YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/3867
KARAR NO : 2012/29425
KARAR TARİHİ : 12.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanıkların mahkumiyetine dair.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
İddanamede belirtilmesine rağmen mağdur …’ın yaralanması ile ilgili olarak sorumluları hakkında karar verilmediği anlaşılmış ise de; zamanaşımı süresince mahkemesince hüküm verilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; Ancak;
1) Sanık …’in mağdur ve diğer sanıkların beyanlarından elindeki bıçakla mağdur (… oğlu) …’ın yüzüne vurarak yaraladığı anlaşılmakla, mağdur (… oğlu) …’ın yaşamını tehlikeye sokan yaralanmasına neden olup olmadığının ve hayati tehlikeyi oluşturan yarayı hangi sanığın sebep olduğu araştırlarak bu konuda Adli Tıp Kurumun’dan rapor aldırılmadan, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2) Mağdur (… oğlu)…’ın yaralanması sonucu hayati tehlike ile birlikte kemikte kırık meydana gelmiş olup, bu şekilde 5237 sayılı TCK’nin 87/1-d ve 87/3. maddesinde ayrı ayrı yaptırımlara bağlanan iki ayrı sonuç meydana gelmiştir. Bu durumda sanıklar Ali Osman ile İsmet hakkında sadece en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı cezalandırılması gerektiği ayrıca 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinden TCK’nin 87/1-2. maddesine atıfta bulunulmadığı da gözetilerek sanıklar … ile … hakkında TCK’nin 86/1, 87/1-d maddelerinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken ayrıca TCK’nin 87/3. maddesinin de tatbiki suretiyle fazla ceza tayini,
3) Sanık … hakkında iddianamede sadece mağdur (… oğlu)…’ın yaralanmasına yönelik olarak dava açılmasına rağmen mağdur …’nün yaralanmasına yönelik olarak ceza verilmesi,
4) Sanık …’nin temyiz dilekçesinde sara hastası olduğunu belirtip buna ait raporu sunması karşısında, sanığın Adli Tıp Kurumu’na veya bu hususta yetkin sağlık kurumuna sevkedilerek TCK’nin 32/1-2 maddesi kapsamında kalıp kalmadığının araştırılamısında zorunluluk bulunması,
5-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 esas 367 sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanıkların kazanılmış hakkı saklı tutulmak kaydıyla 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.