Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/2562 E. 2023/2697 K. 13.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2562
KARAR NO : 2023/2697
KARAR TARİHİ : 13.09.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/964 E., 2022/148 K.
HÜKÜM/KARAR : Usulden Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/334 E., 2017/785 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı-karşı davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ofis binası yapım işi konulu sözleşme imzalandığı, yüklenici sıfatı ile tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, ancak davalı iş sahibinin iş bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için başlattığı icra takibine itiraz edildiğini, bu nedenle Ankara 6. İcra Müdürlüğünün, 2014/20748 Esas sayılı dosyasında icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere inkâr tazminatı ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline, ayrıca davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı şekilde açtığı karşılık davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; yüklenicinin sözleşmeden doğan edimini eksik ve ayıplı ifa ettiğini, ayrıca işi de kararlaştırılan süre içerisinde bitiremediğini, yapılan tespit neticesinde eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, bunların 100.000,000 TL civarında olduğunu, binanın zamanından tamamlanmamış olmasından dolayı 83.500,00 TL tutarında cezai şart alacaklarının bulunduğunu, müvekkili şirketin bu durum karşısında 07.04.2014 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, haksız davanın reddine, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminat ile 83.000,00 TL tutarındaki cezai şartın karşı taraftan tahsiline, %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davanın kısmen kabulüne, Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2014/20748 Esas sayılı icra dosyasından başlatılan icra takibinde itirazın kısmen iptaline, 22.107,49 TL asıl alacak, 1.636,41 TL işlemiş faiz, olmak üzere toplam 23.743,90 TL icra takibinin devamına, tahsilde tekerrür olmamak üzere asıl alacağın takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, talep yargılamayı gerektirdiğinden İİK.’nın 67/2 uyarınca yasal koşulları oluşmadığından icra inkar talebinin reddine, karşı davada davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı-karşı davalı vekili, mahkemenin gerekçeli kararının henüz tebliği edilmediğini, gerekçeli istinaf dilekçesinin mahkeme kararının tebliğinden sonra vereceklerini belirterek, süre tutum isteminin kabul verilmesini ve mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK’nın 342/2-e maddesinde istinaf yoluna başvurma halinde istinaf dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin açıkça yazılması gerektiği belirtildiği, davacı vekilince verilen istinaf başvuru dilekçesinin incelenmesinde, gerekçeli kararın tebliğinden sonra gerekçeli istinaf dilekçesini vereceğini bildirdiği, ancak gerekçeli karar usulüne uygun olarak davacı-karşı davalı vekiline tebliği edildiği halde gerekçeli istinaf dilekçesi vermediği, böylece istinaf başvuru sebepleri ve gerekçelerinin belirtilmediği anlaşılmakla HMK’nın 352/1-d maddesi gereğince, başvuru sebepleri ve gerekçesi bulunmayan istinaf dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı-karşı davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde;
1.Davacı vekili olarak gerekçeli karar kendisine tebliğ edilen Av. …’in, hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesi nedeniyle avukatlıktan men edildiğini, Av. …’in avukatlıktan men edildiği tarihi tam olarak bilinmediğini, ancak istinaf harcının tamamlandığı, istinaf dilekçesi verme süresi içerisinde avukatlık yapamadığını değerlendirdiklerini, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu nedeniyle, İzmir Barosundan bu konuda net bir bilgi edinememiş bulunduklarını, her ne kadar istifa ve vekillikten çekilme durumu istinaf süresini durdurmazsa da, kişinin avukatlık yapmaktan yasaklanmasının, çekilme ve istifadan farklı olarak kendi iradesinin sonucu olmadığını, bu nedenlerle vekilin avukatlıktan men edildiği tarihin Türkiye Barolar Birliği’nden sorularak, istinaf dilekçesi verme süresi içerisinde avukatlıktan men edilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak gerekçeli istinaf dilekçesi sunmalarına fırsat sağlanması gerektiğini, ayrıca …’in e-tebligat adresinin bulunmamasının sebebinin de avukatlıktan yasaklanmış olması ve 2020 senesinde vefat etmesi olduğunu,

2. İstinaf talebinin usulden reddi doğru olmayıp esası yönelik inceleme yapılması gerektiğini, bilirkişi raporuna yönelik itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişi Tahir Bayındır’ın Sincan Ticaret Mahkemesi tarafından yetersizliği nedeniyle kayyum görevinden alındığını, ayrıca yaklaşık hesapla düzenlenen, 61.915,00 TL sanki karşı tarafın alacağı imiş gibi mahsup işlemi yapılan bilirkişi raporlarına itibar edilmemesi gerektiğini, davalı tarafça sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava, eser sözleşmesi uyarınca iş bedelinin tazmini için başlatılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı, %20 icra inkar tazminatı, karşı dava eser sözleşmesi uyarınca eksik ve ayıplı iş bedeli ile gecikme tazminatının tahsili ve kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369, 370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı TBK 470-486 maddeleri,

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.