YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3391
KARAR NO : 2023/3584
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2102 E., 2022/2378 K.
SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2022 tarihli ve 2022/766 Esas, 2022/820 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri uyarınca 7 yıl hapis cezası cezalandırılmasına karar verilmiştir
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 08.12.2022 tarihli ve 2022/2102 Esas, 2022/2378 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdure beyanının çelişkili olduğuna, gerekçe gösterilmeden teşdit uygulandığına, takdiri indirim uygulamamasının usul ve yasaya aykırılık bulunduğuna, olayın intikalinin geç yapıldığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece “Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; olay tarihinde 10 yaş 4 aylık olan mağdurun asansöre bineceği sırada sanığın teknik eleman olması nedeniyle asansör kapısının karşısındaki panolarla uğraştığı, bu sırada elektriğin gidip gelmesi nedeniyle mağdurun sanığa asansörde kalıp kalmayacağını sorduğu, sanığın mağdura asansörde kalmayacağını söylediği ve mağdurun arkasından sanığın asansöre bindiğinin kamera kayıtları ile sabit olduğu anlaşılmıştır. Her iki tarafın da asansöre binmesinden sonra mağdurun korkması nedeniyle kenarda durduğu, sanığın mağdura korkma, korkarsan gel bana sarıl demek suretiyle mağdurun sarılmak istememesine rağmen mağdura sarıldığı ve mağdurun poposunu 10 sn kadar sıktığı, avuçladığı, her ne kadar sanık üzerine atılı bu eylemi kabul etmemiş ise de mağdurun aşamalarda ve duruşmada ago kaydı ile alınan beyanında istikrar arz eder şekilde aynı beyanları verdiği, mahkeme gözlemi ve sosyal görüşmeci gözlemine göre mağdurun beyanlarının itibar edilebilir nitelikte olduğu, olayın devamında mağdurun yaşadığı olayı derhal annesine anlattığı ve olaydan 3 gün gibi kısa bir süre sonra şikayetçi olunduğu, mağdur ile sanık arasında bir tanışıklık olmadığı gibi iftira atmayı gerektirir bir husumetin de olmadığı, mağdurun beyanlarında olayı detaylı ve istikrarlı bir şekilde anlattığı dikkate alınarak mağdurun beyanlarına itibar edilerek sanığın beyanlarına itibar edilmeyerek sanığın eyleminin sabit olduğu kabulü ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
Temel cezanın belirlenmesinde mağdurun yaşı, sanık ile mağdur arasındaki yaş ve fiziksel farklılık, sanığın bahsi geçen yerde çalışan olması nedeniyle kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak eylemini gerçekleştirdiği, yargılamaya konu eylemin hareket halinde olması nedeniyle mağdurun kaçma imkanı olmayan ve sıkışık vaziyeti nedeniyle eylemin vahametini ve mağdurun psikolojik hasarını artırmaya müsait asansörde işlenmiş olması, cezanın caydırıcı olması ve TCK’nın 3. Maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmıştır.
Sanığın eyleminin vasıflandırılması tartışılmış, sanığın eylemlerini mağdurun elbiselerinin üstünden gerçekleştirmiş olması, önceye dayalı takip veya plan kurma gibi bir husus tespit edilemediğinden ani alınan bir kararla gerçekleştirilmiş olması, eylemin süresi ve niteliği dikkate alınarak sanığın eyleminin sarkıntılık düzeyinde kaldığı kabul edilmiştir.
Sonuç cezanın miktarı, sanığın bu nedenle kaçma ihtimali, suçun katalog suçlardan oluşu dikkate alınarak tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.” şeklindeki gerekçeyle kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak 7 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına ilişkin gösterdiği gerekçe yerinde, yeterli olduğundan sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 08.12.2022 tarihli ve 2022/2102 Esas, 2022/2378 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.