YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1704
KARAR NO : 2023/2773
KARAR TARİHİ : 14.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/207 E., 2021/698 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2009 yılında meydana gelen depremde proje ve mühendislik yönünden mevzuata uygun olmayan binanın taşıyıcı kolonlarında patlamalar, demirlerde eğilme ve deformasyonların olduğunu, bunun üzerine binayı yapan müteahhit ve mühendislerin çağrıldığını, görüşmeler sonucunda B bloğun yapımcısı …’ın hatasını kabul ederek gerekli güçlendirmeleri yaptığını, ancak A bloğun yapımcısı ve iş bu davanın davalısı …’nın ise “tamam ben de yapayım” demesine rağmen kaçtığını, Konya Valiliği, Selçuklu Kaymakamlığı ve Selçuklu Belediye Başkanlığı’nın binada acilen güçlendirme yapılmasını istediklerini, bu maksatla binanın kordon altına alınarak giriş çıkışların yasaklandığını, binanın iş merkezi olması dolayısıyla esnafın daha fazla zarar görmesini engellemek için mevcut yönetimin parasıyla güçlendirmenin yapıldığını, zira davalının güçlendirmeye yanaşmadığını, bu amaçla 52.000,00 TL harcandığını, davalının kendisine gönderilen ihtarnamaye rağmen bu parayı da ödemediğini ve binadaki bu hasarların gizli ayıptan kaynaklandığını belirterek fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla, 52.000,00 TL’nin yasal faizi ili birlikte tazminiyle davalıdan alınarak davacıyı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş merkezi yönetiminin tüzel kişiliği olmadığından dava ehliyetinin olmadığını, müvekkilinin bu binayı mimar … ile ortak olarak yaptığını bu nedenle davanın bu kişiye de ihbar edilmesi gerektiğini, Konya’da meydana gelen deprem dolayısıyla kolonların hasar gördüğü iddiasının bilimsel olarak kanıtlanamadığını, B bloktaki olayların A blokta da olduğu iddiasının doğru olmadığını, her iki blok da eş zamanlı olarak yapıldıysa da blokların teknik açıdan birbirinden bağıımsız olduğunu, inşaat aşamasında işin farklı zamanlarda yürütüldüğünü, A bloğun projeye ve projede öngörülen teknik kurallara uygun olarak yapıldığını, ortada gizli ya da açık bir ayıp bulunmadığını, binanın depreme dayanıklı olup olmadığına yönelik karot numulerinin alınıp testlerinin yapılması gerekirken bu işin yapılmadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 01.11.2013 tarihli ve 2010/344 Esas, 2013/774 Karar sayılı kararı ile … İş Merkezi A bloğun inşaatının Müteahhit Mimar … ve Mimar … tarafından yapıldığı, dava konusu A blok üzerinde yapılan tetkik ve incelemeler neticesi 2007 yılı deprem yönetmeliğinin ön gördüğü yükler altında değerlendirme yapıldığını, yapının taşıyıcı sistemi kolon ve kirişler ile döşemelerden oluştuğu ve betonorme karkas olarak yapıldığı, kat döşemeleri genel olarak 12 cm kalınlıkta yapıldığı, yapının taşıyıcı elamanlarında herhangi bir hasar tespit edilemediği ve zeminde oturma ve çökmelere rastlanılmadığını, zemin laboratuarında 30.10.2009 tarihindeki basınç deneyine tabi tutulan numunelerin ortalama A blok için C10-C12-C13-C14-C15-C16 dayanım değerleri arasında sağlandığını, yapının temel sistemin tespitinde, temelden kaynaklanan herhangi bir çökme ve oturmaya rastlanılmadığını ve binan temel sisteminin yetersizliğinden dolayı taşıyıcı elemanlarda herhangi bir çatlama ve kırılma oluşmadığı, mevcut yapının hesabında taşıyıcı elemanları mevcut özellikleri ve 2007 yılı deprem yönetmeliğinin 4. derecede deprem bölgesi için öngörülen etkilere göre hesaplama yapıldığını ve bunun sonucunda binanın deprem yüklerini taşıdığı, ancak düşey yükler açısından kesit yetersizliklerinin olduğunun ortaya çıktığını, deprem performans analizinden sonra yapının deprem ve düşey yükler açısından tüm yüklemelerde can güvenliği performans düzeyini sağlamadığının ortaya çıktığını, yapılan güçlendirme projesi ile can güvenliği performansı seviyesinin sağlandığının belirtildiğini, dava konusu … İş Merkezi A bloğun güçlendirilmesinin gerektiği ve yapılan güçlendirme ile sağlandığı ve bu güçlendirmeler için dava tarihi itibarı ve piyasa rayiçlerine göre toplam giderin 44.250,00 TL olduğu kanaatine varılarak açılan davanın kısmen kabulü ile, 44.250,00 TL gizli ayıp nedeniyle oluşan maddi zararın 10.06.2010 dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 20.11.2014 tarihli ve 2014/289 Esas, 2014/6702 Karar sayılı kararıyla davacı tarafından davalı yüklenicinin yaptığı A bloğun 10-11.09.2009 tarihinde Konya’da meydana gelen depremde zarar gördüğü ve güçlendirilmesi gerektiğinden bahisle güçlendirme bedelinin tahsili için talepte bulunulduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucu davalının sorumlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; mahkemece yeterli araştırma yapılarak hüküm kurulduğundan söz edilemeyeceği, davalı yüklenicinin yapımını üstlendiği A blokta herhangi bir hasar bulunmadığını, güçlendirme yapılmasına gerek bulunmadığını, binanın projeye ve projede belirlenen teknik kurallara uygun yapıldığını ve binanın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Deprem Yönetmeliğinde yer alan ilke ve kurallara uygun imalât yapıldığını savunduğuna göre yargılama yapılırken bu hususların üzerinde durulması gerektiği, gerçekten de dosyada mevcut belediye yazılarından da anlaşıldığı üzere dava konusu edilen binanın inşaat ruhsatı 1987 yılında alındığı ve 13.10.1992 yılında iskan ruhsatının alınarak kullanılmaya başlanmış olup, binanın yapımı sırasında 1975 yılı Deprem Yönetmeliğinin yürürlükte olduğu, davalı yüklenicinin sorumluluğunun bu Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında bu tür bir inceleme ve yeterli değerlendirme yapılmadığı gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
3.Mahkemenin 21.15.2015 tarihli ve 2015/114 Esas, 2015/338 Karar sayılı kararı ile taraflar arasında davalı yüklenicinin sorumluluğunun 1975 tarihli Deprem Yönetmeliği ile sınırlandırılmış olmadığı, taraflar sınırlandırmadığına göre Yargıtay bozma ilamı davalının sorumluluğunun 1987 yılında yapılmaya başlanmış 1992 yılında iskan ruhsatı alınmış bina nedeniyle haksız bir şekilde daraltıldığını belirterek bozma ilamına karşı direnilmesine karar verilmiştir.
4. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.01.2020 tarihli ve 2017/15-254 Esas, 2020/6 Karar sayılı kararıyla dava konusu edilen binanın inşaat ruhsatının 1987 yılında, iskân ruhsatının ise 13.10.1992 yılında alınarak yapının kullanılmaya başlanıldığı, binanın yapımı sırasında 1975 tarihli Deprem Yönetmeliği’nin yürürlükte olduğu hususlarında bir anlaşmazlık bulunmadığı, dosya kapsamında yapının yürürlükte olan yönetmelik hükümlerinden daha üstün nitelikte yapılacağına dair bir sözleşme bulunmayıp, bu yönde bir iddia da yer almadığı, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin 2007 tarihli Deprem Yönetmeliği’ne göre yapıldığı, 1975 tarihli Deprem Yönetmeliği’nin yürürlükte olduğu sırada bu yönetmelik hükümleri çerçevesinde inşa edilen binada, yüklenicinin yapım ve teslimden sonra meydana gelen gelişmeleri bilmesi ve öngörmesinin kendisinden beklenemeyeceğinden, sonradan yürürlüğe girip yüklenicinin sorumluluklarını arttıran aleyhe hükümlerin de yüklenicilere uygulanamayacağının açık olduğu bu nedenle yüklenicinin sorumluluğu ve özen borcunun, binanın yapımı ve teslimi sırasında yürürlükte bulunan 1975 yılı Deprem Yönetmeliği hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, ne var ki dosya kapsamında bu yönde bir değerlendirme yapılmadığı, eksik araştırma ve inceleme ile oluşturulan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğu belirtilerek direnme kararının Özel Daire bozma kararında yer alan ve yüklenicinin özen yükümlülüğü ve Bilirkişilik Kanunu kapsamında yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere A blokta bulunan binada hasarın meydana gelmediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının basiretli iş adamı gibi davranmadığını,
küçük bir depremde A blokta çatlamalar ve patlamaların oluştuğunu, alınan karot ölçümleride A ve B bloklar için normal değerlerden çok düşük olduğu için belediye ve kaymakamlık ve valiliğin yapılmasını zorunlu kıldığını, son bilirkişilerin binada sanki keyfi işlem yapılıp, para harcanmış sandığını, mahkeme kararında bozma ilamına uygun inceleme yapılmadan karar verildiğini, deprem yönetmeliğine göre C 20 altındaki kolon karotları riskli guruba girdiğini, dava konusu A bloğun karotunun 18 civarı ve riskli olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı imalât nedeniyle doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporunda dava konusu blokta zarar oluşmadığının tespit edilmiş olmasına, bozma ilamından önce alınan rapordaki can güvenliğinin olmadığına dair belirlemenin yetersiz kesit ile ilgili olduğu ve bunun proje müellifinin sorumluluğunda bulunduğunun ve raporlardaki incelemenin 2007 yılı deprem yönetmeliği uyarınca yapıldığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,14.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.