Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/2850 E. 2023/8550 K. 14.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2850
KARAR NO : 2023/8550
KARAR TARİHİ : 14.09.2023


MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/234 Esas, 2015/194 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖRENLER : …, Hazine
SUÇLAR : Kullanma zimmeti, denetim görevinin ihmali
HÜKÜM : Sanık … hakkında basit kullanma zimmeti suçundan mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında denetim görevinin ihmali suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEMYİZ EDENLER : Sanık …, suçtan zarar görenler vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, bozma

…Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.05.2015 tarihli ve 2014/234 Esas, 2015/194 sayılı Kararının sanık … ve suçtan zarar görenler … ile Hazine vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazine ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususları karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun (3628 sayılı Kanun) değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Hazinenin, 7417 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun’un 18 inci maddesinin ikinci fıkra hükmü uyarınca da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandıkları kabul edilmiştir.
Sanıklar … ve … hakkında denetim görevinin ihmali suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun’un 264 üncü maddesi de gözetilerek katılanlar Hazine ve bakanlık vekilinin temyiz isteğinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli kararın verilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık … hakkında kullanma zimmeti suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenler … ile katılanlar Hazine ve bakanlık vekilinin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A….Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.09.2014 tarihli ve 2014/592 Esas, 2014/1564 Soruşturma, 2014/138 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında kullanma zimmeti suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 248 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
B.Temyiz incelemesine konu karar ile sanığın kullanma zimmeti suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Hazine ile … vekilinin temyiz sebepleri, kamu davasına katılmalarına karar verilip lehlerine vekalet ücreti takdir edilmek suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkindir.
Sanık … 22.05.2015 havale tarihli süre tutum dilekçesiyle temyiz talebinde bulunmuş, 22.06.2015 tarihinde gerekçeli karar tebliğ edildiği halde gerekçeli temyiz dilekçesi sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
… yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan sanık …’ün 04.07.2011 tarihinde tahsil etmiş olduğu 10.000 TL’nin 5.000 TL’sini 09.11.2013 tarihinde gelir defterine kaydının yapıldığı, 15.02.2011 tarihinde tahsil ettiği 5.000 TL’nin 2.500 TL’sinin 15.02.2012, 2.500 TL’sinin 09.11.2013 tarihinde gelir defterine kayıt edildiği, 17.02.2011 tarihinde yapılan 2.500 TL’lik tahsilatın 17.02.2012 tarihinde kayıt edildiği, 09.12.2012 tarihinde bankaya yatan 5.000 TL’nin 06.11.2013 tarihinde kayıt edildiği, 07.09.2011 tarihinde yapılan 10.000 TL’lik tahsilatın 01.01.2013 tarihinde kayıt edildiği, 19.10.2012 tarihinde tahsil edilen 4.000 TL’nin 01.01.2013 tarihinde gelir defterine kayıt edildiğinin anlaşıldığı, böylece tahsil ettiği paraları süresinde kayıt yaptırmayarak belirtilen süreler içerisinde zimmetinde tuttuğu iddiasıyla kullanma zimmeti suçundan cezalandırılması talebiyle açılan davada, Mahkemece; basit kullanma zimmeti suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir” şeklindeki hüküm nazara alındığında ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinde kamu davasına katılmayan … ile Hazine lehine vekalet ücreti takdiri mümkün olmadığından vekilinin yerinde görülmeyen buna münhasır temyiz sebebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.07.2014 gün ve 2013/5.MD-540 Esas, 2014/339 ile 07.05.2013 gün ve 2013/5-200 Esas, 2013/236 sayılı Kararlarındaki “…maddenin üçüncü fıkrasında ise kullanma zimmeti olarak da isimlendirilen suçun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere işlenmesi, suçun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren hal olarak belirlenmiştir. Kullanma zimmetinde, suçun konusunu oluşturan mal, kullanılan şey ya da paranın kendisi olmayıp, kullanımdan elde edilen yarardan ibarettir. Bu nedenle kullanma zimmetinde esas alınması gereken değer, malın kullanılması ile elde edilen yarardır” şeklindeki kabulünde olduğu üzere Dairemizin süregelen uygulamalarına göre de failin görevi gereği yasal olarak kendisine tevdi edilen malı belli bir süre kullanıp hakkında herhangi bir uyarı, ihbar, şikayet, denetim veya soruşturma olmaksızın kendiliğinden iade ettiği hallerde eylemin kullanma zimmeti olarak kabul edildiği nazara alındığında; sanığın, muhasebe kayıtlarının geç tutulmasından kaynaklı olarak suça konu paraların üzerinde göründüğü savunmasında bulunduğu, kullanma zimmeti suçundan sorumlu tutulabilmesi için kooperatif parasını kullanması gerektiği, tahsilat makbuzlarının muhasebe kayıtlarına geç işlenmesinin tek başına bu paraların kullanıldığına delil teşkil etmeyeceği, kooperatifin sözleşmeli muhasebecisi …’un tarih içermeyen yazılı beyanında kooperatif hesabında haciz bulunması nedeniyle Denizbank …Şubesinde yönetim kurulu adına açılan hesaba üyeler tarafından aidatların yatırıldığını, yönetim kurulunun bu hesaba yatırılan paralar için makbuz keserek muhasebeye verdiğini belirttiği, suça konu makbuzların birer sureti dosya arasında bulunmadığından makbuzlara konu paraların elden tahsil edilen paralar için mi yoksa banka hesabına yatırılan paralar için mi düzenlendiğinin anlaşılamadığı gözetilerek, suça konu makbuzların onaylı birer sureti denetime imkan verecek şekilde dosya arasına alınarak, makbuzlara konu paraların ne zaman tahsil edildiğinin, banka hesabına yatan paralara mı yoksa elden tahsil edilen paralara mı ilişkin olduğunun tespiti ile bu paraların sanık tarafından kullanılıp kullanılmadığının tereddüde mahal vermeyecek biçimde belirlenmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun ve suç vasfının takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Kullanma zimmeti eyleminde suçun konusunu geçici süreyle kullanılıp iade edilen paradan elde edilen nemanın oluşturduğu nazara alınarak, “nema miktarı” bilirkişilere hesaplatılmak suretiyle tespit edilen toplam zimmet miktarı yönünden 5237 sayılı Kanun’un 249 uncu maddesinin uygulanma koşullarının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yüklenen suçu aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla işlediği kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmaması,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereği hak yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanıklar … ve … hakkında denetim görevinin ihmali suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara yönelik temyiz taleplerine ilişkin olarak dava dosyasının, ek Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle …Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.05.2015 tarihli ve 2014/234 Esas, 2015/194 sayılı Kararına yönelik sanık …’ün temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.09.2023 tarihinde karar verildi.