YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9890
KARAR NO : 2023/3563
KARAR TARİHİ : 02.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/541 E., 2020/766 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 11.10.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkilinin aracını tamir edilmesi için Bünyamin Kuşatan’ın adli kişinin kaportacılık yaptığı iş yerine bıraktığını, Emniyet Müdürlüğünce aracına ait plakanın çıkarılarak çalıntı başka bir araca takıldığının tespiti üzerine dava konusu araca el konulduğunu, davacının iyi niyetli 3. kişi konumunda bulunduğunu, aracın suç unsuru olmadığını, aracın başvurulara rağmen halen iade edilmediğini, TCK’nın 141 inci maddesinin j bendi gereğince; haksız el koyma ve el konulan aracın zamanında iade edilmemesi nedeniyle el koyma tarihinden itibaren bu yana her gün otopark ücretlendirilmesi yapıldığını, aracın otoparkta çürüyerek değerini kaybettiğini belirterek 100.000 TL maddi tazminatın haksız el koyma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini” talep etmiştir.
2. Davalı vekili 04.01.2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini” beyan etmiştir.
3. Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.11.2019 tarihli ve 2018/505 Esas 2019/457 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.06.2020 tarihli ve 2020/541 Esas 2020/766 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.12.2021 tarihli, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2019starih ve 2018/12803 soruşturma, 2019/1600 Esas sayılı iddianamesi ile bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından açılan kamu davasında ve İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/57 Esas sayılı kovuşturma dosyasının incelenmesinde davacının sanık ya da başkaca sıfatla taraf olarak yer almadığının, iddia olunan suçlara iştirak ettiğine dair de bir delilin ortaya konulmamasına rağmen Adana Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/1070 sorgu numarası ile el konulduğunun anlaşılması karşısında, İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/57 esas sayılı dosyasında ki hükmün ne surette davacının hukuki durumuna etki edeceği açıklanmaksızın yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; tazminat isteme koşullarının oluştuğunu, davacının iyi niyetli 3. kişi konumunda bulunduğunu, aracın davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacı …’a ait 68 EV 468 plakalı Wolkswagen passat marka 2016 model beyaz renkli otoya Adana Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/1070 sorgu numaralı kararı ile el konulduğu, söz konusu aracın plakasının 34 KD 004 plakalı aracı takılması ve takılan araçla ilgili olarak çalıntı kaydının bulunması nedeniyle dosyanın yetkisizlik kararı verilerek İstanbul CBS’ye gönderildiği, bu dosyadan İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinde bina içinde muhafaza edilmiş eşya hakkında hırsızlık suçundan dava açıldığı, davanın hüküm tarihi itibariyle halen devam ettiğinin anlaşıldığı, her ne kadar davacı vekilince suça konu araca el konulmuş olması nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunulmuş ise de suça konu … hakkında Mahkemesince de henüz bir kararın verilmemiş olduğu, araca el konulmuş olması CMK’nın 141/1-J kapsamında maddi tazminat talebine konu edilmiş ise de İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinde tazminat davasına konu … hakkında verilmiş bir kararın bulunmadığı, 5271 sayılı yasanın 142/1 Maddesinde “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.” denildiği, davacının dosya kapsamında aracın sahiplik belgelerini sunmuş olması nedeniyle iyi niyetli 3. kişi konumunda olup olmadığı hususunun Hukuk Mahkemesinde ileri sürülebileceği, işbu tazminat davasının konusu olmadığı, aracın iadesi veya müsaderesi konusunda yargılamanın sürdüğü İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesince bir karar verilebileceği, ceza yargılamasının derdest olması ve yargılama sonucunda müsadere kararı verilme ihtimalinin bulunduğu, iade kararı verilmesi ve kararın kesinleşmesi halinde ancak tazminat talep edilebileceği, bu şartlarda tazminat istemine ilişkin koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; 100.000 TL maddi tazminat talebiyle açılan davanın tamamen reddedilmesi nedeniyle davalı lehine verilecek vekalet ücretinin hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 5.450 TL olması gerekirken 1.056 TL şeklinde eksik belirlenmesi, istinaf edenin sıfatı dikkate alınarak, eleştiri yapılması ile yetinildiği, bu husus dışında ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, kovuşturma sonucuna uygun olarak tazminat talebinin reddine yönelik oluşan kanaat ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunda bulunan davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/88610 soruşturma numaralı dosyası kapsamında, davacının maliki olduğu 68 EV 468 sayılı plakalı araca ait plakanın çalıntı kaydı bulunan başka bir araca takıldığının tespit edilmesi üzerine 16.12.2017 tarihinde muhafaza altına alınarak yediemin deposuna teslim edildiği, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/88610 soruşturma numaralı dosyası kapsamında davacıya ait aracın 17.12.2017 tarihinde adli emanete alındığı, muhafaza altına alınma itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 141 vd. maddelerinin yürürlükte olduğu anlaşılmıştır.
Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
CMK’nın 141-j maddesinde; “Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.” düzenlenmesi bulunmaktadır.
Somut olayda; davacının maliki olduğu dava konusu araca ait plakanın Güney oto kaporta isimli iş yeri önünde park halinde bulunan çalıntı olarak aranan araca takılı olduğunun tespit edilmesi üzerine 16.12.2017 tarihinde Adana Emniyet Müdürlüğü otoparkına getirilerek muhafaza altına alındığı, konunun Cumhuriyet Savcısına bilgi verilmesi üzerine muhafazanın devam etmesi ve ilgili mahkemenin vereceği karar doğrultusunda işlem yapılması yönünde alınan talimatı doğrultusunda aracın aynı gün yediemin deposuna teslim edildiği ve Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/88610 soruşturma numaralı dosyası kapsamında davacıya ait aracın 17.12.2017 tarihinde adli emanete alındığı, daha sonra Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/70758 soruşturma sayılı 28.11.2019 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararıyla 16.12.2017 tarihinde el konularak yediemin deposuna teslim edilen davacıya ait aracın müştekiye veya vekiline teslimine karar verildiği ve 04.12.2019 tarihli tebliğ tutanağına göre davacının avukatına aracı teslim alabileceğine dair gerekli tebliğ yapılacağı belirtilerek suretiyle tutanak tanzim edildiği görülmektedir.
Davacının haksız el koyma ve el konulan aracın zamanında iade edilmemesi nedeniyle otopark ücretlendirilmesi yapıldığını, aracın otoparkta çürüyerek değerini kaybettiğini belirterek 100.000 TL maddi tazminat talep ettiği anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 20.09.2017 tarih, 2014/14195 başvuru numaralı kararında belirttiği hususlar dahilinde, iyiniyetli üçüncü kişilere ait taşınırlar hakkında yapılan fiili el koyma işlemlerine ilişkin olarak bu şahısların zararlarını talep edebilecekleri, ancak bu halde, fiili el koyma süresinin makul olup olmadığı hususunun gözetilmesi gerektiği de dikkate alınarak, öncelikle el koyma kararının denetime elverişli olacak şekilde onaylı örneğinin dosya içerisine alınması, aracın teslim tarihinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, fiili el koyma süresinin makul olup olmadığı hususunun ve CMK’nın 141 inci maddesinde düzenlenen koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin karar yerinde tartışılması, koşulların oluştuğunun kabulü halinde davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu maddi zarara ilişkin talepleri doğrultusunda değerlendirme yapılarak gerçek zararın tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.06.2020 tarihli ve 2020/541 Esas 2020/766 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2023 tarihinde karar verildi.