Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/9708 E. 2023/3554 K. 02.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9708
KARAR NO : 2023/3554
KARAR TARİHİ : 02.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2114 E., 2019/3321 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine 20.12.2019 tarihinde tebliğinin ardından 26.12.2019 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 12.10.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkilinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 19.06.2007 tarihinde gözaltına alındığını, 22.06.2007 tarihinde tutuklandığını, itiraz üzerine 29.06.2007 tarihinde tahliye edildiğini, yargılama sonucunda beraatine karar verildiğini, haksız olarak 11 gün gözaltında ve tutuklu kaldığını belirterek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 66.800 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın haksız gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini” talep etmiştir.

2.Davalı vekili 05.11.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davanın süresinde açılıp, açılmadığının tespiti gerektiğini, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini” beyan etmiştir.

3.İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.02.2019 tarihli ve 2018/465 Esas 2019/62 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 21.10.2019 tarihli ve 2019/2114 Esas 2019/3321 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.12.2021 tarihli, temyiz sınırı ve hükmolunan tazminat miktarına göre hükmün davalı yönünden kesin olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, davacı vekilinin temyiz isteminin ise temyiz itirazları yerinden görülmediğinden esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının duruşmaları takip etmesi sebebiyle yaptığı harcamalar, cezaevinden tahliye olduktan sonra evine gitmek için yaptığı masraflar, avukata ödenen ücretin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkindir.

Davalı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fazla olduğuna, davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesinin ve yargılama giderinin tamamından davalının sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacı …’ın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 19.06.2007 tarihinde gözaltına alındığı, 22.06.2007 tarihinde tutuklanarak 29.06.2007 tarihinde tahliye edildiği, aleyhine açılan kamu davasında Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/488 esas sayılı dosyadan yapılan yargılama sonucunda 13.06.2018 tarihinde beraatine karar verildiği ve bu kararın süresinde istinaf edilmeden 16.07.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın süresi içinde açıldığı, maddi tazminat hesabında gerçek maddi zararının nazara alınması gerektiği, tutuklu kalınınan süre içerisinde verilen harçlık ile ailelerin veya avukatların cezaevi ziyaretlerinde yaptıkları masrafın ayrıca tutuklu kalınan yargılamada hükme bağlanması gereken vekalet ücretinin maddi zarar hesabına katılmayacağı gözetilerek; denetime elverişli bilirkişi raporuna göre; haksız tutukluluğa bağlı nedenlerle davacının işlettiği mağazasını kapatması nedeniyle uğradı iddia edilen 20.000 TL zararın ispata yönelik dosya içerisine somut hiçbir delil sunulmadığı gibi, bu zararın dava konusu tutuklamadan kaynaklandığı yönünde de illiyet bağını kuracak herhangi bir delilin bulunmadığı, yine davacının evini değiştirmesi nedeniyle uğradığı 6.000 TL yönünden de yine doğrudan illiyet bağının bulunmadığı, davacının çalışamaması nedeniyle uğradığı zarar olarak belirten 15.000 TL, yönünden ise yine soyut iddianın dışında herhangi bir belge ibraz edilmediği, davacının avukatlık ücreti olarak ödediği iddia edilen 15.000 TL yönünden beraatine karar verilen yargılama safahatı ve öncesi itibariyle hiç bir belge ibrazının bulunmadığı, davacının hizmet akdine dayalı çalışmaya dair geçerli SGK kayıtlarının bulunmadığı, haksız tutukluluk öncesi kazançlara yönelik vergi levhası gelir beyannamesi, herhangi bir ustalık veya kalfalık belgesi ibraz edilmemesi dolayısıyla yargısal içtihatlar uyarınca asgari ücret üzerinden yasal kesintiler düşülerek davacının uğradığı maddi kaybı 147,73 TL maddi ve 1500 TL manevi tazminatın davacının gözaltına alındığı tarih olan 19.06.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı lehine fazla manevi tazminata hükmolunmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükümde ve gerekçede yer alan manevi tazminat miktarına ilişkin “1.500 TL” ibaresinin “500,00 TL” olarak düzeltilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan kararın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/488 Esas 2018/188 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 19.06.2007-29.06.2007 tarihleri arasında 10 gün gözaltı/tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 16.07.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı/tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Davacının duruşmaları takip etmesi sebebiyle yaptığı harcamalar, cezaevinden tahliye olduktan sonra evine gitmek için yaptığı masraflar, maktu vekalet ücretini aşan ve davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayanan avukatlık ücretinden doğan zararın koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında maddi zarar kapsamında değerlendirilmemesinde hukuka ayrılık bulunmamıştır.

2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı ve tutukluluk süresi, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği anlaşıldığından davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir.

Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Gözaltına alındığı ve tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı süresi, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği anlaşıldığından davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğuna ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.

3. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinden tamamından davalının sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 21.10.2019 tarihli ve 2019/2114 Esas 2019/3321 sayılı kararında davacı ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,02.10.2023 tarihinde karar verildi.