YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3740
KARAR NO : 2023/3664
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2369 E., 2023/133 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.11.2022 tarihli ve 2022/184 Esas, 2022/316 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 16.01.2023 tarihli ve 2022/2369 Esas, 2023/133 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurularının Esastan Reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.03.2023 tarihli ve 9-2023/19517 sayılı onama görüşlü tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
Özetle, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf gerekçelerini değerlendirmeden matbu karar verdiğine, duruşmaya getirdikleri tanıkların dinlenilmeden karar verildiğine, tanık Müberra ve katılan mağdure …’nın talimat mahkemesinde soru sorma hakları tanınmadan ifadelerinin alındığına, sanığın atılı suçu işlemediğine, katılan mağdurenin çelişkili beyanlarda bulunduğuna, eksik inceleme ile hüküm verildiğine, dosyada mahkumiyete yeterli somut delil bulunmadığına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince ” Sanık tüm aşamalarda üzerine atılı suçlamayı reddetiğini beyan ederek mağdur ile imalathane de bulundukları sırada yasa ve uygulama gereği ürünlerin tozlanmaması için içeride birlikte çalışırken imalathanenin kapısını kilitlediğini, içeride normal konuşmalar yaptıklarını mağdur 3 gün önce işe başladığını beyan etmiştir. Karasu Belediye Başkanlığından verilen cevapta imalathane kapılarının ürünleri korumak amaçlı kapalı tutulabileceği ancak (savunmada belirtildiğinin aksine) kapının kilitlenmesinin zorunlu olmadığı belirtilmiştir. Katılan ise tüm aşamalarda istikrarlı olarak 3 gün önce sanığın iş yerinde staja başladığını, olay günü de diğer stajer/tanık Müberra ile imalathaneye gittiklerini, orada sanığın olduğunu ve sanığın … sen git … burada kalsın dediğini, Müberra gidince yalnız kaldıklarında kendisi ile erkek arkadaşlar, gönül ilişkileri gibi konulardan konuşmaya başladığını ve ardından “kadınlar en çok neyden zevk alır, neyden hoşlanır” diye sorduktan sonra kulaklarını emip, boynunu öpüp, göğüslerini sıktığını, elini kıyafeti üzerinden cinsel organına dokundurmaya çalıştığını kapıyı kilitledim, korkma rahat ol dediğini, sonrasında burada olanlar burada kalacak dediğini; olay nedeniyle korktuğu için bir süre işine devam edip saat 17:00 de evine gittiği ancak gece saat 02:00 sıralarında halen uyanık olan akrabası tanık …’ye olayları anlattığını beyan etmiştir. Tanık …, katılan mağdurenin beyanlarını doğrular şekilde gece yanına gelen katılanın artık dayanamayacağım, içimde tutamayacağım diyerek sanığın kendisine yönelik istismar eylemlerini anlattığını beyan etmiştir. Aynı şekilde olay yeri ve tarihinde aynı iş yerinde stajer olan tanık Müberra da katılanın anlatımlarını doğrular şekilde olay günü beraber imalathaneye gittiklerini, sanığın kendisini eve gönderdiğini, bu sebeple olay saatinde iş yerinde olmadığını fakat sabah saat 06:48 de katılanın ınstagram’dan kendisine mesaj gönderip sanığın kendisini ellediğini, öptüğünü söylemesi üzerine olaydan haberdar olduğunu belirttikten sonra, 12.04.2022 tarihinde sanığın, kendisine, iş yerinde yalnız kaldıkları bir sırada cinsel içerikli konuşmaya başladığını, yalnızız kim duyacak dediğini ve kendisine de kadınların en çok zevk aldıkları yer neresi biliyor musun diye sorup bu konuda açıklama yaptığını; kendisini şikayet etmek için emniyete gittiğinde yeterli delil olmadığını söyledikleri için elinde delil olmasını sağlamak amacıyla aynı iş yerinde çalışmaya devam ettiğini ve olay nedeniyle katılan işten çıkınca kendisinin de işten çıktığını beyan etmiştir. Milli Eğitim Müdürlüğünden gönderilen yazı da katılanın stajer olarak sanığın iş yerinde çalıştığı belirtilmiş, ekinde gönderilen staj sözleşmesi ve eklerinden sanığın da usta öğretici durumunda olduğu anlaşılmıştır. Aşamaları yukarıda özetlenen yargılamaya göre; Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan sözleşme gereği katılanın, sanığın iş yerinde staja başladığı, katılanın tüm aşamalarda istikrarlı olarak olaydan 3 gün önce staja başladığını ve 3.gün imalathane de yalnız kaldıkları sırada sanığın kapıyı kilitleyip kadınlar en çok neyden zevk alır biliyor musun diye cinsel içerikli konuşmaya başladıktan sonra kapı kilitli, korkma, rahat ol diyerek kulaklarını, dudaklarını, öptüğü, vücudunun çeşitli yerlerine cinsel amaçlı dokunduğu yönünde beyanlarda bulunduğu; Bu beyanlarının olayın üzerinden bir kaç saat geçtikten sonra konuşup “artık dayanamayacağım” diyerek anlattığı akrabası tanık … tarafından da desteklenip doğrulandığı; Hatta aynı iş yeri stajeri olan tanık Müberra’nın sanık tarafından kendisine de kadınlar en çok neyden hoşlanır biliyor musun şeklinde soru sorulduğu ve devamında cinsel içerikli konuşma yaptığının ifade edildiği; dava konusu olayda da sabah 06:48 de kendisine mesaj ile ulaşan katılanın anlattıkları ile haberdar olduğunu beyan edip, sanığın kişiliği ve aynı şeyi kendisine de yapılmış olması nedeniyle, kendisinde katılanın anlattığı olayın doğru olduğu kanısının oluştuğunu beyan ettiği, Hususları tüm dosya kapsamı ile birlikte dikkate alındığında; Daha önce sanığı tanımayan, henüz 3 gün önce sanığın iş yerinde staja başlayan katılanın sanığa iftira atmasını gerektirir hiç bir durumun dosyada mevcut olmadığı, Olayın hemen sonrasında ne yapacağını bilemeyen, korkmuş ve dosyadaki anlatımlardan travma halinde olduğu anlaşılan katılanın ancak saat 17.00 da, mesai bitiminde iş yerinden ayrıldığı, fakat, tanık …’nin anlatımları ile de doğrulandığı içinde bulunduğu durumu daha fazla taşıyaman katılanın bir kaç saat süren tereddüt/panikten sonra artık içimde tutamayacağım… diyerek olayı tanık …’ye anlattığı ve anlatış şekli itibariyle travma halinde olduğunun tanık … tarafından da doğrulandığı; tüm bu hususların katılanın halen olayın etkisi altında olduğunun kabulünü gerektirdiği; Öte yandan, sanıkla ilgili benzer bir sorun yaşadığını ifade eden tanık Müberra’nın, sanığın, katılana söylediği cinsel içerikli sözlerin “aynısının” kendisine de sanık tarafından söylendiği yönündeki beyanı karşısındaki katılanın beyanlarının tanık stajer Müberra tarafından da desteklenip doğrulandığı, Hususları tüm dosya kapsamı ile sabit olduğundan: Sanığın suç tarihinde 15 Yıl 1 Ay 26 gün yaşında olan katılana önce kadınlar en çok neyden zevk alır biliyor musun, kadınların en çok zevk aldıkları yer neresi, biliyor musun şeklinde konuşma yaptıktan sonra katılanın rızası dışında kulaklarını emmek, boynunu dudaklarını öpmek, göğüslerini kalçasını sıkmak, eliyle katılanın kıyafeti üzerinden cinsel organına dokundurmaya çalışarak kapıyı kilitledim, korkma rahat ol diyerek, sonrasında burada olanlar burada kalacak sözünü söylemek suretiyle sarkıntılık boyutunu aşar düzeyde cinsel yönden istismar ettiği, sanığın bu eylemini gerçekleştirdiği sırada tarafların kabulü ve Milli Eğitim İlçe Müdürlüğünden gönderilen belgelere göre usta öğretici durumunda olduğu, buna göre de katılan stajere karşı eğitici-öğretici konumunda bulunduğu ve hatta, üzerine atılı bu suçu stajer katılana karşı eğitici- öğretici olduğu bu sıfatından kaynaklı görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle (görev gereği imalathane de yalnız kalmalarını sağlamak gibi) işlediği, tüm dosya kapsamı ile sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un birinci fıkrasının birinci cümlesi ve aynı maddenin üçüncü (d) fıkraları gereğince cezalandırılmasına, Adli sicil kaydına göre geçmişte sabıkası bulunmayan sanığın dosya kapsamında ifadesi bulunan stajer tanık Müberra’nın beyanları dikkate alındığında sosyal ilişkilerine dayalı geçmişteki hali, fiilden sonraki ve yargılama sürecinde soyut inkara yönelik savunmasından başka olay nedeniyle pişmanlığa yönelik hiç bir söz ve davranışının bulunmaması ile birlikte dikkate alınarak lehine takdiri indirim hükmünün uygulanmasına yer olmadığına, ” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurduğu anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf talebi esastan reddedilmiştir.
IV. GEREKÇE
Olayın intikal şekli ve zamanı, sanığa ve katılan mağdureye ait nüfus kayıtları, sanık savunmaları, katılan mağdure ve katılan beyanları, polis tutanakları, Adli raporlar, Adli Görüşme Değerlendirme Raporu, dosyadaki tüm bilgi belgeler ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi nazara alındığında yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin sübuta ve sair hususlara ilişkin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakaraya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 16.01.2023 tarihli ve 2022/2369 Esas, 2023/133 Karar sayılı kararında sanık müdafiisince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
31.05.2023 tarihinde karar verildi.