YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/120
KARAR NO : 2023/3436
KARAR TARİHİ : 01.06.2023
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/911 Esas, 2021/1246 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/1109 E., 2018/781 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, kredi ödemelerinin yapılmaması üzerine davalılar aleyhine icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline, takibin 75.940,18 TL üzerinden ve takip talebinde yazılı şartlarla devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kredi sözleşmesini ve kredi kefalet sözleşmesini imzalamadığını, ayrıca A4 kağıdında hazırlanmış olan kefalet sözleşmesinde sadece müvekkilinin imzası olduğunu, eşinin imzasının bulunmadığını, hukuken geçerli bir sözleşme olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı … cevap dilekçesinde; müvekkilinden talep edilen borç miktarının müvekkilinin sorumlu olmadığı, kefil olmadığı bir borca ilişkin olduğunu müvekkilinin imzaladığı borç sözleşmesine ilişkin borcun ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı …’in kullanmış olduğu iki krediden biri olan 70.000,00 TL’lik kredinin Hazine Destekli Kooperatif kredisi olduğu, bu krediye yönelik kefalet sözleşmesinde her ne kadar …’in de kefil olarak imzası bulunuyor ise de Türkiye…Bankası … Şubesi’nin 02.02.2017 tarihli cevabi yazısında ilgili kredinin kooperatif aracılığıyla kapatıldığı belirtildiğinden …’in bu kredi yönünden sorumluluğu bulunmadığı anlaşıldığından bahse konu kredi yönünden itirazın iptali talebinin reddine karar verilerek, dava dışı …’in kullanmış olduğu 200.000,00 TL’lik krediye yönelik kefalet sözleşmesinde … ve …’ın imzalarının bulunduğu, aynı şekilde davacı bankaca ilgili kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı … lehine keşide edilen düzenleme tarihi 17.01.2014 olan 200.000,00 TL meblağlı senedin ön yüzünde … ve …’ın imzalarının bulunduğu, bilirkişi raporunda kefalet sözleşmesindeki yazı ve imzanın …’a ait olduğu kanaatinin belirtildiği, her ne kadar yazı ve imzaların davalılara ait olduğu yönünde tereddüt bulunmuyor ise de davalıların elle yazıp imzaladıkları kefalet sözleşmesinde davacı tarafından keşide edilen senedin seri numarasının bulunmadığı, bu kapsamda davalıların imzasını taşıyan kefalet sözleşmesinin hangi alacağa yönelik olduğunun anlaşılamadığı ve ispatlanamadığı, …’ın yazıp imzaladığı kefalet sözleşmesinde gözle görülür şekilde tarihin farklı bir kalemle atıldığının anlaşıldığı, ayrıca davalıların eşlerinin imzalarının da (muvafakatlerinin de) kefalet sözleşmesinde bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) eşin rızası başlığını taşıyan 584 üncü maddesi eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin rızasıyla kefil olabileceği hükmü değerlendirildiğinde davalıların eşlerinin rızasının olmaması karşısında itirazın iptali talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her iki davalı yönünden de müşterek ve müteselsil kefalet şartları oluşmuş olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, her ne kadar yerel mahkemece her iki davalı yönünden de davanın reddine karar verilmiş ise de kararın hatalı olduğunu, her iki davalının da takibe dayanak olan kredi sözleşmesine müşterek ve müteselsil kefil olduğunu ve imzaladıklarını, imzayı inkar eden … için yapılan imza incelemesinin kendisine ait çıktığını, kararın bu yönüyle hatalı olup kaldırılması gerektiğini, hükme dayanak olan bilirkişi raporu hatalı olduğu gibi, bilirkişi heyetinin de usulünce oluşturulmadığını, hükme dayanak olan bilirkişi raporunu tanzim eden heyet sadece bankacı iki bilirkişiden oluşturulduğunu, raporun içeriğinin de hatalı olduğunu, raporda …’in sorumlu tutulamayacağının belirtildiğini, …’ın ise sorumlu tutulması gerektiğinin belirtildiğini, …’in sorumlu tutulamayacağı şeklindeki kısmının hatalı olduğunu, kararın bu nedenle de kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporunun …’ı sorumlu tuttuğu halde bu davalı yönünden de ret kararı verilmiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın vekalet ücreti ve kötü niyet tazminatı yününden usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini ileri sürerek müvekkili … lehine 65.598,63 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesine, 6 no.lu kararın son bölümünde vekalet ücretinin davalı … yerine sehven diğer davalı … yazıldığını, bu nedenle kararın bu yönden kaldırılması ile vekalet ücretinin davalı müvekkil … olarak değiştirilmesine karar verilmesini, müvekkili lehine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi raporunun denetime açık, hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu itibarla yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiği yönündeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalı …’in kefil olduğu 70.000,00 TL bedelli Hazine Destekli Esnaf Kooperatif Kredisinin esnaf kooperatifi tarafından kapatıldığı, bu itibarla davalı …’in sorumluluğunun sona erdiği, davalılar …’ın ve …’in eşlerinin kefilliğe rızalarının olmadığı bu itibarla 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesi kapsamında geçerli bir kefillik sözleşmesinden bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiği, davalı … vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazında; davacının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, kötü niyet tazminatı yönünden istinaf itirazının reddine karar verilmesi gerektiği, hükmün 6 ncı bendinde davalı … kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’a verilmesi gerekirken, basit yazım hatası sonucu “davalı …’e verilmesine” şeklinde karar verilmiş ise de yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilebileceğinden, yazım hatasının düzeltilmesi için hükmün kaldırılıp yeniden hüküm tesisine ilişkin karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı … vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yasal şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; her iki davalı yönünden de müşterek ve müteselsil kefalet şartları oluşmuş olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, her ne kadar yerel mahkemece ve istinaf mahkemesince her iki davalı yönünden de davanın reddine karar verilmiş ise de bu kararın hatalı olduğunu zira her iki davalı da takibe dayanak olan kredi sözleşmesine müşterek ve müteselsil kefil olduklarını ve imzaladıklarını, imzayı inkar eden … için yapılan imza incelemesi kendisine ait çıktığını, verilen karar bu yönüyle hatalı olduğunu, hükme dayanak olan bilirkişi raporu hatalı olduğu gibi, bilirkişi heyeti de usulünce oluşturulmadığını, raporun içeriğinin de hatalı olduğunu, raporda …’in sorumlu tutulamayacağının belirtildiği, …’ın ise sorumlu tutulması gerektiğinin belirtildiğini, … in sorumlu tutulamayacağı şeklindeki kısmın hatalı olduğunu, verilen kararın bu nedenle de kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporunun …’ı sorumlu tuttuğu halde bu davalı yönünden de ret kararı verilmiş olmasının hatalı olduğunu, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda … sorumlu tutulduğu halde mahkeme tarafından bu davalı yönünden de davanın reddine karar verildiğini, verilen karar bu nedenle de hatalı olup, bozulması gerektiğini, iki ayrı vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince her iki davalı yönünden de ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, davanın tamamen reddi halinde ret gerekçeleri aynı olduğu için bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek ve resen göz önüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.