YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/288
KARAR NO : 2023/419
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1510 E., 2021/1700 K.
…
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/517 E., 2019/140 K.
Taraflar arasındaki davalı kurumca yapılan denetim sonrasında diğer davalı … hakkında belge istemi ve 2016 yılı 10 uncu ayında 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesindeki teşvikten faydalandırılmamaya dair kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Kurum denetmenlerince düzenlenen 29.09.2016 tarih ve 406073/2016-109 sayılı rapora istinaden dahili davalı … isimli çalışan için müvekkili şirkete ait işyerinden ek nitelikte aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenerek bir ay içinde davalı Kuruma verilmesinin ve tutarı olan primin de gecikme zammı ile birlikte aynı süre içerisinde ödenmesinin talep edildiğini, müvekkili şirketin 2016/10 döneminde faydalanmış olduğu 5 puanlık prim indiriminin iptal edildiğini, söz konusu raporun müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, müvekkili şirket tarafından yapılmış olan itirazın komisyonca reddedildiğini, dahili davalı … isimli çalışanın müvekkili şirket nezdinde 16.07.2014-10.10.2015 tarihleri arasında çıraklık sözleşmesi ile çalıştığını, davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen idari para cezasının … Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi’nin 29.05.2017 tarihli 2016/69 E. 2017/821 K. sayılı kararı ile iptal edildiğini, davalı Kurum işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek prim ve hizmet belgesi talebi ile 5 puanlık prim indirimin iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yapılan yargılama sonucunda tanık anlatımları, tüm dosya kapsamından ve itibar edilen bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere; davalı Kurumca 19.06.2017 tarihli Ek nitelikteki Aylık Prim Hizmet Belgesi düzenlenmesi ve 5510 sayılı Kanun kapsamında 5 puanlık işveren teşvikinden yararlandırılmamasına ilişkin işlem ile ilgili olarak yapılan inelemede, davalı Kurum denetmenlerince düzenlenen 29.09.2016 tarih ve 406073/2016-109 sayılı rapora istinaden dahili davalı … için davacı işyerinden ek nitelikte aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenerek davalı Kuruma verilmesi talep edildiği, … Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün cevabi yazısında davacı şirket ile dahili davalı … arasında imzalanan 07.07.2014 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık Sözleşmesi ile dahili davalı …’ye ait sigortalı işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerinin gönderildiği, ayrıca sahili davalı …’nün 17.07.2014-10.10.2015 tarihleri arasında … Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü nezdinde çalıştığının bildirildiği, bu haliyle dahili davalı …’nün davacı iş yerinde çıraklık eğitimi kapsamında çalıştığı ve bu kapsamda prim ödeme yükümlüsünün … Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü olduğu, davacı şirket ile arasında bir sigortalılık ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, davacı hakkında yasa ve genelgeler gereğince işlem yapılıp davacıya uygun şekilde tebliğ edildiğini, kurum işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; 29.09.2016 tarihli Durum Tespit Raporunda; dahili davalı …’nün ihbarı üzerine yapılan incelemede, davacı şirket tarafından 09.06.2014-15.07.2014 tarihleri arasında bildirim yapıldığı, 07.07.2014-11.09.2015 tarihleri arasında maaş ve avans açıklamalarıyla bankaya ödeme yapıldığının tespit edildiği, davacı şirketten … için 01.08.2014 tarihli işe giriş bildirgesi istenmesi, verilmediği takdirde re’sen düzenlenmesi ve davacı şirkete idari para cezası uygulanması, 01.08.2014-31.08.2015 tarihleri için asgari ücret üzerinden aylık prim ve hizmet belgesi istenmesi, verilmediği takdirde re’sen düzenlenmesi ve idari para cezası uygulanması yönünde görüş bildirilmiştir.
19.06.2017 tarihli yazı ile davacı şirkete … için 2014/8-2015/8 döneminde ek nitelikte APHB düzenlenmesi ve asgari kazanç tutarı olan primin de gecikme zammı ile birlikte ödenmesi, 2016/10 döneminde faydalandığı 5 puanlık prim indirimin iptal edildiğinin bildirildiği, 33.526,00 TL idari para cezası tahakkuk ettirildiği,
Davacı şirket tarafından, …’nün çıraklık sözleşmesiyle çalıştığı ileri sürülerek 05.07.2017 tarihinde idari para cezasına itiraz edildiği,
24.07.2017 tarih 29 sayılı komisyon kararında, ek aylık prim ve hizmet belgelerinin süresinde verilmediğinden bahisle 33.526,00 TL’lik idari para cezasına itirazın reddedildiği,
… Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nden, davacı şirket ile dahili davalı … arasında imzalanan 07.07.2014 tarihli çıraklık sözleşmesi ile sigortalı işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerinin gönderildiği, …’nün 16.07.2014-10.10.2015 tarihleri arasında 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu gereğince eğitim gördüğü,
… Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi’nin 29.05.2017 gün 2016/69 E- 2017/821 K. sayılı kararında; 5510 sayılı Kanun’a aykırılık nedeniyle 29.196,00 TL idari para cezasına ilişkin 24.02.2015 tarihli işlemin iptali istemiyle açılan davada 08.04.2015 gün ve 5.518.232 sayılı itiraz komisyonu kararında idari para cezasının 29.136,00 TL olarak bildirildiği, davacının iş yeri bildirgelerini süresinde vermemesi nedeniyle kesilen para cezasına karşı ayrıca itirazı olup olmadığı varsa itiraz komisyonu kararı ile bilgi ve belgeye dayalı ayrıntılı açıklama istenmesine rağmen Kurumun süresinde beyanda bulunmadığı, hukuka uygun tesis edildiğini somut bilgi ve belgelerle ortaya koyamadığı gerekçesiyle davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen idari para cezasının iptaline karar verildiği görülmektedir.
Tanıklar … ile …’ın dinlendiği, …’nün çırak olarak çalıştığını doğruladıkları anlaşılmaktadır.
26.02.2019 tarihli raporunda; dahili davalı …’nün davacı işyerinde çıraklık eğitimi kapsamında çalıştığı ve bu kapsamda prim ödeme yükümlüsü olan … Meslekî Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından da 16.07.2014-10.10.2015 tarihleri arası sigorta bildirimi yapılması karşısında davacı şirket ile arasında bir sigortalılık ilişkisi bulunduğundan söz edilmesinin mümkün görülmediği, davalı Kurumun 19.06.2017 tarihli ek nitelikte APHB düzenlemesi ve 5510 sayılı Kanun kapsamında 5 puanlık işveren teşvikinden yararlandırılmamasına ilişkin işlemin iptali gerektiği bildirilmiştir.
Uyuşmazlık, 03.03.1996 doğumlu dahili davalının davacı iş yerindeki çalışmasının çırak olarak geçip geçmediği, aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenmesini gerektirir bir çalışması bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Kanun’un 3/II-B bendine göre; Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. 506 sayılı Kanun’da, çıraklara uygulanmayacağı belirtilen sigorta kolları açıklanmış olup, çıraklara iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortasının uygulanması gerekmektedir. Çıraklar, uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmadıklarından, bu dönemde hizmet tespiti de mümkün değildir.
Somut olayın özelliği, dahili davalının yaşı, işyeri ve yapılan işin niteliğine göre ve re’sen araştırma ilkesi gereğince; çıraklık sözleşmesi olup olmadığı, davacının çıraklık eğitim merkezinde veya mesleki eğitim merkezinde öğrenci kaydı olup olmadığının, davacının işyerindeki çalışmasının üretime yönelik olup olmadığının araştırması gereklidir. Yargıtay 10.HD 11.04.2014 gün ve 2014/5025-8431 E.K.sayılı kararı; Yargıtay 21.HD 25.01.2018 gün ve 2017/3041 E. 2018/577 K.sayılı kararı; Yargıtay 21.HD 21.02.2018 gün ve 2017/2945 E. 2018/878 K. sayılı kararı aynı yöndedir.
Mahkemece, dahili davalının çıraklık sözleşmesi olduğu, 16.07.2014-10.10.2015 tarihleri arasında … Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde öğrenci kaydının bulunduğu, bu tarihler arasında iş kazaları ve meslek hastalıkları primlerinin Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından yatırıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında; dahili davalı … için davacı işyerinden ek nitelikte aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenerek davalı Kuruma verilmesi talep edildiği, … Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün cevabi yazısında davacı şirket ile dahili davalı … arasında imzalanan 07.07.2014 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık Sözleşmesi ile dahili davalı …’ye ait sigortalı işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerinin gönderildiği, ayrıca sahili davalı …’nün 17.07.2014-10.10.2015 tarihleri arasında … Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü nezdinde çalıştığının bildirildiği, bu haliyle dahili davalı …’nün davacı iş yerinde çıraklık eğitimi kapsamında çalıştığı ve bu kapsamda prim ödeme yükümlüsünün … Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü olduğu, davacı şirket ile arasında bir sigortalılık ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından dahili davalı …’nün davacı iş yerinde çıraklık eğitimi kapsamında çalıştığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri gözetilerek davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, davacı hakkında kurumca yapılan işlemlerin yerinde ve gerekli olduğunu aksi halde teşvik hükümlerinin anlamsız olacağını, şartlarını taşımadığı belirgin olan davacı hakkında kurumca teşvik iptaline gidilmesine karşı açılan bu davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirket hakkında denetmenler tarafından tutulan tutanak nedeniyle kaçak sigortalı tespiti yapılarak davacı hakkında faydalandırılan teşviklerin iptalinin hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamanda 5510 sayılı Kanun hükümleridir.
3. Değerlendirme
5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma ile fazladan ödenen primlerin faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun’un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen:
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümler mevcuttur.
Ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” Hükümleri mevcuttur.
Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun’a Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun gözetilmesi ve maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptal edildiği dikkate alınarak, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, yapmış ise anılan ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkra hükümleri dışında, ik üç fıkra hükümleri gereğince işlem yapılarak, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları yeniden ve usulünce irdelenmesi ile davalı Kurumun başvuruyu kabul etmemesi veya işlem yapmamış olması halinde davanın yasal dayanakları dikkate alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…