YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6502
KARAR NO : 2023/3527
KARAR TARİHİ : 02.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3716 E., 2019/334 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 21.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı …’ın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 15/06/2017 tarihinde gözaltına alındığını, İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/310 sorgu sayılı kararı ile tutuklandığı, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2017 tarihinde tahliye olduğu, yapılan yargılama neticesinde İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/138 esas 2018/22 karar sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verildiğini, beraat kararın 12/02/2018 tarihinde kesinleştiğini davacı yararına ceza evinde yaptığı harcamalar ve avukatlık ücretinden oluşan 20.000,00 TL maddi tazminat, 200.000,00 TL manevi tazminat ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 30.05.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin talep ettiği haksız tazminat talebinin reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep edilmiştir.
3. İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.07.2018 tarihli ve 2018/270 Esas, 2018/365 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 06.02.2019 tarihli ve 2018/3716 Esas, 2019/334 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29.09.2021 tarihli, davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri
1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna, ilişkindir.
B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.Maddi tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine,
2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/05/2018 tarihli yazı ve eklerinden; …’ın 15/06/2017 tarihinde gözaltına alındığı 15/06/2017-21/06/2017 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin 21/06/2017 tarihli 2017/310 sorgu sayılı sorgu sayılı kararı ile tutuklanmasına karar verildiği, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28/12/2017 tarihli tahliye müzekkeresi ile tahliyesine karar verildiği,
Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nün 19/01/2018 tarihli yazısı ile tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğünün belirtildiği,
24/07/2017 tarihli Avukatlık Sözleşmesi ve Serbest Meslek Makbuzları ile; … ile Av. … arasında …’ın İstanbul CBS Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun 2017/65485 soruşturma sayılı dosyasında 15.000 TL karşılığında Avukatlık görevini üstlendiği, … tarafından 17/04/2018 tarihinde 5.000,00 TL, 10/05/2018 tarihinde 5.000,00 TL ve 18/06/2018 tarihlerinde 5.000,00 TL olarak ödediğinin anlaşıldığı,
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/138 esas 2018/22 karar sayılı dosyasında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan yargılandığı ve beraatine karar verildiği, beraat kararlarının 12/02/2018 tarihinde İstinaf edilmeden kesinleştiği,
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/07/2018 tarihli yazısı ile; 2017/138 esas dosyalarında herhangi bir mahsup kararına rastlanmadığının, sanık hakkında mahkemelerine bu tarihe kadar gelen tazminat davasına ilişkin bilginin gelmediğinin bildirildiği,
Maltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün 05/06/2018 tarihli Araştırma ile; …’ın Öğretmen olarak çalıştığı ve 4000 TL aylık gelirinin olduğu, üzerine kayıtlı menkul ve gayrimenkul olmadığının evli ve 1 çocuğun olduğu olduğunun tespit edildiği, kesinleşme şerhinin tebliğin tarihinden itibaren 3 aylık süre içerisinde davanın açıldığı tespit edilmiştir.
Davacının, beraat ettiği dosyada kendisini avukat ile kendisini temsil ettirdiği ve 15.000,00 TL vekalet ücreti ödediğinin serbest meslek makbuzu ile sabit olduğu ve bu harcamanın haksız gözaltı ve tutuklamadan kaynaklanan doğrudan maddi kayıp olduğu, tutuklu ve gözaltında kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybının idare tarafından karşılandığını bu döneme ilişkin çalışamamaktan kaynaklı kazanç kaybı talebinin olmadığı beyan ettiği, yargılama nedeni ile kendisini vekille temsil ettiren davacının avukatlık ücretinden oluşan maddi tazminatın ödenmesine ilişkin bilirkişi raporunun avukatlık ücretine dair bölümü yerinde ve yeterli görülmüş olup, davacının haksız tutukluluk nedeni ile ceza evinde yapmış olduğu masrafına ilişkin talep edilen giderlerin Yargıtay’ın yerleşik içtihatları kapsamında, cezaevi giderlerinin maddi zarar hesabına dahil edilemeyeceği ve talep edilen bu giderlerin subjektif ve belgelenmemiş masraf talebi olduğu anlaşıldığından bu hususa ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmiştir.
Davacının yargılandığı dava nedeni ile ödediği avukatlık ücreti, tutuklamadan kaynaklı maddi zarar olduğu, sanık lehine beraat ettiği dosyada 4.360,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedildiği, davacının ödediği 15.000,00 TL den maktu vekalet ücretinin mahsubu ile kalan miktar için maddi tazminatın kısmen kabulüne, gözaltına alınma tarihi olan 15/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Hazinesinden alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
Davacının tutuklulukta geçirdiği süre, kişi üzerinde oluşturacağı manevi baskı, kişinin içsel dünyasındaki yansıması, haksız işlem nedeni ile toplum içerisinde düştüğü durum, duyduğu elem ve ıstırabın derecesi, davacının ekonomik ve sosyal durumu ve sosyal çevresi göz önüne alınarak, manevi tazminat isteminin hakkaniyet ve nesafete ölçüsünde, haksız zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek biçimde verilmesi değer ve kriterleri gözetilerek manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 52.000,00 TL’nin davalı …’nden alınarak davacıya verilmesine,davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
”1-Tazminat konusu dosyada 02/02/2018 tarihinde karar verildiği ve kararın 12/02/2018 tarihinde kesinleştiği, maddi tazminat olarak talep edilen vekalet makbuzlarının tarihlerinin ise 17/04/2018, 10/05/2018 ve 18/06/2018 olduklarının görüldüğü, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerleşik uygulamaları gözardı edilerek, tazminat konusu karardan sonra tanzim edilen ödeme makbuzlarının CMK’nın 141 vd. maddeleri kapsamında maddi zarar hesabına dahil edilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Ayrıca Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerleşik uygulamaları kapsamında, davacının tutuklu kaldığı dönem için maddi zararları hesaplanırken cezaevi harcamaları, cezaevi ziyaretçilerinin yol harcamaları ve benzeri giderlerinin CMK’nın 141 vd. maddeleri kapsamında maddi zarar hesabına dahil edilemeyeceğinin gözetilmeyerek karar verilmesinin,
2-Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kalınan süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunmasının,
Usül ve yasaya aykırılık oluşturduğu, bu itibarla istinafta bulunan Davalı vekilinin talebinin yerinde olduğu,
Yukarıda zikredilen hukuka aykırılık 5271 sayılı CMK’nun 303 ve 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-2 maddeleri gereğince yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, istinafa konu kararın;
1-Hüküm fıkrasının 1) nolu paragrafında yazılı ” Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile bilirkişi raporunda hesaplanan 10.640.00 TL MADDİ TAZMİNATIN haksız gözaltına alınma tarihi olan15/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Hazinesinden alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, ” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine; ” Maddi tazminat şartlarının oluşmadığından, davacının maddi tazminat talebinin REDDİNE, ” ibaresinin yazılması,
2-Hüküm fıkrasında ” 52.000 TL ” olarak belirlenen manevi tazminat miktarının ” 15.000 TL ” ye indirilmesi,
3- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesap edilen ve Dairemizce belirlenen yeni tazminat miktarı esas alınarak belirlenen 2725 TL’nin Maliye Hazinesinden alınarak davacıya verilmesi suretiyle,” düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/138 Esas, 2018/22 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 15.06.2017-28.12.2017 tarihleri arasında 196 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama üzerine 02.02.2018 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 12.02.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.800,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükmün Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi nedeniyle toplam tazminat miktarının 15.000,00 TL olduğu, 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
B.1.Maddi tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz istemi yönünden;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davacının talep etmiş olduğu cezaevi giderlerinin 5271 sayılı Kanun’un 141 inci ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu taleplere ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B.2. Hükmedilen manevi tazminatın az olduğuna ilişkin temyiz istemi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz nedeni reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 06.02.2019 tarihli ve 2018/3716 Esas, 2019/334 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 06.02.2019 tarihli ve 2018/3716 Esas, 2019/334 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2023 tarihinde karar verildi.