YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16574
KARAR NO : 2023/4479
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1623 E., 2022/1653 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 08.06.2018 tarihli ve 2018/2906 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemli kamu davası açılmış, Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2019 tarihli ve 2019/201 Esas, 2019/985 Karar sayılı kararı ile birleştirme kararı verilmiş, birleştirme kararı verilen dava dosyasına konu Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 25.06.2019 tarihli ve 2019/2809 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması talep edilmiştir.
2. Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.01.2020 tarihli ve 2018/356 Esas, 2020/14 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103. maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi gereğince cezalandırılmasına ve hakkında hak yoksunluklarının uygulanmasına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi gereğince cezalandırılmasına ve hakkında hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 17.06.2020 tarihli ve 2020/759 Esas, 2020/677 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
4. Dairemizin 16.06.2022 tarihli ve 2021/15280 Esas, 2022/6242 Karar sayılı kararı ile katılanlar vekilinin sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlerin, Cumhuriyet savcısı tarafından ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün istinaf edilmesine rağmen söz konusu istinaf talepleriyle ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması nedeniyle bozma kararı verilmiştir.
5. Bozma ilamı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 03.10.2022 tarihli ve 2022/1623 Esas, 2022/1653 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafii Av. …’ün Temyiz İstemi
Tespit edilen parasetomol maddesinin hangi bilgi ya da veri nedeniyle uyku verici, uyutucu bir madde olarak tespit edildiği açıklanmadan taleplerinin reddedildiğini, mağdurenin iç çamaşırında cinsel organının iz düşümünde mağdurenin DNA’sı ile bütünleşmiş olarak bulunan bir üçüncü erkek şahıs DNA’sı nın bulunduğunu, mahkemenin karar verirken bu hususu aydınlatma çabası içine girmediğini, iddialarının mağdurenin baskı ve korku nedeniyle şikayet edemeyeceği bir kimsenin istismarını sanığa yönelterek bu durumu topluma izah noktasına ulaştığını, bu yönde somut delillerin dosyada olmasına rağmen sadece sanığın ilk kolluk beyanları gözetilerek karar verildiğini, sanığın kolluk ifadesindeki beyanlarının dosyadan çıkarıldığında tüm somut delillerin mağdurenin beyanlarının aksini ispatladığını, kolluk tarafından alınmış, mahkeme huzurunda inkar edilmiş, yönlendirildiğini açıkca beyan etmiş olan sanığın beyanlarının bilimsel verilerle çürümesi dahi hiçbir şeyi değiştirmediğini, sanığın DNA’sının nasıl silinmiş olduğu, ayrıca olay yerinde üçüncü bir kişi yokken mağdurenin iç çamaşırında bir başka erkeğin DNA’sının nasıl çıktığı sorularının cevabı bilimsel olarak aranmadan, aranması hususundaki bütün taleplerin reddedilerek ve ret kararlarının gerekçelendirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, mağdurenin baygın olmadığı, telefon ile hem annesi hem kardeşi ile konuştuğuna dair beyanın ispatı için GSM kayıtlarının istenilmesi taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiğini ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Sanık Müdafii Av. …’un Temyiz İstemi
Mağdurenin yaşının gerçekte kaç olduğunun sanık tarafından bilinmediğine dair savunmalarının meydana geldiği iddia olunan suçun sanık lehine vasıf değiştirmesi sonucu doğurabilecek nitelikte önemli bir husus olduğunu, mahkeme heyetince mağdureye ait görüntü kayıtları üzerinden tek taraflı değerlendirmeyi kabul etmelerinin mümkün olmadığını, mağdurenin beyanlarında aldığını ileri sürdüğü alkole ilişkin bir verinin kanında niçin bulunmadığı hususunun taleplerine rağmen netleştirilmediğini, bu husustaki delillerin toplanmadığını, mağdurenin olayın hemen akabinde alınan ve delil olarak el konulan iç çamaşırlarından elde edilen insan ifrazatları üzerinde yapılan analizde sanığa ait DNA hücresinin çıkmaması, aksine başka bir erkeğe ait DNA hücresinin bulunmuş olması önemli ve araştırılması gereken bir mesele olduğunu, sanık savunmasını DNA raporunun doğruladığını, sanık lehine delil oluşturabilecek hiçbir talebin değerlendirilmediğini ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Katılan Bakanlık vekilinin Temyiz İstemi
Hukuka ve dosya kapsamına aykırı bir şekilde alt hadden hüküm kurulduğunu, suçun mağdur üzerindeki kalıcı etkileri ve failinin kastının yoğunluğu dikkate alınarak üst hadden cezalandırılması gerektiğini, taraflarına vekalet ücretine hükmedilmediğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; “Mağdur ve katılanlar beyanı, sanık savunmaları, adli raporlar, tutanaklar, nüfus kayıt örneği ve adli sicil kaydı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Şehit Üsteğmen … Ortaokulu’na giden mağdur … …’in okulun yakınında büfede çalışan sanık … … ile olay tarihinden yaklaşık olarak birkaç ay önce tanıştıkları, arkadaş oldukları, telefonla ve facebook sosyal paylaşım sitesi aracılıyla görüştükleri gibi dışarıda da görüştükleri, olay tarihinde sanık …’un mağdur …’yı arayarak buluşma teklifinde bulunduğu, mağdur …’nın teklifi kabul ederek sanıkla buluştuğu, bunun öncesinde sanığın -gerek soruşturma aşamasında müdafi eşliğinde verdiği ifadede gerekse sorgu hakimliğinde vermiş olduğu ikrar içeren savunmasında söylediği üzere- mağdurla gidecekleri eve votka ve sigara alıp bıraktığı, sanık ile mağdur buluştuktan bir süre sonra sanığın elindeki gazoz bulunan poşeti bırakmak için mağduru daha önce arkadaşı ile görüşerek ayarladığı Gölet mevkiinde bulunan … …’a ait eve bırakmak için gittikleri, sanığın mağduru eve davet etmesi üzerine mağdurun içeriye girdiği, sanığın gazoz görünümlü bir içeceği hazırlayarak mağdura ikram ettiği, mağdurun bu içeceği içince midesinin bulandığı, kusmak için banyoya gittiği, sonrasında tekrar odaya geldiği, bulantısının devam ettiği ve başının döndüğü, bu sebeple sanık …’un mağduru yatağa yatırdığı, …’un bu esnada mağdura yönelik cinsel istismar eylemine başladığı, mağdurun sanığa yapmamasını söylemesine rağmen sanık …’un eylemlerine devam ettiği, mağdurun kendinden geçip bayılması üzerine eylemlerine devam eden sanığın mağdur …”ya yönelik organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğu ve yine sanığın yaşı küçük mağdura karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cinsel amaçla işlediği yönünde mahkememizde tam bir vicdani kanı oluşmuştur.
Sanık …, isnat edilen suçlamaları kabul etmemişse de, sorgu hakimliğinde de tekrar ettiği soruşturma aşamasında suça konu olayın hemen akabinde müdafii huzurunda vermiş olduğu savunması tevil yollu ikrar mahiyetinde kabul edilmiştir. Her ne kadar mahkeme huzurunda, soruşturma aşamasında ikrar mahiyetinde vermiş olduğu savunmasını kabul etmemişse de, olayın hemen akabinde müdafii eşliğinde alınan soruşturma aşamasındaki ve sorgu hakimliğindeki anlatımlarının suça konu olayın oluşuna uygun olduğu ve mağdurun beyanlarını desteklediği kabul edilmekle tevil yollu ikrar mahiyetindeki soruşturma aşamasındaki savunmaları mahkememiz hükmüne esas alınmıştır. Zira sanığın olayın sıcağı sıcağına alınan ve hükme esas kabul edilen savunmalarının, gerek mağdurun aşamalardan itibaren genel olarak değişmeyen samimi anlatımlarıyla ve gerekse olayın oluşumuyla uyumlu olduğu görülmüştür. Sonraki savunmaları ise, mağdurun yaşının suç tarihi itibariyle on üç yaşında olması ve mağdurun sanığa iftira atmasını gerektirir bir husumetin olmayışı da nazara alındığında, suçtan ve hükmolunan cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılmıştır. Sanığın yukarıda açıklanan olayın sıcağı sıcağına müdafii huzurunda gerek soruşturma aşamasında gerekse Edirne Sulh Ceza Mahkemesi huzurunda verdiği mağduru dudaklarından öptüğü, diliyle cinsel organını yaladığı şeklinde ayrıntıları bulunan tevil yollu savunması, bu savunması ile eylemlerin bir kısmının mağdur beyanıyla örtüşür şekilde sanık tarafından ikrar edilmiş olması, mağdurun olay sonrası gittiği anneannesinde davranışlarından şüphelenilmesi üzerine olayı ailesiyle paylaşması şeklinde gerçekleşen olayın ortaya çıkış şekli, olay sonrasında mağdurun derhal şikayetçi olması, mağdur ile sanığın olay öncesine dayalı bir husumetlerinin bulunmayışı, mağdurun olayın hemen akabinde yaptırılan muayenesinde beyanıyla uyumlu olacak şekilde kızlık zarında iki yerde dış görünüşlerine göre muayene tarihinden itibaren 24 saat içinde oluşmuş taze yırtıkların tespit edilmiş olması gibi somut deliller karşısında sanığın atılı suçları işlediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Suçun işlendiği apartmanın girişine ait kamera kayıtlarının bulunduğu CD içeriğinde de görünen, mağdurun suçun işlenmesinden sonra apartmandan çıkıp tekrar apartmana girerek suçun işlendiği evden unutmuş olduğu dizliği alması şeklindeki davranışı ise, suç tarihi itibariyle 13 yaşında olan bir çocuğun yaşamış olduğu olay ve içinde bulunduğu durumun etkisinde doğru muhakeme edemeden sergilemiş olduğu bir davranış olarak Mahkememizce kabul edilmiş olup, mağdurun söz konusu davranışının suçun işlenmediğine işaret etmesi gerektiği şeklindeki sanık ve sanık müdafiinin savunmaları ise, mağdurun bahse konu davranışı başlı başına atılı suçların işlenmediğini gösterir delil olarak kabul edilemeyeceğinden yerinde görülmemiştir. Her ne kadar sanık suçlamaları kabul etmemiş ve mağdurda sanığa ait DNA hücresi tespit edilememişse de, mağdurun aşamalardaki istikrarlı anlatımları, sanık …’un da mağdur ile seviştiğini ve mağdurun cinsel organından kan geldiğini söylemesi karşısında mahkememizce olayın kabulünde şüpheye mahal bırakmayacak şekilde kanaat oluştuğundan, sanığa ait sperm hücresinin, DNA hücresinin tespit edilememiş olması esasa etkili görülmemiştir. Yine, bir çok dış etken nedeniyle DNA incelemesine esas olabilecek sanığın vücut artığının kalmaması mümkün olduğundan raporda sanığa ait bir ize rastlanmaması eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin reddi anlamına gelmeyecektir. Zira suça konu olay yerinde başka bir şahsın olmadığı gerek mağdur gerekse sanık beyanıyla ortadadır. Mahkememizce alınan rapora göre, mağdura ait iç çamaşırı üzerinde yaptırılan incelemede farklı bir erkeğe ait DNA profolinin tespit edilmiş olması mahkememiz kanaatini bu nedenlerle etkilememiş, sanığa ait sperm ve DNA profilinin elde edilmemiş olması olağan görülmüştür.
Her ne kadar sanık aşamalarda alınan savunmalarında mağdurun yaşını 15’ten büyük olarak bildiğini beyan etmişse de, sanık ile mağdurun birkaç aydır birbirlerini tanımaları, sanığın mağdurun gittiği okulu bildiği, mağdur ile sanığın dışarıda, telefonda ya da sosyal medya aracılığıyla sürekli görüştükleri, birbirlerini bu şekilde yaşadıkları yer ve okudukları okul dahil tanıyan kişilerin yaşlarını da bildiklerinin kabulü gerektiği, mağdurun yaşının suç tarihi itibariyle 13 yaşın üzerinde 14 yaşın altında olduğu gözetildiğinde sanığın cezadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir.
Sanık …’un mağdur …’ya karşı nitelikli cinsel istismar eylemini gerçekleştirmek için arkadaşına ait eve götürdüğü bu şekilde hürriyetini tahdit ettiği, hürriyeti tahdit eylemini cebir, tehdit veya hile ile gerçekleştiği sabit olmadığından, dosya kapsamında incelenen CD içeriğinden de sanıkla mağdurun apartmana birlikte girdikleri görüldüğünden, sanık …’un suç tarihinde 15 yaşından küçük olması nedeniyle çocuk sayılan mağdura karşı cinsel amaçla hukuka aykırı olarak cebir, tehdit ve hile olmadan hürriyetinden yoksun bıraktığı anlaşılmıştır. ” gerekçeleriyle sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 03.10.2022 tarihli ve 2022/1623 Esas, 2022/1653 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Bakımından
Hükmedilen cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince, İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık müdafilerinin anılan hükme yönelik temyiz istemlerinin aynı Kanun’un 298 nci maddesi uyarınca reddine karar vermek gerektiği belirlenmiştir.
B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Bakımından
5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ile sanık müdafilerinin ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda bozma ilamı üzerine gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Bakımından
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 03.10.2022 tarihli ve 2022/1623 Esas, 2022/1653 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafilerinin vaki temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, REDDİNE,
B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Bakımından
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 03.10.2022 tarihli ve 2022/1623 Esas, 2022/1653 Karar sayılı kararında sanık müdafileri ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.06.2023 tarihinde karar verildi.