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 19 ay 15 gün hapis, 96 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis, 151 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis, 107 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 2.000 TL adli para cezasına, 134 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca 2 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; hakaret suçundan açılan davada 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 23.09.2022 tarih ve 2022/1806 Esas, 2022/1872 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında atılı suçlardan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanık ve katılanın önceden tanıştıklarını, Aralık 2020’de ülkeye giriş yaptıklarını, 3 ay boyunca, birlikte, başkalarının da kaldığı evlerde kaldıklarını, aynı yatakta yatıp cinsel ilişkiye girdiklerini, katılanın şikayetinden 3 gün öncesinde katılanın, sanığa ait ve 10 bin dolar değerindeki yazıları, arkadaşına gönderip bilgisayardan silince sanığın sinirlenip katılanı darp ettiğini, katılanın bu olay üzerine karakola giderek sanığa iftira atarak şikayetçi olduğunu, katılanın sanık ile 3 aydır aynı evde yaşadığını kabul etmesine rağmen bu süre zarfında şikayetçi olmadığını, kararın gerekçeli olmadığını, hangi delilin kabul edilip hangisinin reddedildiğinin açıklanmayarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, katılanın alınan adli raporunda cinsel saldırıya dair bulgunun bulunmadığını, tedavisinin ayakta yapıldığını ve ülkesine döndüğünü, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğini, katılanın sanık ile aynı yatakta yatıp cinsel ilişkiye girdiğinin kabul edilmesi halinde rızanın varlığının da kabul edileceğini, verilen mahkumiyet kararlarının bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın tüm atılı suçlardan üst sınırdan cezalandırılması gerektiğini ayrıca cinsel saldırı suçu yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğini, ayrıca sanığın katılana hakaret ettiğinin dosyadan anlaşılmasına rağmen verilen beraat kararının yasal olmadığını, hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Güney Kore vatandaşı olan katılan ile sanığın internet ortamında tanıştıkları, daha sonra birlikte İstanbul’a geldikleri, bir süre İstanbul Taksim semtinde birlikte kaldıkları, daha sonra İstanbul Ümraniye … Evler Mahallesinde … *** isimli kişiye ait dairenin bir odasını 2021/ Şubat ayı ilk haftasında kiralayıp birlikte kalmaya başladıkları, şikayet tarihi olan 11.03.2021 tarihine kadar aynı yerde kaldıkları, birlikte kaldıkları süre içerisinde sanığın farklı tarihlerde katılanın izni ve rızası dışında cinsel organının ve yapay penis tabir edilen cismi katılanın vajina bölgesine ve popo bölgesine sokarak nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu, bu şekildeki eylemlerin katılanın izni ve rızası dışında beş – altı kez gerçekleştiği ve en son eylemin şikayet tarihinden 2 hafta kadar önce olduğu, sanığın içtiği sigarayı katılanın vücudunda söndürdüğü, katılanın koltuk altı, bacakları ve genital bölgesindeki tüylerini çakmakla yaktığı, katılanın meme uçlarına ve vajina bölgesine çamaşır mandalı tutturduğu, kendisine yalvarması halinde çamaşır mandallarını çıkaracağını söylediği, tırnak kesme aletiyle katılanın göğsünü kanattığı, katılanı aç bırakıp tuvalete gitmesine engel olduğu, katılanın çişini yapmasından sonra çişi katılana yalattırdığı, cinsel organını katılanın ağzına sokarak katılanın ağzına idrarını yapıp idrarını yutturduğu, sanığın katılana “Bir hafta boyunca ya benim idrarımla çorba içeceksin, ya da suyla tuz içeceksin” şeklinde sözler söylediği, bu şekilde farklı tarihlerde süreklilik gösteren tarzda sistematik olarak katılana yönelik bu eylemlerin insan onuruyla bağdaşmadığı, katılanın bedensel ve ruhsal olarak acı çekmesine, aşağılanmasına yol açtığı, bu şekildeki eylemlerin bir bütün olarak eziyet suçunu oluşturduğu, sanığın katılana ait Samsung marka 2 adet cep telefonunu ve laptopu kırarak zarar verdiği, sanığın katılana ait pasaport ve kimlik belgesinin fotoğraflarını cep telefonuna katılanın izni ve rızası dışında çekerek kendi cep telefonuna gönderdiği, sanığın katılanın izni ve rızası dışında, katılanla girdiği cinsel ilişkileri video kaydına aldığı, bu şekilde katılanın özel hayatının gizliliğini ihlal ettiği ve katılana kendisinden ayrılması halinde bu videoları arkadaşlarına göndererek porno sitelerinde yayınlatacağını, katılanı hırsızlıkla itham ederek şikayette bulunacağını söyleyip şantaj yaptığı, sanığın katılana şikayet tarihinden 3 hafta kadar önce birlikte kaldıkları dairede kafa bölgesine silah niteliğindeki deodorant şişesi, telefon ve kırık laptop parçasıyla vurarak katılanı doktor raporuna göre, basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve vücutta kemik kırığı oluşacak (kırığın hayati fonksiyonlarına etkisi ORTA 2) şekilde yaraladığı, sanığın katılana yönelik zincirleme şekilde nitelikli cinsel saldırı, şantaj, ses ve görüntülerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal, kemik kırığı oluşacak şekilde kasten yaralama, eziyet, mala zarar verme suçlarını işlediği, sanığın üzerine atılı eylemlerin katılan beyanı, sanığın tevil yollu ikrarı, katılana ait adli raporlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından sabit olduğu vicdani kanaatine varılmıştır.

2. Sanığın katılana karşı vücuda organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduğu, sabit olan eyleminden dolayı 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince takdiren alt sınırdan bir miktar ayrılmak suretiyle 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın aynı suç işleme kararı kapsamında aynı mağdura karşı cinsel saldırı suçunu birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşıldığından sanığa verilen cezanın 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1/4 oranında artırılarak sanığın 17 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından hakkında takdiren 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanık hakkında hükmolunan cezanın miktarı nazara alınarak yasal imkansızlık nedeniyle hakkında aynı Kanun’un 50, 51 ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerektiği vicdani kanaatine varılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamış ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Şantaj, Eziyet, Kasten Yaralama, Mala Zarar Verme, Hakaret, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçları Yönünden
Hakaret suçundan verilen beraat kararına ilişkin istinaf hükmünün 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı ve sanık hakkında mahkumiyet kararı verilen şantaj, eziyet, kasten yaralama, mala zarar verme, özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından verilen istinaf hükmünün 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

B. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Şantaj, Eziyet, Kasten Yaralama, Mala Zarar Verme, Hakaret, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçları İle İlgili Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu İle İlgili Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 23.09.2022 tarih ve 2022/1806 Esas, 2022/1872 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.05.2023 tarihinde karar verildi.