Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/3081 E. 2023/5710 K. 27.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3081
KARAR NO : 2023/5710
KARAR TARİHİ : 27.09.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/9 E., 2022/296 K.
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Akseki Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/104 Esas, 2016/211 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Akseki Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/104 Esas, 2016/211 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 15.12.2020 tarihli ve 2020/14655 Esas, 2020/19131 Karar sayılı ilâmı ile özetle; sanığın yargılama konusu eyleminde 5271 sayılı Kanun’un 251 … maddesi kapsamında basit yargılama usûlünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, kabul ve uygulamaya göre, gerekçeli karar başlığında … (Kocuk)’un ve …’un sıfatının katılan sanık yerine müşteki sanık olarak gösterilmesi, katılanın suç tarihinde 68 yaşında olması nedeniyle, suç tarihinde beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olup olmadığı belirlenerek sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, katılanın raporların içeriğinin Adli Tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla, katılana ait tüm tedavi evrakları, geçici ve kati raporları temin edilip en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı ve 87 nci maddelerinde belirtilen ölçütlere göre duraksamaya yer vermeyecek şekilde kati raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, nedenleriyle bozulmasına ve sanığım kazanılmış hakkının, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca dikkate alınmasına karar verilmiştir.
3. Akseki Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2021/9 Esas, 2022/296 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ancak aleyhe bozma yasağı bulunduğu anlaşılmakla, kazanılmış hakkı dikkate alınarak 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; eylemin meşru savunma kapsamında değerlendirilmediğine, haksız tahrik indirimin az yapıldığına ve sonuç ceza miktarının seçenek yaptırımlara çevrilmediğine ve basit yargılama usûlünün uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. Katılanın suç tarihinde hayvanlarını otlattığı sırada, sanığın gelerek dedesinin mezarının bulunduğu arazide katılanın hayvanlarını otlattığı iddiasıyla kameraya çekmek istediği, katılanın da yapılan bu kamera çekimine itiraz etmesi üzerine aralarında çıkan kavgada karşılıklı olarak birbirlerini yaraladıkları, sanığın alınan rapora göre basit tıbbi müdahale ile giderilecek, katılanın ise bozma sonrası Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan 16.06.2022 tarihli rapora göre basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, vücudunda hayat fonksiyonlarını orta (2.) derecede etkileyen kemik kırığı meydana gelecek nitelikte yaralandığı anlaşılmıştır.
2. Sanık savunması, katılan beyanı, adlî raporlar, adlî sicil kaydı, nüfus kayıtları, bozma öncesi ve sonrası yargılama sürecine ait evraklar dava dosyasında mevcuttur.
3. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği, 5271 sayılı Kanun’un 251 … maddesi kapsamında basit yargılama usûlünün uygulanmaması takdir kılınmış ve gereğinin yerine getirildiği belirtilmiştir.
IV. GEREKÇE
Katılanın suç tarihinde beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olup olmadığı hususunda rapor alınmadan 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanmış ise de aleyhe temyiz bulunmaması ve kazanılmış hak gereği infaz edilecek ceza miktarı değişmeyeceğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
A. Tebliğname Görüşü Yönünden
1. Katılan hakkında düzenlenen ve hükme esas alınan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının 16.06.2022 tarihli adlî raporunda, mağdurun yaralanmasının basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı ve orta (2.) derecede kırık olduğu belirtildiği halde sanık hakkında temel cezanın 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası yerine ikinci fıkrası uyarınca belirlenmiş ise de 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması, aleyhe temyiz bulunmaması ve kazanılmış hak gereği infaz edilecek ceza miktarı değişmeyeceğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamış ve tebliğnamenin (1) numaralı bozma görüşüne iştirak olunmamıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin üçüncü fıkrasında kemik kırığının hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre cezanın yarısına kadar artırılabileceğinin öngörülmesi, Adli Tıp kriterlerinde de kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını etkileme derecelerinin hafif (1. derece), orta (2. ve 3. derece) ve ağır (4., 5. ve 6. derece) olarak sınıflandırılması ve katılanın adlî raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarını orta (2.) derecede etkileyecek nitelikte olduğunun belirtilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesine göre orantılılık ilkesine uygun bir şekilde kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi de dikkate alınarak (1/4) artırıma dair Mahkemenin takdir ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamenin (2) numaralı bozma görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, İlk Derece Mahkemesince yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle basit yargılama usûlünün uygulanmamasına karar verildiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan 16.06.2022 tarihli raporun yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, 2002/367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul
edildiği üzere, olayın karşılıklı yaralama şeklinde gerçekleşmesi ve ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının kesin bir şekilde belirlenememesi nedeniyle sanık hakkında meşru savunma koşulları oluşmayıp asgari (1/4) oranda haksız tahrik indirimi uygulanmasında isabetsizlik görülmediği, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle 5237 sayılı Kanun’un 50 … maddesinde düzenlenen seçenek yaptırımlara çevirme hükümlerinin uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.04.2018 tarihli ve 2017/853 Esas, 2018/135 Karar sayılı ilâmı ve 09.02.2016 tarih ve 2014/71 Esas, 2016/42 Karar sayılı ilâmı da gözetildiğinde aleyhe temyiz olmaması nedeniyle 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanık lehine kazanılmış hak oluştuğu görülmekle, son hükümde verilen hapis cezasının ilk hükümde tayin edilen hapis cezası üzerinden infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, ilk hükümde tayin edilen hapis cezasının netice ceza şeklinde hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe başlığı altında (B) paragrafında açıklanan nedenlerle Akseki Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2021/9 Esas, 2022/296 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan “2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin çıkartılarak yerine “2 ay 15 gün hapis cezası üzerinden infazına” suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.09.2023 tarihinde karar verildi.