YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14220
KARAR NO : 2022/17067
KARAR TARİHİ : 14.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın yargı yolu yönünden reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16/06/2020 gün, 2018/6203 E, 2020/3530 K sayılı bozma ilamında “….Dava, konut sigorta sözleşmesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekilince, davalının sorumluluğunda olan rögarın tıkanması ile geri tepen suların sirayeti iddiası ile sigortalı konutta oluşan ve sigortalıya ödenen hasarın tahsili talep edilmiş, davalı tarafça; olay tarihinde binada geri tepmeyi önleyici tedbirlerin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği savunulmuş, mahkemece yerinde inceleme yapılarak alınan raporda, taşınmaz sahibinin atık suyun geri gelmesine yönelik tedbir almadığı belirtilmiş, mahkemece rapor hükme esas alınarak yazılı olduğu üzere karar verilmiştir. Ancak Deşarj Yönetmeliği gereği sigortalı taşınmazda geri tepmeyi önleyici sistemlerin bulunup bulunmadığı, taşınmazın proje ve yapı ruhsatlarına uygun olup olmadığı konularında araştırma yapılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Zararın, davalının sorumluluğunda bulunan rögar hattının yetersizliği sebebiyle meydana geldiği sabit olup, binanın geri tepmeyi engelleyici sisteminin bulunmaması, proje ve yapı ruhsatlarına aykırılık olması gibi hususlar tesis sahibi olan davalının BK 58. maddesi hükmüne göre zarardan sorumluluğuna ilişkin illiyet bağını ortadan kaldırmaz ise de; binada geri tepmeyi önleyici önlemlerin bulunmaması ve projeye aykırılık olması halinde sigortalının davranışları zararın artmasına etken olup 818 Sayılı BK 43 ve 44. maddeleri gereği davacının (sigortalının) müterafık kusuru dikkate alınarak tazminattan belirlenecek oranda indirim yapılması mümkün olabilir.
Buna göre mahkemece yapılacak iş; sigortalı taşınmazın proje ve yapı ruhsatlarının da getirtilerek sigortalı konutta davaya konu su basması olayı nedeniyle binada geri tepmeyi önleyici sistem bulunup bulunmadığı, proje ve yapı ruhsatlarına uygun olup olmadığı konusunda uzman bilirkişi tarafından yerinde keşif yapılmak suretiyle tespiti ile geri tepmeyi önleyici sistemin varlığının ya da yokluğunun, zararın oluşmasına ve artmasına etkisinin olup olmadığının, sigortalının müterafik kusurunun olup olmadığının değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar vermek olup, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” gerekçeleri ile bozma kararı verilmiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde mahkemece dava konusunun idari yargıda çözümlenmesi gerektiğinden yargı yolu yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, konut sigorta sözleşmesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 16. maddesinde ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşların da tacir sayılacakları hüküm altına alınmıştır.
2560 sayılı … Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 5. maddesinde bu kanunun diğer büyükşehir belediyeleri hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir. Belediyeler tarafından özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek ve ticari şekilde işletilmek amacıyla 2560 sayılı Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek için kurulan kurum ve kuruluşlar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 16. maddesi gereğince tacir sayılırlar.
Davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi tacir sayıldığından ve davacı tarafından halefiyet yoluyla davalıya yöneltilen uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığından davaya bakma görevi adli yargınındır. Nitekim Yargıtay kararlarında da bu durum benimsenmiştir. (HGK’nın 21.09.1983 gün ve 1980/1 1-2721; 1983/823 ile 29.11.1995 gün ve 1995/11-647; 1995/1043 sayılı kararları. HGK 2007/4-597 E.-2007/694 K.).
Bu nedenle mahkemece adli yargının görevli olduğu nazara alınarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.