Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/22581 E. 2023/4082 K. 08.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22581
KARAR NO : 2023/4082
KARAR TARİHİ : 08.06.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/2288 E., 2018/248 K.
SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama

İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarlarına göre 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.01.2017 tarihli ve 2016/173 Esas, 2017/27 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 14.02.2018 tarihli ve 2017/2288 Esas, 2018/248 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 20.08.2021 tarihli ve 14-2018/29809 temyiz ret ve onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuk hakkında cinsel istismar suçundan temel cezanın ve zincirleme suç hükümlerine göre yapılan artırımın üst sınırdan belirlenmesi gerektiğine ve kurum lehine vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdure beyanı dışında somut delil bulunmadığına, mağdurenin suça sürüklenen çocukla cinsel ilişki yaşadıklarını beyan etmesine rağmen kızlık zarının sağlam olduğuna, eksik inceleme ve araştırma ile hükümler kurulduğuna ve suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter delil bulunmadığından beraati gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; ”Mağdur çocuk … *** ile SSÇ … ***’ın amca çocukları oldukları, mağdurenin okuduğu *** Anadolu Lisesi Müdürlüğü’nde görev yapan rehberlik öğretmenine yaklaşık 10 yıl kadar önce 6 yaşlarında iken kendisinden 10 yaş büyük olan SSÇ … tarafından 3 yıl boyunca cinsel istismara uğradığını söylediği, bunun üzerine durumun okul yönetimine bildirildiği,
Mağdurenin beyanlarında SSÇ’nin yaz aylarında mağdurenin babasının yanında ona işlerinde yardım etmek için bulunduğunu, yalnız kaldıklarında mağdurenin evinin alt katındaki boş dairede birkaç kere kıyafetlerini çıkardığını, cinsel organını yaladığını, ondan da penisini yalamasını isteyerek penisini ağzına soktuğunu, ayrıca tarlaya beraber gittiklerinde yine kıyafetlerini çıkararak cinsel organına penisini sürttüğünü, bu sırada canının yandığını ancak penisini bacak arasına sokup sokmadığını tam olarak anlayamadığını, SSÇ’nin kendisine değişik zamanlarda pornografik görüntüler izlettiğini beyan ettiği,
SSÇ’nin mağdure ile hiçbir zaman yalnız kalmadığını, yanlarında hep (mağdurenin babası olan) amcasının olduğunu, dava konusu eylemleri gerçekleştirmediğini beyan ederek üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği,
Mağdurenin alınan kati doktor raporunda kızlık zarının sağlam olup halen bakire olduğunun tespit edildiği,
Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinin 13.05.2016 tarihli raporuna göre katılanın mağduru bulunduğu tüm eylemler nedeni ile ruh sağlığının bozulduğunun ve eylemlere ruhsal yönden mukavemete muktedir olmadığının mütalaa edildiği,
Tanık … *** ile tanık … ***’nın beyanlarından mağdurenin çocuk yaşlardayken amcasının oğlu tarafından cinsel istismara uğradığını tanıklara anlattığı, ayrıca tanık …’nin ayrıntılı beyanlarından SSÇ’nin mağdureye karşı gerçekleştirdiği eylemlerin içeriğinin iddianamede anlatılan oluş şekliyle uyumlu olduğunun görüldüğü anlaşılmıştır.
Açıklanan bu bilgiler ışığında tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; cinsel istismar suçunun ispatı noktasında eylemin niteliği gereği mağdur beyanlarının önem arz ettiği, mağdurenin amcasının oğlu olan SSÇ ile aralarında iftira atmayı gerektirecek bir husumetin bulunmadığı, aksine mağdurenin annesi … ***’ın beyanlarından SSÇ’yi ailece çok sevdiklerini, ona çok … duydukları için mağdureyi SSÇ ile tarlaya yahut gezmeye gönderdiklerini, hatta olanları mağdureden ilk duyduklarında SSÇ’ye bunu yakıştıramadıklarını söylediği düşünüldüğünde SSÇ’nin bu yakınlığı ve güveni kullanarak eylemlerini gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, mağdurenin 2008 yılı öncesinde 6-9 yaşlarında iken başından geçen olayları ayrıntılı ve tutarlı şekilde anlatmasının mahkememizce samimi görüldüğü ve bu yönüyle mağdurenin beyanlarına itibar edildiği, zira mağdurenin hatırladığı eylemler dışında hatırlayamadığı yahut o yaşta anlamlandıramadığı noktaları da şu andaki yargılarıyla değil o yaşlardaki bakış açısıyla inandırıcı şekilde anlattığı, mağdurenin dava konusu eylemleri şikayet tarihinden önce tanıklar … ***, … *** ve rehber öğretmeni … ***’ye benzer şekilde anlatmasının da bu hususu desteklediği, ayrıca mağdurenin tanık … ***’ye gösterdiği defter üzerinde mahkememizce yapılan incelemede kuzeni tarafından 6 yaşındayken 3 yıl boyunca cinsel istismara uğradığını yazdığının görüldüğü, yine mağdurenin rehber öğretmeniyle yaptığı görüşmelere ilişkin raporlarda, yazdığı defterde ve Adli Tıp Kurumunun 11.05.2016 tarihli muayenesindeki saptamalarda erkeklere karşı tepkili olduğunu ve kadın erkek ilişkilerinin ona iğrenç geldiğini beyan ettiğinin görüldüğü, mağdurenin annesinin de mağduredeki bu değişimi yakınen gözlemlediğini söylediği, bu durumun -Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinin mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin raporu da dikkate alınarak- SSÇ’nin eylemleriyle bağlantılı gelişen bir etki olabileceğinin de dikkate alınması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde SSÇ’nin eylemlerinin bazılarını mağdurenin ağzına penisini sokmak suretiyle gerçekleştirdiği göz önüne alınarak ‘Çocuğa Yönelik Nitelikli Cinsel İstismar’ suçunu işlediği kanaatine varılmıştır.

SSÇ’ye isnat olunan ‘Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma’ suçu açısından bir değerlendirme yapıldığında, SSÇ’nin hukuken rızası geçerli kabul edilmeyen 15 yaşından küçük mağdureyi boş daireye yahut tarlaya götürerek onu cinsel amaçla hürriyetinden yoksun bıraktığı sabit görülmekle mağdureye karşı üzerine atılı suçu işlediği sonucuna ulaşılmıştır.” şeklindeki gerekçeyle suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen düzeltilerek esastan ret kararı nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, anılan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde, olayın intikal şekli ve süresi, katılan mağdurenin aşamalarda başka delille desteklenmeyen anlatımları ile suça sürüklenen çocuğun kendisiyle vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdiğini iddia etmesine karşın yapılan genital muayenesinde hymenin anüler tarzda intakt izlendiğinin belirtilmesi karşısında; savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Bozma nedenine göre katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş, aynı gerekçeyle Tebliğname’de onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 14.02.2018 tarihli ve 2017/2288 Esas, 2018/248 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.06.2023 tarihinde karar verildi.