Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/9011 E. 2023/3002 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9011
KARAR NO : 2023/3002
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/609 Esas, 2021/789 Karar
HÜKÜM : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Merzifon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/339 E., 2021/91 K.
BİRLEŞEN DAVA : Merzifon 1.Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2019/171 E., 2020/297 K.

Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali ile birleşen davada alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının borçlu olduğu dava dışı Vakıflar Bankasından 05.10.2010 tarihinde kullandığı krediye kefil olduğunu, davalının borcunu ödememesi üzerine dav dışı bankaya toplam 86.260,00 TL ödeme yaptığını, söz konusu alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığını, davalının haksız yere takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline takibin %20 oranından az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı borçlu …’un Türkiye Vakıflar Bankasından 05.06.2010 tarihinde çekmiş olduğu kredi nedeniyle yapılana sözleşmede …’a kefil olduğunu, davalının çekilen krediyi ödememesi üzerine müvekkilinin kefillik nedeniyle 86.260,00 TL para ödediğini, davalı borçlu tarafından müvekkiline hiç bir ödeme yapılmadığından Merzifon İcra Müdürlüğünün 2019/1286 E. sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun haksız yere borcu olmadığı gerekçesiyle borca itiraz ettiğini, Vakıfbanka yapılan ödemeler nedeniyle halılığın sabit olduğunu, ilgili bankadan her bir ödemenin yapıldığı tarihin, işlemiş faizler hesaplanmasında esas alınmak üzere getirilmesini talep ettiği, faizler belirlenme imkanı ödemeler tutarları bilinmeyip belirlenemediğinden davanın şimdilik 3.000,00 TL üzerinden belirsiz alacak davası açtıklarını beyan ederek, müvekkilinin davalı kredisi sebebiyle, müteselsil kefil sıfatıyla ödemiş olduğu paraların her birinin ödeme tarihinden itibaren 09.07.2019 tarihine kadar ayrı ayrı işleyecek faizleri ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca davasının Merzifon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/339 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin ekinde yer alan delillerin ve takip talebinde ki eklerin davalı müvekkiline tebliği edilmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı vekili birleşen dava cevap dilekçesinde; müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin süresi içerisinde takibe itiraz etmesi üzerine, davacı tarafından Merzifon 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/339 E. ile itirazın iptali davası açıldığını, her iki dava arasında hukuki ihtilafın söz konusu olduğunu, açılan davada hukuki yararın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kefili olduğu ve davalı borçlu ile dava dışı banka arasına düzenlenen kredi sözleşmesi genel kredi sözleşmesi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince dava mutlak ticari dava olduğundan davaya Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verildiği, davacı vekiline duruşmada arabuluculuk anlaşamama son tutanağının ibrazı için 1 haftalık kesin süre verilmesine rağmen davacı vekilinin bu süre içerisinde son tutanağı ibraz etmediği, arabulucunun davanın ticari dava olmaması nedeniyle arabuluculuk hükümlerine tabi olmadığından bahisle arabulculuk başvurusunun reddine karar verildiğine dair kararı dosyaya sunduğu, asıl ve birleşen davanın 24.09.019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin (a) bendi gereği arabulucuya başvurulmasının dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığı ve davacı vekili tarafından anlaşamama son tutanağının sunulmadığı, davanın itirazın iptali talepli ticari davalardan olduğu ve zorunlu arabuluculuğa dair dava ön şartının yerine getirilmediği, arabuluculuk dava ön şartının tamamlanabilir dava şartlarından olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,davanın Borçlar Kanunu’na dayandığını, davanın tarafları arasında banka bulunmadığı, davanın 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 146 ncı ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 486 ve 488 inci maddelerine göre kefilin asıl borçluya rücu nedeniyle başlatılmış icra taleplerine itiraz nedeniyle açılmış itirazın iptali davası olduğunu, davaların bu nedenle ticari dava olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı vekili, yukarıda yazılı gerekçe ile ilk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf isteminde bulunmuş ise de, davanın genel kredi sözleşmesine kefalet nedeniyle ödenen paranın rücuen iadesine ilişkin olduğu, genel kredi sözleşmelerinin 6102 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen işlemlerden olması nedeni ile sözleşmelere dayalı olarak açılan rücu davalarının da anılan yasa hükmü kapsamında ticari dava olduğunun kabulünün gerektiği, mahkemece davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmış olmasında hatalı bir yön bulunmadığı, davanın arabuluculuğa tabi olduğundan dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davanın yasanın yürürlük tarihi olan 01.01.2019 tarihinden sonra açılmış olması nedeni ile arabuluculuğa başvurma şartının gerçekleştirilmesi gerektiği, mahkemece verilen bir haftalık süre içerisinde arabuluculuk anlaşamama son tutanağının mahkemeye ibraz edilmediğinden mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada, kefil sıfatıyla ödenen borcun asıl borçludan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine, birleşen davanın ise, kefil sıfatıyla ödenen borcun asıl borçludan tahsili istemine ilişkin olup, açılan davaların zorunlu arabuluculuk kapsamında olup olmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun’un 596 ncı maddesi, 6102 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin (A) bendi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin asıl dava yönünden temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.