Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/3864 E. 2023/6671 K. 02.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3864
KARAR NO : 2023/6671
KARAR TARİHİ : 02.10.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 01.08.2019
SAYISI : 2006/544 E., 2009/114 K.
SUÇ : Dolandırıcılık

… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.08.2019 tarihli ve 2006/544 Esas, 2009/114 Karar sayılı ek kararının itiraz edilmeksizin kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/34726 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/61273 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/61273 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“05/08/2017 tarihli ve 30145 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 7/12. maddesinde yer alan, “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmez.” şeklindeki,
Aynı Yönetmeliğin 29/7. maddesinde yer alan, “Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez.” şeklindeki,
Anılan Yönetmeliğin 29/6. maddesinde yer alan, “uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır.” şeklindeki,
Bahsi geçen Yönetmeliğin 29/5. maddesinde yer alan, “Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir.” şeklindeki,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesinde yer alan, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.” şeklindeki,
Aynı Kanun’un 21/1-2. maddesinde yer alan, “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde;
Kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdii edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da öncelikle 7201 sayılı Kanun’un 10/1. maddesi uyarınca muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa aynı Kanun’un 10/2. maddesi gereğince muhatabın mernis adresinin tespitini yaparak tebligat zarfı üzerine adresin mernis adresi olduğu ve 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca işlem yapılması belirterek tebliğ yapması gerektiği;
Somut olayda, 13/02/2017 tarihli uzlaştırma raporunda; taraflara gerekli ihtar yapılarak uzlaşmaya davet edildiği, fakat müşteki … ve sanık …’nun uzlaşma müzakereleri için iletişime geçmediği, müşteki Ali …’ın uzlaşmak istememesi sebebiyle uzlaştırma işleminin sağlanamadığı belirtilmiş ise de;
Sanığın 02/10/2007 tarihli celsede adresini beyan ettiği, fakat daha sonra 21/06/2012 tarihli dilekçesi ile adresini … olarak bildirdiği, uzlaştırma bürosunca sanığın bilinen en son adresine tebligat çıkartıldığı, anılan gönderinin iade gelmesi üzerine yukarıda anlatıldığı şekliyle mernis adresi bulunup bulunmadığı sorularak mernis şerhi düşülerek 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince tebliğ yapılması gerekirken, sanığa yapılan tebliğin iade gelmesi üzerine iletişime geçilmediğinden bahisle uzlaşma sağlanamadığı şeklinde rapor düzenlendiği, ayrıca müşteki …’ın 26/03/2007 tarihli celsede alınan beyanı sırasında bildirdiği …..” adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesine göre tebligat yapılmadan, “… şeklindeki adresine bilinen adres sıfatıyla yapılan tebligatın usulsüz olduğu cihetle, uzlaşma sağlanamadığı şeklinde düzenlenen raporun usulünce tanzim edilmediği gözetilmeden, yazılı şekilde aynen infaz kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2009 tarihli ve 2006/544 Esas, 2009/114 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, “…sanığın atılı suçu tek hareketle birden fazla mağdura karşı ve kısa zaman aralıklarıyla zincirleme şekilde gerçekleştirdiği…” gerekçesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ve 52 nci maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bahse konu hükmün, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 14.03.2012 tarihli ve 2012/1000 Esas, 2012/31818 Karar sayılı ilamı ile temyiz isteminin reddine dair ek kararının onanması suretiyle kesinleştiği belirlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmıştır.
3. Cumhuriyet Başsavcılığının, uzlaşma hükümlerinde yapılan değişiklik doğrultusunda bir karar verilmesini talep etmesi üzerine dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmiş ve uzlaştırma işlemleri sonrası … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.08.2019 tarihli ve 2006/544 Esas, 2009/114 Karar sayılı ek kararı ile “…hükümlü hakkında uzlaşma işlemlerinin sağlanamadığı…” gerekçesiyle cezanın aynen infazına karar verilmiştir.
4. 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında; “Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.”, aynı Kanun’un 254 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas
ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.
…”
Hükümleri yer almaktadır.
5. 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin yedinci fıkrası; “Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir”
Şeklinde düzenlenmiştir.
6. Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(3) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir. (4) Birden fazla suç olmasına rağmen kanunda tek ceza öngörülen hâllerde her suç için ayrı ayrı uzlaştırma yapılır.
” denilmektedir.
7. Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 29 uncu maddesinin altıncı fıkrasında, “Uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır. Bu işlem uzlaştırmacının, büroya başvurarak teklif formunu vermesi üzerine gerçekleştirilir.
” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
8. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” ve aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası da; (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
9. 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; ” (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. (2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci
fıkra hükmü uygulanır.”
Hükümleri yer almaktadır.
10. Zincirleme suç durumunda aynı suçun birden fazla işlenmiş olması söz konusudur. Ancak bu suçlar, aynı suç işleme kararı kapsamında işlenmekte ve aralarında sübjektif bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil tek bir ceza verilmekle birlikte, verilen bu cezanın miktarı artırılmaktadır.
11. İşlenen suç dolayısıyla aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanması sonucu sanığa tek bir ceza verilip, bu cezanın 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırılması durumunda her mağdur yönünden ayrı ayrı uzlaştırma işlemleri yapılarak, sonucuna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmelidir. 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin yedinci fıkrası uygulanarak mağdurların tümünün uzlaşmayı kabul etmesini aramak için işlenen suçun tek ve o suçtan mağdur olanların ise birden fazla olması gerekmektedir. Aynı neviden fikri içtima halinde, gerçekte fiiller tek suç haline gelmemekte, yalnızca 5237 sayılı Kanun’un özel düzenlemesi gereği sanığa tek ceza verilmektedir. Nitekim Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Birden fazla suç olmasına rağmen kanunda tek ceza öngörülen hâllerde her suç için ayrı ayrı uzlaştırma yapılır.
” şeklindeki hüküm de bu hususu teyit eder niteliktedir.
12. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca, kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaşma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaşma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebligat çıkartması, tebligatın iade edilmesi durumunda da muhatabın MERNİS adresinin tespit edilerek MERNİS şerhi ile 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında; dosyanın uzlaştırma işlemlerinin yapılması için uzlaştırma bürosuna gönderildiği, uzlaştırma raporunun incelenmesinde, şikâyetçi … Bayraktar uzlaşmak istediğini beyan etmiş, şikâyetçi Ali … uzlaşmak istemediğini söylemiş olup, sanığın bilinen adresine gönderilen tebligatın iade edildiği, ancak dosya kapsamında MERNİS adresine aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan herhangi bir tebligata rastlanmadığı, yine şikâyetçi …’ın bilinen adresinden farklı bir adrese yapılan tebligatın aynı konutta yakınına teslim edildiği belirtilmiş ise de, öncelikle bilinen adresine tebligat çıkarılmasının gerektiği ve yapılan tebligat parçası da dosya içerisinde bulunmadığından, sanık ve şikâyetçi … yönünden uzlaşma tekliflerinin usulüne uygun olmadığı, belirtilen nedenle usulüne uygun teklifte bulunularak, uzlaşmanın kabul edilmesi durumunda şikâyetçi … Bayraktar ve şikâyetçi … yönünden uzlaştırma işlemlerine devam olunması gerektiği anlaşılmakla; kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.08.2019 tarihli ve 2006/544 Esas, 2009/114 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.10.2023 tarihinde karar verildi.