Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/2375 E. 2023/3330 K. 29.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2375
KARAR NO : 2023/3330
KARAR TARİHİ : 29.05.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/714 Esas, 2021/902 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/285 E., 2020/519 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların arasında 03.08.2009 tarihli şirket ve inşaat devir satış sözleşmesinin imzalanarak eski sözleşmenin iptal edildiğini ve akdedilen yeni sözleşmenin konusunun Gür Yapı İnş. Malz. … Ltd. Şti.’ye ait A, B, C, D ve E blokların devrine, davacı tarafından şirket hissesinin davalıya devredileceğine ilişkin olduğu, hisse devri neticesinde ise davacının eski tarihli sözleşmeyle aldığı 1.000.000,00 TL bedelli senedin sorumluluğunun sona ereceğinin ve 600.000,00 TL bedelli senedin iade edeceğinin ve davalı tarafından 800.000,00 TL ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, bu sözleşmeye uyulmaması halinde ise 80.000,00 TL cezai şartın ödeneceği hususunda anlaşıldığını, davacının üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, limited şirket hisse devir sözleşmesi ile hisselerini devrettiğini, senetlerin akıbetine ilişkin edimlerini de yerine getirdiğini, ancak davalı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, 800.000,00 TL bedelli şirket hisse devir bedelinin ödenmediğini, cezai şart alacağı ile birlikte 880.000,00 TL alacağının bulunduğunu, bu bedelin ödenmemesi nedeniyle davacının ve ailesinin manevi çöküntüye girdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla davacının 03.08.2009 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacak ve cezai şart toplam miktarlarından 50.000,00 TL’lik kısmın borçlu temerrüt tarihi olan 31.01.2012 tarihinden başlayacak avans faizi ile birlikte tahsiline, sözleşmenin yerine getirilmesinden kaynaklanan müvekkillinin manevi zararlarının giderimi için 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile 800.000,00 TL asıl alacak, 80.000,00 TL cezai şart ve 200.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 1.080.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davayı kabul etmediklerini, davacının iddia ettiği gibi hususlar doğru ve yerinde olmadığını, sözleşme diye ileri sürülen iki sayfalık belgenin birinci sayfasının davacı tarafından sonradan oluşturulduğunu ve sahte olduğunu, davacının taraflar arasında yapıldığını iddia ettiği “şirket devir ve inşaat devir satış sözleşmesi” başlıklı iki sayfalık sözleşmenin 1.600.000 TL bedelli senedin veriliş amacını izah etmek için yapıldığını, sözleşmenin 2 inci sayfasındaki imzanın davalıya ait olduğunu, ancak 1 inci sayfanın davacı tarafından usulsüz oluşturulduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK raporunda her ne kadar sayfaların aynı kişi tarafından tanzim edildiği tespit olunmuşsa da bu durum davacının iddialarını ispatlamaya yetmeyeceği gibi farklı zamanlarda aynı kişi tarafından düzenlenmiş olabilme ihtimali olduğu, dava konusu sözleşme vaadinin hukuken sonuç doğurmaya elverişli olduğu kabul edilecek olsa dahi yukarıda anlatılanlar kapsamında davacının davasını ispatlayamadığı, sayfalar arasında hukuki ve fiziki bir bütünlük bulunmadığı, birbirinin devamı şeklinde düzenlendiğinin kabul edilemeyeceği, davacının ispatlanamayan alacak davasının ve buna bağlı olarak cezai şart talebinin, ayrıca iddia edilen sözleşmeden kaynaklı alacak davası ile irtibatlı manevi tazminat davasının da reddedilmesinin gerektiği gerekçesiyle, alacak davasının reddine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, 31.11.2012 tarihli hisse devri sözleşmesi ile hisse devrinin gerçekleştiğinin açık olduğunu, buna göre 03.08.2009 tarihli sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin doğru olmadığını, mahkemenin kefalete ilişkin içtihadının olaya uygulanamayacağını, kefalet hükümlerinin farklı olduğunu, imzanın borç doğuran kişiye ait olduğunu, bu nedenle metnin kim tarafından yazıldığının önemi olmadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece verilen kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu edilen sözleşmenin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu’nun 520 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.