Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/9841 E. 2022/16744 K. 12.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9841
KARAR NO : 2022/16744
KARAR TARİHİ : 12.12.2022

MAHKEME : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan istinaf incelemesi sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili asıl ve birleşen davada; 13/10/2010 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında davacılar desteğinin vefatı nedeniyle ödenen tazminat ve ferilerine ilişkin yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerine davalılarca yapılan itirazların iptali ile takiplerin devamını talep etmiştir.
Davalılar vekili, asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen davalar bağımsızlıklarını koruyacağından temyiz kesinlik sınırının belirlenmesinde davalar ayrı değerlendirilecektir.
1-Birleşen dava dosyasına yönelik davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2020 yılı için 72.070, 00TL’dir
HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 72.070,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin Bölge Adliye Mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.
Birleşen dava itirazın iptali talebine ilişkin olup, takibe konu alacak miktarı ve dava değeri 16.011, 24 TL’dir. Bu nedenle belirtilen miktar temyiz kesinlik sınırının altında kalmaktadır. O halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti olmayıp davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dava, trafik kazası nedeniyle ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14/b maddesinde rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için zorunlu sigortalara ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların, bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla … oluşturulacağı, yasanın geçici 2. maddesine dayanılarak çıkarılan … Yönetmelik’inin 16/c maddesinde ise zarardan sorumlu olan kişilere, hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle rücu hakkının kullanılacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda; davaya konu kazada ölen kusurlu araç sürücüsünün eşi ve çocuğu olan davacılar, zarar gören 3. kişi sıfatıyla tazminat alacaklısı olmakla birlikte aynı zamanda ölenin mirasçısı sıfatıyla zarar nedeniyle borçludur. Dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusuru ile sebebiyet verdiği her türlü zararı ödemek durumunda kalan …, araç sürücüsünün eşine ve çocuklarına ödemek zorunda kaldığı tazminatı, araç sürücüsünün mirasçıları olması nedeniyle davalılardan isteyebilecektir. Bu halde davacının rücu hakkının bulunduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken, hukukun yanlış uygulanmasıyla, davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz isteminin miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi hükmünün BOZULMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.